AHMED ARİF

AHMED ARİF’İN HAYATI VE ESERLERİ

Ahmed Arif, 23 Nisan 1923 tarihinde Diyarbakır’ın Hançepek semtinde Yağcı Sokak 7 no’lu evde doğdu.

Babası Arif Hikmet Rumeli’den Kerkük’e görevli olarak gelmiş bir Türk aileye mensuptu. 

Babası o  yıllarda Osmanlı Devleti hizmetinde memur olarak çalışıyordu.

Annesi Sare Hanım devrin ulemasından Şeyh Abdülkadir Cibrali’nin kızı, Erbilli bir Kürt’tü.

Ahmed Arif sekiz kardeşten en küçüğüydü. Asıl  ismi Ahmet Hamdi Önal’dır. “Ahmed Hamdi” dedesinin ismidir; edebi yaşamında kullandığı “Ahmed Arif” ismindeki “Arif” de babasının ismidir.

Babası Arif Bey sivil yaşamda en son olarak Siverek’te nahiye müdürlüğü yaptı.

Çocukluk dönemi Siverek ile babasının vekaleten kaymakamlık yaptığı Harran’da geçti.

Siverek’te o sıralarda şehirde ağırlıklı olarak konuşulan Zazaca olduğu için Zazaca’yı, Karakeçi’de Kürt aşiretleri çoğunlukta olduğu için Kürtçe’yi, Harran’da da Arapça’yı öğrendi.

Annesini 1929 yılında kaybetti. Ahmed Arif’i üvey annesi Arif Hanım yetiştirdi.

İlkokul öğrenimini Siverek’te, ortaokul öğrenimini de Urfa’daki ablasının yanında gördü.

Lise öğrenimini parasız yatılı olarak Afyon Lisesi’nde  sürdürdü.

Lise hayatında  edebiyat bilgisini artırmak için iyi bir ortamla karşılaştı. Afyon Lisesi’nde  henüz öğrenciyken kaleme aldığı şiirlerden ilki, Afyon Halkevi dergisi Taşpınar’da Kasım 1942’de 94’üncü sayısında yayınlandı.

1943 yılında liseyi bitirdi.

Liseyi bitirdikten sonra Uşak’ta ağabeyi Muhammed Necati’nin yanında bir süre kaldı. Babasının emekli olup Diyarbakır’a taşınması üzerine Ahmed Arif Diyarbakır’a gitti.

Daha sonra askere giden Ahmed Arif, Riva’da yedek subay olarak yaptığı askerlikten 11 Mart 1947 tarihinde  terhis oldu.

Üniversite eğitimi için Ankara’ya gitti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi felsefe bölümüne yerleşti fakat bu bölümden  mezun olmadı.

Faruk Nafiz, Ahmed Muhip, Ahmed Hamdi, Cahit Külebi, Behçet Necatigil gibi o dönemin ünlü şairlerinin etkisinde kalarak şiirler yazdı.

İnkılapçı Gençlik ve Meydan dergilerinde yayınlanan şiirleriyle ismini duyurdu. Attilâ İlhan’ın düzenlediği ve Varlık dergisinin yayınladığı şiirler 1948 isimli antolojide bulunan Rüstemo başlıklı şiiri ilk şiiri kabul edilmektedir.

1948 yılında Dışişleri Bakanlığı tarafından açılan sınavda başarılı oldu; fakat yurtdışına gönderileceği sırada Palmiro adlı bir şiiri dolayısıyla gözaltına alındı.

İtalyan komünist lider Palmiro Togliatti’nin öldürülmesi üzerine kaleme aldığı henüz bitmemiş bu şiirin müsveddeleri çalınıp çoğaltılması ve nüshaların bir arkadaşının evinde bulunması üzerine Ahmed Arif ve bazı arkadaşları hakkında yargı süreci başlatıldı.

Ahmed Arif daha sonra serbest bırakıldı. Ahmed Arif, bu süreç gerekçe gösterilerek  işe alınmayınca Danıştay’a başvurdu ve Merkez Bankası’nda bir işe yerleşti. Bir yandan memuriyeti, diğer taraftan da eğitimini sürdürdü.

Şair, 1943 yılında Van’da gerçekleşen  Muğlalı Olayını konu edinen bir şiir yazdı.

Bir ağıt olarak hazırladığı, hiçbir zaman yayınlamayı düşünmediği 33 Kurşun adlı şiir, çok kısa sürede elden ele dolaşarak bilinen bir şiir oldu. 

1950 yılında Türk Ceza Kanunu’nun 141’inci maddesine aykırı davranmak iddiasıyla, 1952 yılında gizli örgüt kurma iddiasıyla iki defa tutuklandı.

Tutukluluğu esnasında Ankara’dan İstanbul’a nakledildi ve Sansaryan Han’da işkence gördü.

38 ay tutukluluk sürecinden sonra yargılanarak iki yıl hapis cezası ve sekiz ay Urfa’da gözetim altında kalma  cezası verildi.

Bu cezayı yargılanmadan önce fazlasıyla çektiği için 7 Ekim 1954 tarihinde tahliye edildi. Sekiz ay devlet  gözetimi altında tutulma cezasını Diyarbakır’da çekmeyi talep etti.

Kız kardeşinin öğretmenlik yaptığı Diyarbakır’a gitti orada tuğla ve kiremit fabrikasında katiplik yaptı.

Kamu gözetimi cezasını bitirdikten sonra Ankara’ya döndü. 1954 ve 1959 yılları arasında platonik aşkı  olan Leyla Erbil’e mektuplar yazdı.

Yükseköğrenimini tamamlama olanağını bulamayan Ahmed Arif, 1956 yılından itibaren Medeniyet, Öncü ve son olarak da Halkçı gazetelerinde redaktörlük yaptı.

1967’de Ankara’da tanıştığı Aynur Hanım’la hayatını birleştirdi. Bu evlilikten 1972’de oğlu Filinta doğdu. Uzun süre TKP Ankara il komitesi içinde çalıştı.

1960’lı yıllarda Fikret Otyam’ın röportajlarına Ahmet Arif’in şiirlerinden bölümler eklemesiyle edebiyat alanında ünü yayıldı.

Şiirlerinin toplandığı tek kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim 1968’de yayın hayatına girdi.

Şairin tek kitabı olan bu eser, çok yoğun bir okuyucu ilgisiyle karşılandı ve altmıştan fazla basımı yapılarak Türkiye’de en çok basımı yapılan şiir kitapları arasında yerini aldı.

Pek çok şiiri Ahmet Kaya, Cem Karaca gibi sanatçılar tarafından  bestelendi. 

Ahmet Arif  halk arasında da sevilen  ve sayılan bir kişiydi. Yaşadığı çoğrafyanın karakteristik özelliklerini şiirlerine yansıtmıştır. Hasretinden Prangalar Eskittim’den sonra şiir  yazmadı.

Ahmed Arif, 1977’de gazetecilikten emekli olduktan sonra yaşamını Ankara’da devam ettirdi.

Cemal Süreya, Canip Yıldırım, Cemalettin Ünlü, Muzaffer Erdost, Nedret Gürcan, Adnan Binyazar ve aile yakınları haricinde kimseyle görüşmedi. 

Yıllar boyu gazetelere veya dergilere demeç vermeyen herhangi bir açıklama yapmayan Ahmed Arif, 1989 yılında şair ve gazeteci Refik Durbaş ile görüştü.

Refik Durbaşla yaptığı söyleşi, önce Cumhuriyet gazetesinde yayınlandı daha sonra  kitap haline getirildi. 

Şair, Ankara’daki evinde, 2 Haziran 1991’de kalp krizi geçirmesi sonucu hayatını kaybetti. 

Eserleri:

-Hasretinden Prangalar Eskittim, Everest yayınları, 2006.
-Yurdum Benim Şahdamarım, Everest yayınları, İstanbul, Kasım 2005

Bazı Şiirleri:

-Hasretinden Prangalar Eskittim
-İçerde
-Kara
-Karanfil Sokağı
-Leylim Leylim
-Merhaba
-Otuz Üç Kurşun
-Sevdan Beni
-Suskun
-Unutamadığım
-Uy Havar!
-Vay Kurban
-Yalnız Değiliz

Bazı Bestelenmiş Şiirleri:

-Akşam Erken İner Mahpushaneye – Cem Karaca
-Ay Karanlık: Ahmet Kaya – Maviye Çalar Gözlerin
-Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi: Cem Karaca
-Hasretinden Prangalar Eskittim: Ahmet Kaya
-İçerde: Rahmi Saltuk – Dağlarına Bahar Gelmiş Memleketimin
-Kara: Grup Ekin – De Be Aslan Karam
-Otuzüç Kurşun: Cem Karaca
-Sevdan Beni: Fikret Kızılok
-Suskun: Fikret Kızılok
-Unutamadığım: Grup Baran
-Uy Havar!: Ahmet Kaya
-Adiloş Bebe: Grup Yorum

Bernamegeh Türkçe / bernamegeh@gmail.com

AYRICA BAKIN

Şovenizmin tehlikeleri nelerdir?

Şovenizmin bir dizi tehlikesi vardır ve bunlar genellikle toplumlar arasındaki ilişkileri bozabilir, barışı tehdit edebilir …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!