DENGBÊJLER VE DENGBÊJLİĞİN TARİHİ ÖNEMİ

DENGBÊJLER VE DENGBÊJLİĞİN TARİHİ ÖNEMİ

BARIŞ ÇİÇEK

Özet
Bu çalışma, Mezopotamya coğrafyasında yaşanan dengbêj kültürünün yapı taşları ve farklı sanat dallarına olan etkisini anlatmaktadır. Dengbêjler hangi şartlar altında yaşadığı ve sanatını sergiledikleri alanlar ele alınmıştır. Dengbêjliğin ana kaynağı olan; aşklar, göçler, savaşlar ve diğer doğal,toplumsal olayların dengbêj ruhuna yansımalarının evrensel boyutunu içerir. Bu sanatın, toplumdaki yeri ve bu sözlü tarihin folklorik süreçleri temalandırılmıştır. Mezopotamya için dengbêjlik bir can suyu niteliğindedir. Yazı dili üzerindeki baskılar, yasaklanmalardan dolayı dengbêjlik bütün bir kültürün bekçiliğini üstlenmiştir. Bu “bekçilerin” biyografileri ve röportajları yer almaktadır.

Giriş
Bilge ozanlar olan dengbêjler, Kürt tarihi boyunca belleğinde yer edinmiş önemli olayları destansı kılamlarla(türkülerle) insanın ruhunu saran ve etkileyen bir tarzda söylemişlerdir. Yazının kullanılmadığı dönemlerde toplumsal olayları hep canlı tutup önceki kuşakların bıraktıkları mirası,her yeni gelişmeyle beraber bir sonraki kuşağa aktararak 20. yüzyıl sonlarına kadar süren, gelişmiş bir sözlü edebiyat geleneğini oluşturmuşlardır.”Bizim eserimizi bizden alsınlar. Nasıl ki biz Evdalê Zenikê’den aldık, onlar da bizden alsınlar.”[1]Kürtlerde yazının yaygınlaşmasına kadar bu önemli misyonu taşıyarak, yazılı Kürt edebiyatının temelini oluşturan destanların,kılamların,hikayelerin ve masalların önemli bir bölümünü günümüze kadar ulaştırmışlardır. Medrese de eğitim görmüş şairlerin eserleri bu istisnanın dışındadır.
Halk arasında zengin ve etkileyici bir anlatıma sahip, belleği güçlü dengbêjlere değer verilir,dolayısıyla bu işi en iyi yapanlar dengbêj sıfatını alırlar. Bu sıfat daha çok erkekler için kullanılır. Dengbêji özelliklerden kılamlar icra eden kadın sanatçılar olsa da, onlar için daha çok stranbêj(türkücü) sıfatı kullanılmıştır.Ama buna rağmen bir çok kadın dengbêj de vardır. Çok renkli ve çok lehçeli olan Kürt toplumunda birbirinden farklı kılamlar vardır. Bazı kılamların ezgilerinde,bölgeden bölgeye farklılıklar olsa da,geneli birbirine benzerdir. Bu farklılıklar çoğu zaman her dengbêjin kendine has olan söyleyiş üslubundan ve icra ettiği kılama kattığı dramatik öğelere yer verdiği renkli tondan kaynaklanır.

Geleneksel Kürt müziği tek sesli(monofonik) ve vokal bir karaktere sahiptir. Dengbêjlik ve kılam özellikle Serhat bölgesinde Evdalê Zeynikê ile en özgün halini almış,buradan tüm Mezopotamya coğrafyasına yayılmıştır.”Kürt kılamlarına yoğun bir lirizm katmış ve Kürtlere özgü bir lirik üslup oluşturmuştur”[2].Evdalê Zeynikê’den sonra gelen kuşak ,o zamana kadar kılamları belli ezgilerle ve enstrümansız söyleyen dengbêjlerin aksine meyi de kullanmaya başladırlar. Meyi kullanan biri de Şeroyê Biro’dur. Her kılamın bir ezgisi vardır ve kılam o ezgiyle bir bütün olarak dengbêjlerin hafızasında yer alıyordu.”Bir dengbêjden herhangi bir kılam isteyin, size sözcükleri hemen sıralayamaz, önce ezgiyi mırıldanır sonra sözleri düz olarak sıralar. Çünkü o kılam uçar gider. Bu kovalamaca müziğin araya girmesiyle son bulur.” [3]

Amaç:
Bu çalışmanın amacı, dengbêj kültürünün tarihsel gelişimini ayrıntısıyla ortaya çıkarıp, Mezopotamya coğrafyasında iz bırakan bu sözlü geleneğin önemini anlatmaktır.
Problem:
Dengbêj nedir, kimdir, kültürü nasıldır, dengbêjlerin sanata olan bakış açıları ve hangi coğrafyada yaşadıkları gibi soruların cevapları aranmıştır.
Yöntem:
Biyografik, coğrafik ve tarihsel özellikler baz alınarak yazılmıştır. Dengbêjlerle yüz yüze görüşmeler yapılıp düşünceleri ele alınmıştır.
Verilerin Analiz Edilmesi
Kitap ve belgelerden elde edilen ham veriler “içerik analizi tekniği” kullanılarak analiz edilip yorumlanmıştır. Ayrıca, araştırma bulguların iç güvenirliğini ve geçerliğini artırmak amacıyla dengbêj görüşlerinden yararlanılmıştır.
Sonuç
Sözlü tarihin büyük ustaları olan dengbêjler, her ne kadar zor koşullar altında olsa bile sanatını sergiledikleri bilinmektedir. Bu zor koşulları en aza indirgemek amacıyla bazı kurum ve kuruluşlar çalışmalarını sürdürmektedir. Örnek vermek gerekirse; Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi(DBB) tarafından açılan Dengbêj Evi(Mala Dengbêja), dengbêjlerin yok olmasını engelleyecek bir adım. Kürt kültür, edebiyatı ve tarihi yüzlerce yıl süre gelen bu sanatı, icra etmiş olan dengbêjlerin katkısı gözle görülür kadar büyüktür. Homeros’un tarihi anlayışıyla bağdaşan dengbêjlik, tarihin birçok karanlıkta kalmış olaylarını aydınlığa çıkarmıştır.

Dengbêj Nedir?
Dengbêj sözcüğünün kelime anlamı; deng ‘ses’, bêj ‘söyle’dir.[4] Bu kelime, sözün ahenkle icra edilmesini sağlayan kişi anlamında kullanılmıştır. Dengbêjler genellikle köyden köye dolaşarak, hayatlarını söyledikleri destanlar, kılamlar, ilahiler ve hikayeler ile sürdürmektedirler. Bazıları erbane(tef), bılur(kaval) gibi çalgılarla söyleseler de, dengbêjlerin çoğu herhangi bir çalgı aleti kullanmadan, gırtlak gücüne dayanarak sanatlarını icra ederlerdi. Kahramanlıkların anlatıldığı ve ‘şer’ denilen sıtranlardan(şarkı) avcılığa, baharın güzelliği ‘kılam’lardan, düğün ve eğlencedeki mutluluktan, zaferlerin heyecanına kadar, hastalıktan kaynaklı acılardan,haksızlık ve bir çok konu, değişik şekillerde sanatsal olarak sözlü Kürt edebiyatında yerini almıştır.
Dengbêjlerin tarihçi rölü olmasıyla beraber sözlü kültürün en büyük temsilcileridirler. Dengbêjleri içten yaşayarak en geniş araştırmayı yapan Mehmed Uzun, dengbêji şöyle tanımlar:”Dengbêj sesi kelam, kelamı kılam, türkü haline getindir.Tıpkı yazılı edebiyatın ilk Homeros’u gibi.”[5] Hikayelerinin temeli ayrılık üzerine kuruludur;yani kavuşma olmaz. Birçok dilde anlatılan ve dinleyenin hep kendisini o kahramanın yerine koyduğu hikayelerin benzerini dengbêjlerden de duyuyoruz. Bu hikayeler birçok yönüyle önemli. O toplumun ya da o dili konuşan halkın kültürü, değer yargıları, yaşam biçimi, alışkanlıkları ve yaşama bakış açısı yansıyor. Doğanın güzelliğini bulundukları coğrafyanın verimliliğini ve bereketini anlatırlar. Evdalê Zeynikê ayrılığı ve hastalığı kılamlarına şöyle yansıtıyor:

Turna, hey turnam, bu Iğdır ovasının
Nazlı turnası,turnam
Arıkuşları okuyor şimdi Sürmeli Ali Paşa divanında,
Bülbüller okuyor bu eyvanda,
Geçer yıl şu zamanlar Evdalê Zeynıkê’ydim ben,
Yeryüzünün arıkuşuydum ben,
Gün ışığının bülbülüydüm ben,
Acem sınırında oturan ben,
Atların süvari, Gulê’nin nazlı edasının
Aşığıydım ben, Gulê, bahtsız Gulê, körüm, ben körüm,
Derman hani Gulê?

Tarihçesi çok eski olan dengbêjlik kültüründe, dengbêjler en çok beylik veya yerel cemaatlarda doğaçlama biçimi ile sağ veya sol elini kulak tozuna dayayıp bir parmağını da bir kulağına tıkayıp, diğer kulağını açık tutmak suretiyle, ya bilinen bir ezgiyi veya doğaçlama yolu ile içten geldiği gibi, kendi sanat becerisiyle bunu melodik şekilde dillendirir. Dengbêjlerin söz oyunu yaparak birbiriyle atıştığı da çoğu defa görünmüştür. Türk Halk Edebiyatı’nda âşıkların(ozanların), türkülerinin son kıtasında mahlasını(kendi adı) kullanması gibi dengbêj kılamlarında da mahlas bölümü vardır. Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde Mezopotamya’da gördüğü dengbêjleri Anadolu ozanlarıyla birçok ortak noktası olduğunu vurgulamıştır.”Bazı yörelerde dengbêjlere; mıtırb, mıtrıb, mırtıb, âşık, begzade ya da gewende denir.Ama özü itibariyle yaptıkları iş, üstlendikleri misyon değişmez.”[6]

Êrivan Radyosu’nun Dengbêji Önemi
Êrivan Radyosu, Ermenistan’nın başkenti Erivan’da bulunur ve halen çalışmalarını sürdürmektedir.1923’te Cumhuriyetin kuruluşundan sonra meydana gelen baskı ve yasaklamalar sonucu birçok dengbêj farklı ülkelere sürgün edilmiş, bazıları da göç etmiştir. Ermenistan’a göç eden ve orda bulunan birkaç dengbêjin kılamlarını Êrivan Radyosu’nda söylemesi ve daha sonra birçok dengbêjin de gelip katılması sonucu büyük bir sanat dillendirme merkezi haline geldi. Dengbêjlerin kapılarını dünyaya açmasına zemin hazırlayan en büyük adım, Êrivan Radyosu’nda yaptıkları çalışmalardır. “Şeroyê Biro, Karapêtê Xaço, Aram Tigran, Feyzoyê Rıza, Reşidê Baso, Egidê Cımo, Silêmanê Mecîd, Hemîdê Mecîd,Efoyê Esed ve Ayşe Şan, Meryem Xan gibi kadın dengbêjler ilk kez sesini duyacak büyük kitlelere kılamlarını söylemişlerdir.”[7] Burda yapılan çalışmalar sonucu ilk kez kılamlar ses kayıt altına alınmış ve birçok coğrafyaya taşınmış. Bu nedenle, Êrivan Radyosu’nun Kürt kültür-sanat ve tarihi bakımından oldukça büyük bir önemi vardır.

Dengbêjlerin Coğrafik Alanları
Dengbêjler farklı coğrafyalarda kendilerini göstermişlerdir. Serhad Bölgesi( Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı, Muş, Erzurum ve çevresi) dengbêjlerin ana üssü denilebilir. Bu bölgenin, özellikle yüksek alanları ve iklim koşulları dengbêjler için ilham kaynağı olmuştur. Serhad Bölgesi’nde yaşayan dengbêjlerin, kılamının melodik ritmi daha hızlı ve diktir. Şakıro bu dengbêjlerin başında gelir. Mardin yöresinin şive farklılığıyla burada sanatlarını icra etmiş dengbêjleri kılamları daha yavaştır. Huseynê Farê buna örnek gösterilebilir. Diyarbakır yöresinde ise daha akıcı bir makam vardır. Bu makamın ritmi yumuşak olup Serhad dengbêjlerinden sonra önde gelen önemli dengbêjlere sahiptir.” Daha önceki kadın dengbêjlere sıtranbêj denildiğini ve ilk kez bu yörede bir kadın için dengbêj sıfatı kullanılmıştır: Dengbêj Ayşe Şan.”[8] Batman yöresinin kılam makamları ise Serhad ve Diyarbakır yöreleri makamının ortasındadır. Bu özelliğiyle her şivenin kılamlarını ahenkli bir şekilde dillendirebiliyorlar. Karapêtê Xaço bu yörenin en önemli dengbêjlerinden bir tanesidir.
Mezopotamya coğrafyasında doğan dengbêjlik burada sınırlı kalmamıştır. Diğer yandan özellikle, Ermenistan, İran, Irak, Suriye, Rusya(eski adıyla Sovyetler), Avrupa ve daha dünyanın bir çok yerinde dengbêjler sanatlarını icra etmişlerdir.

Modern Sanat ve Dengbêjlik
Dünyada her kültürün çözülme ya da değişime uğraması kaçınılmazdır. Mezopotamya coğrafyası için de aynı şey geçerlidir. 20. Yüzyılın sonlarına kadar da Kürt toplumunda dengbêjler ön planda iken Kürt kültürünün farklı kültürlerden(daha çok batı) etkilenmesi sonucu homojen ve sentez bir sanat ortaya çıktı. Özellikle metropollere okumaya giden Kürt öğrenciler bu yeni sanatın temsilcileri oldu. Ama Avrupa’ya sürgün edilmiş ya da göç etmiş önemli Kürt aydınları ve sanatçılar da bu yeni akımdan etkilenmiştir. Kürt toplumunda önemli bir yere sahip olan Mıhemed Şêxo gibi bir sanatçıyı örnek alarak müziğini yapan Ciwan Haco daha sonra modern müziği de içselleştirerek yepyeni bir akım ortaya çıkardı.[9] Modern müziğin, Kürt toplumun tüm alanlarına yayılırken batı müziği her alanda kendini göstermeye başladı. Bu süreç içerisinde dengbêjlik sekteye uğrayıp farklı müzik dalları ortaya çıktı. 1980’lere kadar süregelen sade dengbêjlik erimeye başlayıp yerini modern müziğe bıraktı.
Kürt müziğinin sade modernite üzerinde kurulu bu zamanları yaşarken bazı organizatörler ticaret amaçlı denggbêjliğe de el uzatmaya başladılar. Bu amaçla şehirlere, sözde kültürel etkinlikler için getirilen dengbêjler ayak uyduramayıp yok olma sürecine giriyorlar. Bunu engellemek amacıyla en büyük adımı atan, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi(DBB) başta olmak üzere Van, Batman, Mardin, Siirt, Şırnak ve Hakkari’de mala dengbêja(dengbêj evi) açıldı. Bu proje kapsamında, halkın tüm kesimi hem dengbêjleri dinleme olanağı bulup hem de ticaret dışı bir sanatın gelişmesine olanak sağlanmıştır.

Röportaj
Diyarbakır’da Dicle Fırat Kültür Merkezi(DFKM) bünyesinde çalışmalarını sürdüren dengbêjlerin başkanı Dengbêj Îsmail ile bir mülakat: (İhsan Colemergi,Dengbej İsmail ile Röportaj, 2011)

Dengbêj kültüründe geçmiş ile bugün arasında fark ne var?
Geçmişte dengbêjler değerliydi. Eskiden düğünler dengbêjsiz olmazdı. Davul-zurna olmadığı için dengbêjler söylerdi. Bildiğimiz gibi söylemezlerdi, biri söyler diğeri arkasından tekrar ederdi düğünlerde. Dengbêjler kılam söylemeye başladıklarında insanlar oturup saatlerce dinlerlerdi. Şimdi ise, insanlar, dengbêj anlatmaya başladıktan kısa bir zaman sonra kalkıp gidiyor.dengbêje, kılama saygı vardı eski zamanlarda Batman’da yaşayan bir dengbêj yabancı bir köye gitmiş ama onu kimse evine almamış, o da bir taşın üstüne oturup başlamış kılam
okumaya. Köy ağası onu dinledikten sonra çok beğenmiş almış atın sırtına bindirmiş ve gezdirmiş.
Gençlerin kendi kültürüne sahip çıkmasını istiyoruz. Yoksa bizden sonra dengbêjlik kalmayacak. Dengbêjlik kolay gelmedi bugünlere. Tam on beş yıl ağzımı açmadım, kılam söylemedim. Çünkü, yasaktı. Benim iki yüzün üzerinde dengbêj kasetlerim vardı. 12 Eylül darbesiyle yasaklanınca alıp kasetleri toprağa gömdüm. Devlet yasaklamıştı fermanê dewletê girane(devletin fermanı ağırdır). Kürtçe anadilimizdir, bu yüzden herkes sahip çıksın yoksa dengbêjler biter.

Söylediğiniz kılamların kaynağı nedir?
İnsanlardı, ölüm ve acılar yaşandığında kılam söylemeye başlarlar. Çekilen acılardan dolayı dengbêjler çok kılamlar okumuşlardır. Mücadelede yaşamını yitirenler üzerine söylenir. Şeyh Sait ile birlikte ayaklandığı için Bitlis’te asılanlar üzerine söylenir.Kaynak çok.

Dengbêjler sadece acıyı mı söyler?
Hayır. Birbirini sevenler üzerine de kılamlar vardır. Aşkı, sevgiyi anlatan kılamlar daha fazladır.
Dengbêj için aşk nedir?
Dengbêjler aşksız söyleyemezler, aşk onu tutar, başlar söylemeye. Şimdi beni bir aşk tutsa başlarım söylemeye. Kılam, bir anda olur, planlayayım, söyleyeyim diyerek olmaz; bir anda içine doğuyor, söylemeye başlıyorsun. Yani zamanı yok.
Karşılıklı atışmalarınız oluyor, atışırken neler hissediyorsunuz?
Karşılıklı atıştığımız zaman kendimizi 18-19 yaşındaki gençler gibi hissediyoruz. Karşılıklı, dengbêjler, atıştığı zaman kazanma hırsı olur, birinin pes etmesi gerekiyor. Biri pes edene kadar karşılıklı atışmalar devam eder.
Bir yörenin dengbêjleriyle diğer yörenin dengbêjleri arasında nasıl bir fark var?
Her yörenin dengbêjlerinin makamsal farklılıkları vardır. Serhad’ın makamı daha hızlı ve diktir., Mardin’in daha yavaş, Batman’ın Serhad’a daha yakındır, Diyarbakır’ın daha yavaş ve yumuşaktır. Dengbêj Serhad’dan çıkmıştır. Serhad’da kadın, kız, çoluk çocuk herkes debgbêjdir.

Bugün dengbêjler nerede?
Bugün dengbêjler perişan durumda, maddi durumları çok kötü. Dengbêjlere bugün değer verilmiyor. Eskiden dengbêjler geldiği zaman sabırsızlıkla onların söylemesini bekliyorduk ama şimdi böyle bir şey yok. Gençler bu kültüre sahip çıkmazsa, bizden sonraki nesilleri dengbêjler kalmaz diye düşünüyorum.
Dengbêj Zahıro ile bir mülakat: (Cemil Oğuz, Dengbêj Zahıro ile Röportaj,2011)
İlk kez kaç yaşında kılam söylemeye başladın?
15 yaşımda kılam söylemeye başladım. O zamanlar Muş’tan Diyarbakır’a gittim, doğruva Hazrolu Mihemed’in kahvesine. Burada Dengbêj Şakıro, rahmetli Huseyn, M.Salihê Bênatî gibi insaları tanıdım, hepsini saygıyla anıyorum. Bir de ihtiyar bir dayı vardı, ismini hatırlamadım. Ayrıca Apê Şêxmus diye bir amca vardı, pos bıyıklı, elinde tespihi, her tespih tanesi bir yumurta kadar büyül, şalvar giymiş, cebinde saati asılı, dengbêjler kahvesindeki etkinliği organize ediyordu. İlk kez orda “Huso û Nazê” kılamını söyledim, halk beğendi, “ Ne güzel söylüyor” dediler. Birini daha,birini daha derken dengbêjliğe başladım.

Bu dengbêjlik aşkı nerden geliyor?
Eskiden radyo ya da televizyon yoktu. Ama Êrivan Radosu vardı. Tabi köyde herkesin radyosu da yok. Herkes radyosu olan evlere toplanırdı. Saat 6 dediğinde radyolar açılırdı.o hışırtı içinde Şeroyê Biro’yu dinlerdik. O dengbêjlik aşkı tuttu beni. 15 ya da 16 yaşındaydım. O günden sonra da dengbêjliğe başladım.
İlk söylediğin “Huso û Nazê” kılamını nerden öğrendin?
Bir gün Çaldıran’a gittim.”İran malı oraya geliyor çok ucuz” diyorlardı. Babam gidiyordu, “sende gel” dedi. O gece birlikte kaldığımız yerde ihtiyar biri vardı. Baktım herkes etrafında
toplandı. “Kim bu” dedim,”dengbêjdir” dediler. Bende gencim, işte o dengbêj söyleyince, baktım ki Êrivan Radyosu’nda dinlediklerimi söylüyor. Nasıl bir tastan bir şeyi diğerine boşaltırsan, böyle ezberledim bende o kılamları.

Dengbêjliği nasıl tarif ediyorsun? Herkes dengbêj olabilir mi?
Benim için Kürt kültürü, dili, örf ve adetleri, Kürtlerin başına ne gelmişse işte onları anma, dile getirmedir. Dengbêjlik, yani anne dilidir. Herkes dengbbêj olamaz. Dengbêj, Kürtlerin televizyonudur, edebiyatıdır, dili ve hikayesidir. O yüzden dengbêj dediğinde, ilkin kendi diline sahip çıkmalı, kendi dili ve kültürü üzerine yoğunlaşmalı.
Dengbêjlik ses de, hafızada lazım elbette. İlkin ses. Ses olmazsa olmaz, dengbêj kelimesinin karşılığı “sese yöne veren” anlamına geliyor. Oysa “gotinbêj” ise kelimeleri dile getirendir. Kelimeleri dile getirip konuşabilirsin. Ama ses olmalı. Aşkta olmalı, aşk olmalı ki söyleyesin, ses yön veresin, oynatasın sesini. Dengbêjlik yürekten gelir. Dengbêjerin piri Şêxê Nêrî’dir. Sonra Evdalê Zeynikê’dir.

“Dengbêjlik bitiyor” söylentisine katılıyor musunuz? Dengbêjlikte son durum nedir?
İyi bir soru.Şimdi bir bahçen var, içinde kavun, karpuz, domates, salatalık, patlıcan, biber vs. bir sürü şey var, onu sulamazsan yaz aylarında ne olur? Kurur gider. Dengbêjlik kültürü de böyle bir şeydir. Eğer sahiplenmezsek biter gider. Nasıl sahip çıkılacak, burası gibi, çağırılıp kılamların söylenmesine neden olmalıdır. Başka sefere çağırıldıklarında daha güzel söylenmesi gerekiyor. Böyle olursa biri kalkar onları kaydeder, söyler. O zaman dengbêjlik dirilir. Ama o bahçeyi sulamazsan kurur gider.

Peki Kürtler suluyorlar mı dengbêjlik bahçesini sizce?
Mezopotamya Kültür Merkezi(MKM) öncülüğünde daha iyi olabilir.
Eskiden radyo TV yoktu, dengbêjler kılamlarıyla dili korur, olayları bugüne getirirlerdi. Şimdi radyo ve TV var, dil korunmuş, acaba dengbêjlik misyonunu tamamladı mı?
Hayır. Şimdiye kadar dengbêjlerin de MKM’nin de imkanları yoktu. Bugün Kürtlerin televizyonu var, MKM’nin imkanları var. Dengbêjlere bu imkanı sunabilirsiniz. Bugün Avrupa’da birkaç kişiyi televizyona çıkarıyorlar. Tamam onlarda bizim insanlarımız ama bir iki sözden sonra “Hevalê Şemdîn dur burada yanlış söyledim” diyorlar. Bu oyuncak işi değil ki. Seydo’yu çağırır, Zahiro’yu, Tahsin’i çağır sana Bavê Feqriya’dan başlasınlar, “Siloyê Elo” ye kadar söylesinler.
Şunu demek istiyorum, şimdiye kadar olayların bize aktarıyordunuz. Şimdi gazeteciler bunu yapıyorlar. Bu açıdan dengbêjlik ölüyor mu, yoksa dengbêjlik yöntem mi değiştirmeli?
Evet, ama sadece gazetecilerle bu iş olmuyor. Onlarda olmalı, dengbêjler de. Senin omuzlarına ne yüklenmiş ise onu yaparsın, sana fazla geleni bana verirsin. Herkes kendi döneminin Evdal’ıdır.

Dengbêji Kılamlar(Türküler)

Şerrê Bişarê Seydo

Ez nemame ji mêra ra

De lêxin bavê bavê min, lêxin

Canfidayê mala Bişarê Seydo hûn lêxin

Qundaxê modolîya li erdê xin

Şefeqa sibê ra li qolordîya Qerekilîsê xin

Dûrbîna bavêjin, şemlana vêxin Eskerê Kemal girane revê pêxin

Şûrê wan zabitan jê bistînin

Kopa şewitî da li çerxê xin

Esker gune ne Ç

avê kozî û kulfetê wan li rê ne

Jêkin serê yuzbaşiyan û cendirma bigrin li cercelê xin
Bigrin li ber qolordîya Qerekilîsê bi defê dawetê

Bi muzîqê ji wan bistînin bi eynatê li boriyê xin Wey lo,

wey lo, wey lo, wey lo, wey lo! Ax wey lo, wey lo, wey lo, ez nemame li dinyayê

Nedaîm Beg, Feyzî Paşa, Gazî Kemal nezan e Digo,

“Bajonê pêşiya çar kurdan e” Heyran, were rûnê li ser têl û têlqirafan e

Ez ji te ra bixwûnim secera kurdan e

Em ne çar kurd in, du bira; Seydxan û Elîcan e Dinyayê, zilmê wan zilmekî giran e

Hucûmê wan ser piştê hespan e

Gulê wan tê meriva ji xeyban e

Hewarîya wan tê, meriv dizane melaketê di asîman e

Şerrê wan ne fenanî şerrê Yezîd û Merwan e

Fenanî şerrê dewra berê qehreman û dêwan e

Were rûnê li serê têlan û têlqirafan e

Ji te ra bixwûnim sûretê têla

Ji êvar da bidim yek bi yek medhê mêran e(…)[10]

Türkçesi:

Vurun babam vurun Bişarê Seydogilin can fedaileri vurun

Modolîlerin (Modolî: Bir çeşit uzun namlulu Rus silahı) dipçiklerini yere vurun

Sabahın şafağında Karakilis (Ağrı) Kolordusunu vurun

Dürbünleri atın meşaleleri yakın Kemal’in askerleri ağırdır (çok fazladır) kaçırtın

O subayların kılıçlarını kendilerinden alın

Yanasıca Kop’ta (Muş’un Bulanık ilçesinin Kürtçe adı) çarka vurup bileyin

Askerler günahtır Çoluk çocuklarının gözleri yollarındadır (onlara karışmayın)

Yüzbaşı ve jandarmaların kafasını kesin Alın, dövenlere vurun Alın,

Karakilis Kolordusunun önünde, davulla, düğünle, müzikle onlardan alın, inatla borulara vurun

Wey lo, wey lo… Ben kalmayaydım (öleydim) dünyada….

Nedaim Bey, Fevzi Paşa, Gazi Kemal bilmezler (bizi daha tanımıyorlar)

Diyorlar dört Kürdün önüne sürün (onları kuşatın)

Canım gel tellerin, telgrafların başına geç de

Sana Kürtlerin seceresini okuyayım:

Biz (senin o küçümsediğin) dört Kürt değiliz, zorlu (yiğit) Seydxan ve Elîcan vardır

Zulümleri büyük zulümdür dünyada

(Onların, düşmanlarına) saldırıları at sırtındadır

Kurşunları insanlara gaipten gelir

Sıkıntıda olanların feryatlarına yardıma gelişlerinde, insanlar gökten gelen melekler olarak bilirler onları

Savaşları, Yezit’le Mervan’ın Savaşı gibi değil

İlkçağlar mitolojisinin kahraman ve devlerin savaşları gibidir

Gel tellerin, telgrafların başına geç de

Ben sana okuyayım tellerin örneklerini

Akşamdan başlayayım tek tek yiğitlerin övgüsüne (tanıtımına).(…)

Dengbêj Resoyê Gopala

Evdalê Zenikê
Evdal digo; Temo lawo dilê min ê hînehîn e
Lewma ku alîkî dilê min bi kul e, yek bi qotik e, yek bi keder e, serê
dilê min tev birîn e
Mala felekê xira be çavê bavê te kor e, çavê min nabîne
Mêrê begler ji berê de bext û îtibara wan tunîne
Min digo; qey gava li Evdalê Zeynê, bavê Temo, dengbêjê oda
Surmelî Memed Paşa,
Teyrê ser milê ser qîz û bûka, sîwarê gogerçîn e
Bibe pêsîrtengî temamî malê xwe di ber min de bide, min digo; qey
di çava de tiştek nîn e
Roja ku ji meriv re xirab were ji xeynî Xwedayê meriv pê ve kesekî
meriv tunîne
Evdal digo; Temo lawo tu lezke bilezîne, tu sendeliyê ji bawê xwe
re bîne, li nawa hewşê deyne, bavê xwe li ser bide rûniştinê, pişta
bavê xwe bide dara tiyê ne
Bavê te nola dem û dewranê berê belkî dîsa bavê te yê binuhrîne
Belkî Mehmed Surmelî Paşa min bibe li ser hekîm û dixtora bigerîne
Xwedê çavê bavê te rehet bike, mirad û meqsedê min û Gula Ecem
biqedîne
Temo lez dike dilezîne, sendelyê ji bavê xwe re datîne, bavê wî nola
dem û dewranê berê gêncîtiya xwe bi bîra xwe tîne, dengê xwe
berdide, quling rabûne ji binê beriyê, berê dane welatê Serhedê
dikin qîrîn û wîrîne
Pêşîvangê qulinga pêşiyê li qulinga digre, dengê qulinga dibire,
qulinga li hev û dinê difetilîne
Bang dike paşîvangê qulinga, dibê vê sewta xerîb sewta kê ye
Paşîvangê qulinga dibê qey tu nas nakî eviya sewta Evdalê Zeynê,
bavê Temo, dengbêjê oda Surmelî Mehmed Paşa, teyrê ser milê qîz
û bûka, şairê ruyê dinyayê, siwarê Gogerçîn e
Wê gavê quling bi sê dengan li Evdal dikin qîrîne
Dibê Evdal halê te çiye, ya çi nîn e
Evdal dibê quling tu halê min dibînî çavê min kor bûye, çavê min
nabîne
Quling dibê Evdal xema mexwe emrê Xaliqê alemê rebil alemîn e
Quling dibê Evdal min xewnkî di xewa xwe de diye, min dî ez di xewê
de pir bilind rabûm, ez di nava lewhê mehfûz re derbas bûm, ez ketim
şûna sûretê qedera, min dî qedera te û Gula Ecem tê de nivisî ye
(…)[11]

Türkçesi:
Evdal der ki Temo, oğul gönlüm söylenmektedir.
Çünkü bir yanı yaralıdır, bir yanı elemlidir, bir yanı kederlidir;
gönlümün başı hep beladadır.
Ah feleğin evi yıkılsın Temo, babanın gözleri kör, görmüyorum ki!
Eskiden beri bey olanlara güven olmaz.
Ben zannederdim ki Evdalê Zeynikê, Sürmeli Mehmed Paşa’nın
divanının dengbêji, genç kızların ve gelinlerin omuzlarındaki kartal,
Gogerçin adlı atın süvarisi, bir gün dara düşecek olsa, bey onun
uğruna bütün malını verir. Anladım ki insanın başı dara düştüğünde
Allah’tan başka kimse sahip çıkmaz ona.
Evdal der ki Temo, oğul bir sandalye kap da getiriver babana, beni
avluya oturt ve sırtımı dut ağacına ver. Yine eski zamanlarda olduğu
gibi stran söyleyeceğim. Belki Sürmeli Mehmed Paşa duyar da beni
doktorlara götürüp baktırır. Temo, Allah inşallah babanın gözlerini
iyi eder ve inşallah Acem kızı Gulê’ye kavuşurum.
Temo aceleyle koşup babasına sandalye getiriyor ve avlunun
ortasına oturan Evdal başlıyor gençliğinde olduğu gibi sesini
yükseltip söylemeye… Bu arada turna katarları Serhad ülkesine
doğru kanatlanmış, bağrışa çağrışa sıra sıra uçuyorlar. Öndeki
turna öteki turnaları susturup en arkadaki turnaya sorar; bu ses
kimin sesi diye. Arkadaki turna “tanımadın mı, bu Evdalê Zeynikê,
Temo’nun babası, Sürmeli Mehmed Paşa’nın divanının dengbêji,
genç kızların ve gelinlerin omuzlarındaki kartal, yeryüzünün şairi,
Gogerçin adlı atın süvarisi…
Bunun üzerine turnalar üç ayrı perdeden Evdal’a ses verirler
Öndeki turna der ki; Evdal ne var ne yok, ne durumdasın?
Evdal der; işte halimi görüyorsun, gözlerim kör oldu, göremiyorum.
Turna der ki; Evdal, sıkma canını, sonuçta bu durum, âlemleri
yaratan Allah’ın kaderi, neylersin.
Ve devam etti turna; Evdal bir rüya gördüm uykumda, o kadar
yükseğe uçuyordum ki kaderin yazılı olduğu “levh-i mahfuz”un
ortasından geçiyordum, gördüm ki senle sevgilin Acem kızı Gulê’nin
kaderi birlikte yazılmışlar.(…) Evdalê Zeynikê

Nêçîrvano Lo lo Nêçîrvano, Sekvano bihare li vî berî ha li vî berî Avdalo gelo vê sibengê li vî berî ha li vî berî Sekvano, hey malmîrat tu çawa ji xwedê diwêrî Tu ji malê sar dibî Bozî Çaçanî Kapresî çavreş bêşlike Romê davêjî milê çepê Cotê tajîyê kemê resê xezalî davêjî merezê Gidî gelo tu sêhr bike li qarişi konê mala bavê min rebena xwedê dajo li vî henberî Sekvano Hey malmîrat tu nizanî vê sibengê ez Xezal im, Xezal a Egit im Gerdena min zer e, çepilyê min dirêj e, porê min kej e Nava min qendîl e, zenda min bazin e, tilya min bi gustîl e Sî û sê gulî ser namilya min bune çîte Tu dêna xwe bidê di dêrisê gundê me da bîst û çar eşîrin Hela bala xwe bidê îro çendê me tamam bû bê bextîya meke Vê sibengê ser milê xwe ê çepê bizvire ser ucan li gencê xelkê mêze ke Tu bala xwe bidyê seva xatirê çav û biryê minê reşû belek Di dêrisê gundê me da ketine dawê, wê hê bist û çar serî De lo lo ê lo ê lo lo Nêçîrvano way ez nemînim gidyano lo Sekvano(…) [12] Şakıro

Birkaç Dengbêj Portresi

Karapêtê Xaço(1900-2005):
Garzan-Kamışlı-Erivan üçgenine 105 yıllık bir ömür sığdırmış. Ermeni asıllı en büyük Kürt Kılam icracısı. ‘Filitê Quto’ ailesinin dengbêji. Müthiş bir bellek, binden fazla kilama hükmetmiş ‘Kılıç Artığı’ bir Dengbêj Karapetê Xaço. Asıl adı Karapet Khachatrian (Xaçaturyan) olan Karapetê Xaço, pasaportundaki resmi bilgilere göre 3 Eylül 1900 yılında, o zamanlar Diyarbekir Vilayetine bağlı Garzan Mıntıkası, şimdilerde ise Batman Beşiri’ye bağlı ‘Bileyder’ (Binatlı) köyünde ermeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Resmi olmayan kaynaklara göre ise 1908 yılı doğumlu. Ama Ermenistan Devletinin ona vermiş olduğu pasaport da 1900olduğu yazılı. 7-8 yaşlarındayken, Ermeni tehcirinde anne babası Bileyder köyündeki evlerinin önünde kendisi, kızkardeşi ve ağabeyinin gözleri önünde kurşuna dizilerek öldürülür. Şeyh Said yenilgisinden sonra gelen idamlardan etkilenerek bir gece yarısı kendini Suriye sınırına kaçar. Kamışlı (Qamişlo), Hesekê ve Beyrut’ta yaklaşık 20 yıl yaşar. Fransız Ordusunda 15 yıl paralı askerlik (lejyonerlik) yapar. 1946 yılında Sovyetler Birliği yönetiminin diasporadaki Ermenileri ülkelerine davet etmesiyle, Karısı Yeva ve küçük oğlu Serop ile birlikte 1946 yılında gemi yoluyla Batum üzerinden Ermenistana gider. Ölene kadar Ermenistan Erivan’a bağlı ‘Solxoza Çaran’ (Dördüncü Solhoz) köyünde cocukları, torunları ile beraber yaşadı. Çok sevdiği karısı Yeva’yı 1976 yılında kaybetti. Ama ‘Dengbêjê Kilamên Mêraniyê’ (Kahramanlık Kılamlarının Dengbêji) tipik bir fransız aristokratı gibi sonsuz derecede gururlu biri olarak, yillarca Erîvan Radyosu’na ses vermiştir. Êrivan Radyosu açıldıktan sonra, radyoya çağrılan ilk dengbêjlerdendir. Bişêriyo, Evdalê Zeynê, Endîwere Paytext e, Edûlê, Zembîlfiroş, Genc Xelîl, Salih û Nûrê Filîtê Quto, Mîrzikê Zaza, De Xalo gibi yüzlerce kılamı ileri derecede güzel Kürtçe ile yorumlamasıyla nam saldı ama ‘Lawikê Metînî-Lê Lê Dayikê’ kılamı ile ismi adeta özdeşleşti. Kendisi 2005 yılının Ocak ayında, 60 yıl yaşadığı Erivan’ın Solxoza Çaran köyünde hayatını kaybetti.[13]

Ayşe Şan(1938-1996):
Kasım 1938 tarihinde Diyarbakır’da dünyaya gelen Eyşe Şan; Eşyana Kurd, Eyşe Xan, Eyşana Osman, Eşyana Êlî olarak da bilinir. Müzikte “Taçsız Kraliçe” ünvanıyla tanınır. Anne ve baba tarafı tanınmış ve varlıklı ailelerdendir.1963 yılında ekonomik sıkıntılar nedeniyle sanatın merkezi olarak gördüğü İstanbul’un yolunu tutar. İstanbul’da Kürtçe ve Türkçe konserler verir. ‘Ez Xezalım’ adlı parçasıyla ünlenir, daha sonra çıkardığı Kürtçe-Türkçe ilk kaseti, onun tanınmasına sağlar. Kendi hayatında tanık olduğu yalnızlık ve baskıyı şarkılarında dillendiren Ayşe Şan, yine de bütün acılarını vakur bir şekilde karşılamanın yanında, Ezilmişliğin üstünü örten perdenin arkasını gören, bilinçli bir sanatçı olarak; Ezilmişliğin kendisiyle beraber büyük acı ve keder getirdiğini söyler. Ayşe Şan’ın acı ve keder dolu yaşamına kanser hastalığı eklenir.Ölümünden önce son kez kızını görmek isteyen anneye akrabaları izin vermediği gibi, annesinin mezarını bile bir kez olsun ziyaret etmesine izin verilmez. Bu olay Ayşe Şan’ın hayatında büyük bir yara açar. Ayşe Şan, bu acısını, müzik duygusunda derin izler bırakan bu olay sonucunda ‘Dayikê’ şarkısıyla dillendirir. Bir dönemin bütün gençlerini etkileyerek o dönemin efsanesi haline gelmiştir. Zorluklarla dolu olan hayatı gurbet elde tek başına mücadele ve sıkıntılarla geçmiştir.Ayşe Şan 18 Aralık 1996 yılında İzmir’de kanser hastalığına yenik düşerek, yaşamını yitirdi.[14]

Şakıro(…-1996):
Evdalê Zeynikê’den sonra en çok tanınan dengbêj. Kürtler arasında güzel sesinden dolayı ‘Kewê Ribat’ (Rabat Kekliği) ve ‘Şahê Dengbêjan’ olarak anılan Şakiro (Şakir Deniz) kendisi gibi usta bir dengbêj olan ‘Resoyê Gopala’nın öğrencilerindendir. ‘Şakirê Mezin’ ya da ‘Şakirê Bedih’ adıyla da tanınır. Her ne kadar Erzurum Karayazılı olarak bilinse de, aslen Ağrı (Karaköse) nın Navik köyündendir. 1959 yılında ailesi topluca Adana’ya sürgün olarak gönderildiğinde genç bir delikanlıdır. 1959-1966 yılları arasında toplam 7 yıllık sürgün hayatından sonra 1966 yılında Muş’a dönen aile, 2 sene sonra yani 1968 yılında Erzurum Karayazıya yerleşir. Günlerce durmaksızın kılam söylemesiyle nam salan en büyük Kürt dengbêjlerinden birisi. Ondaki ‘xulxulandin-hawînî’ (gırtlak yapma) çok az dengbêjde görünen özelliklerinden en önemlilerindendi. Sadece Kürdistan’ın dört parçasında değil, kürtlerin bulunduğu her parzemin ve alanda tanınan bir-iki dengbêjden birisidir. Yüzlerle ifade edilen kılamları ile Sözlü Kürt Edebiyatı’na adını altın harflerle yazdıran Şakiro, Gulê Dêran, Şerê Mala Nasir, Eliyê Pûrto, Nêçîrvano, Geliyê Zîlan, Esmer, Kejê ve Sebrê gibi onlarca kılam ile yıllarca her evin en ‘kurdewar’ misafiri oldu. Kürtlere küs olarak 1996 yılında İzmir’de, yokluk içinde aramızdan ayrılan usta dengbêj, daha çok magazin haberleriyle adından söz ettiren türkücü Özcan Deniz’in öz amcası olan Şakiro’nun iki hanımından toplam 6 çocuğu olmuş, ama halen hayatta olanların sayısı 4. Çocuklardan kız olan Türkiye’de, geri kalan 3 erkek çocuk ise Almanya’da yaşamaktadır.15
Evdalê Zeynikê(1800-1913): Mustefayê Hesenê Sileman’ın oğlu olan Evdalê Zeynê’nin annesinin adı Zeynê’dir. ‘Kürtleri Homerosu’ olarak nam salan Evdal, 1800’lü yılların başında Ağrı Tutak’a bağlı Cemalwerdi köyünde dünyaya gelmiştir. Evdalê Zeynê, daha üç yaşındayken babasını kaybeder. Annesinin namıyla tanınması ve anılması bundan dolayıdır. 1913 yılında vefat eden Evdalê Zeynê’nin yaklaşık 110 sene yaşadığı, yazar Ahmet Aras’ın yaptığı ve daha sonra kitaplaştırdığı çalışma sayesinde bilinmektedir. Evdal’ın 110 sene yaşadığı bilgisi Evdal’ın büyük torunu Emerê Zeynê tarafından dile getirilmiş. Kürt Dengbêjlik literatürüne geçmiş onlarca kılam ilk defa Evdalê Zeynê tarafından dile getirilmiştir.16

Meyrem Xan(1904-1949):
Mihemedê Ehmedê Botînin kızı olan Meryem Xan, 1904’te Şırnak’ın Dêrgol köyünde dünyaya geldi. Meryem Xan, sanat eğitimini yayla, şahî, köy, kent ve dengbej toplumu içinde aldı Osmanlı imparatorluğun dağılmasıyla Suriye’ye yerleşir. Kürtçe şarkıları ilk kez kaydedilen kadın sanatçı olarak da bilinen Meryem Xan, 200’ün üzerinde eseri vardır. Bağdat Radyosu’nda uzun yıllar kadrolu sanatçı olarak çalışan Meryem Xan, halkın gönlünde taht kurmayı başardı. Meryem Xan, 1924’te Zaxo’ya gider. Orada Yusif Şemdîn Axa’nın evinde kalır. Büyüdüğü Dêrgol üzerine şarkılar söyler. Ancak hala eşini unutamaması onun içinde sürekli onu acıtan bir sızı olarak kalır. Meryem Xan, 1936 yılında Zaxo’dan Musul’a gider. Bu büyük dengbêj 1949’da Bağdat’ta öldü.17

Şeroyê Biro Erivan Radyosu’nun gür sesli dengbêji Şeroyê Biro’nun ailesi 1915 Ermeni ve Yezidi kıyımından kaçarak Serhad Bölgesinden Kafkasya’ya göç eder. Ermenistan’ın Erivan ve Gürcistan’ın Tiflis’ine yerleşirler. Kendisi Tiflis’te kalıyordu. İyi bir davul ustası olduğu söylenen Şeroyê Biro öldüğünde 80 yaşın üstündeydi. Erivan Radyosu’nda Seîdê Şamedîn, Karapetê Xaço, Reşîdê Baso, Memê Kurdo, Efoyê Esed, Egîdê Têcir, Memoyê Silo, Şibliyê Çaçan, Xana Zazê, Asa Evdile, Egîdê Cimo, Aramê Dîkran ve Silêmanê Mecîd gibi usta dengbêj ve mey ustalarıyla beraber kılam seslendirdi. Xozan Daxê, Ha Bi Leylê, Desmala Min, Gelî Bi Dar e, Lê Meyrê Meyremê kılamları onunla adeta ruh bulurdu ama bir kilam var ki söylendiğinde Şeroyê Biro akla gelir o da ‘Hekîmo’dur. Şeroyê Biro, çok ünlü iki dengbêjin de amcasıdır; Hemidê Mecîd ve Feyzoyê Rîza. Hemîdê Mecîd, en az Şeroyê Biro kadar usta olan Mecîdê Faris’in oğludur. Şeroyê Biro yaşamının son demlerine kadar bile Tiflis’in bir köyünde ırgat olarak çalıştı.18

Baqî Xido (1920-……) 1920 yılında Suriye Kürdistanı’nın Kobani kasabasında doğmuştur. 1955 yılında bir hastalıktan dolayı dengbêjliği bıraktığı söylenir. Dengbêjlerin çoğu gibi ömrü boyunca ‘bir kuru ekmeğe muhtaç’ kaldı. ‘Derwêşe Evdî’, ‘Delale Edûle’, ‘Bêmal’, ‘Mem û Zîn’ ve ‘Lo Dilo’ gibi onlarca kılam onun dilinde Kürdistan’ın dört parçasına yayıldı. Kürtlerin hemen hemen hiς yapmadığı bir olay gerçekleşti; yaklaşık 600 aydın, yazar, öğrenciden oluşan bir kitlenin huzurunda Baki Xıdo ödüllendirildi. Onurlandırma ve ödül töreni, Halep Üniversitesi öğrencileri tarafından, aynı isimli üniversitede yapıldı. Baqi Xıdo, sadece doğup büyüdüğü çevrede değil, aynı zamanda Suruç Ovası, Urfa, Antep dolaylarında da çok tanınan usta bir dengbêjdir. Hala yaşıyor.19 [15]

Zahiro (1950-……) Dengbêj Zahiro (Zahir Koçu) 1950 yılında Diyarbekir’in Silvan(Farqin) ilçesinde dünyaya gözlerini açar. Aslen ‘Bekirî’ aşiretindendir. 15 yaşında iken ailesi Diyarbekir’den Muş’un Bulanık (Kop) ilçesine göç eder. Kendi deyimiyle aslen Silvan’ın Kinyada köyündendir. 10 çocuk babasıdır. 35 yıldan uzun bir süredir kılam ve stranlarla iç içedir. Kendisine Evdalê Zeynê’yi ve Reso’yu örnek alır. İlk defa 20’li yaşlarındayken toplum karşısına geçip ‘Heso û Nazê’ kılamını seslendirir. Usta Dengbêj Ferzê’nin divanında bulunur. Onun deyimiyle Ferzê, yine usta bir dengbêj olan Reso’nun kılam hocasıdır. Haftalarca söyleyip bitiremeyeceği kılam ve stran hazinesine sahip çok az dengbêjden birisidir. Halen yaşayan ‘en büyük 10 dengbêj’den birisidir. Yaklaşık 15 yıldır yaşam mücadelesini Aydın şehrinde, çoğu kez ağır işlerde çalışarak vermektedir.20

Miradê Kinê (1943-1984) Miradê Kinê, ya da halk arasında yaygın olan ismiyle Mirado 1943 yılında Batman Gercüş’e bağlı ‘Gera Cehfer’ köyünde gözlerini dünyaya açar. Babasının adı ‘Ferho’ dur. Annesi Hediya ise babasının amca kızıdır. Ferho, Ehmedê Îsayê Kinê’nin oğludur. Ehmedê Îsayê Kinê’nin yaklaşık 100 yıl evvel Güney Kürdistan’dan kuzeye; ‘Tora Heverka’ bölgesine gelip yerleştiği söylenir. Ailesinden bazı üyelere göre aile aslen Şengal bölgesindendir. Miradê Kinê, Kürdistan’da ‘Rübablık’ ya da ‘Kemençe’ geleneğinin babası sayılır. Kürt folklorü ve literatüründe ‘Mîrê Ribabê’ (Rübabin Miri) olarak da anılır. ‘Ferman e’, ‘Lawikê Daqorî’, ‘Seyra Gulîsor’ ‘Ehmed Axa û Eyşe Xanimê’, ‘Ziravê’, ‘Keçikê Bimeş Bimeş’ onun dilinde adeta birer sanat şaheseri haline gelmiştir. 1980’li yılların başında Siirt Bayındırlık Müdürlüğünde çalıştı. Cezaevinde yattı. 1984 yılının son günlerinde rahatsızlanarak Siirt Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı ve yaşama gözlerini kapadı. Siirt ‘Şexilhilo Mezarlığı’na defnedildi. Sağlığında olduğu gibi, öldükten sonra da layık olduğu ilgiyi göremedi.21

Bekirê Îdirî (1945-……) Bekirê Dengbêj, Iğdır Ovası’nın ‘Alûtê’ (Yüzbaşılar) köyündendir. ’Bırûkan’ aşiretine bağlı, ’Emo’ ailesindendir. 1945 doğumludur. 12 yaşında kılam söylemeye başlar. Keremê Kor, Şakiro, Zahiro, Şêx Hemîd, İsmaîlê İmam ve Neviyê Dengbêj gibi usta dengbêjlerin divanında bulundu, kılamlarıyla, kılamlarına eşlik etti. Daha çok 110 yaşında ölen Neviyê Dengbêj ve Reşîdê Mihemedê Eyûb’ün etkisinde kalmış, onların kılamlarını seslendirmiştir. Evdila Begê, Kejik, Koçero, Evdalê Zeynê, Xozan Daxê Bekire Dengbêj’in seslendirdiği kılamlardan bazılarıdır. Kendi deyimiyle dengbêjlikten ’ekmek yiyemediği’ için, halen Iğdır ilçesinde su malzemeleri satan işyeri işletmektedir.22 [16]

Zulkufê Qado (1959-……) Asıl adı Zülküf Korkmaz olan Zulkufê Qado 1959 yılında Erzurum Tekman’a bağlı ‘Goma Qilê’ de doğmuştur. Halen aynı köyde çiftçilik yaparak ailesini geçindirme gayreti vermektedir. Evdilqadirê Qilî’nin kardeşi olup, aslen Diyarbekir’e bağlı Fis Köyünden ve Fis aşiretindendir. Annesi Sînem’den klasik folklor ve Kürt ezgileri öğrenir. İlk defa yine annesinden öğrendiği ‘Silo Bego’ kılamını söyleyerek dengbêjlik hayatına adımını atmıştır. Daha çok ‘kilamên mêraniyê’ (kahramanlık ezgileri) ile dinleyicilerine ulaşır. Bunun dışında daha çok siyasi olaylara ve şahsiyetlere yer verdiği 60 kılam ve stran yazıp bestelemiştir. Bunlardan iki örnek; Apê Mûsa ve Ferhat Tepe anılarına yapıp seslendirdiği kılamlarıdır.23

Birahîmê Newrozî (……-2001)
Birahîmê Newrozî ya da halk arasında ‘Xalê Birê’ olarak tanınan Doğu Kürdistan’ın usta dengbêji, Urmiye kentine bağlı Conî köyündendir. ‘Şikaki’ aşiretinden olduğundan çevresinde oldukça tanınan ve sevilen bir simadır. Doğu Kürdistan’da olduğu kadar, Serhat bölgesinin de tanınan dengbêj simalarından birisidir. Yıllarca Urmiye Radyosu’nda usta kadın dengbêjlerden İranxanê ile beraber kılam söylemiştir. Dengbêjlikten ziyade bir halk devrimcisi de olan Xalê Birê, 1978-1993 yılları arasındaki belirli sürelerde İran Kürdistan Demokrat Partisi (İKDP) peşmergeliği yapmıştır. 1986 yılında İran’dan siyasi nedenlerle İstanbul’a kaçar ve burada İran ajanları tarafından saldırıya uğrayarak ağır biçimde yaralanır. Üç ay hastanede yatar. İstanbul’dayken amatörce 4 kaset hazırlar. Kasetlerinde söylediği kılamların çoğunun menşei kendisine aittir. Öyle ki İstanbul üzerine de bazı kılamlar yapmıştır. 1993 yılında çıkan bir af ile İran’a döner ve orada ticaretle uğraşır. İstanbul ile ilişkilerini kopartmaz, İran’dan getirdiği halı, semaver ve benzeri malları İstanbul’a getirip, dostları aracılığı ile satarak geçimini temin eder. Dengbêjliği süresince yaklaşık 1000 kılam söyler. Bunlardan yaklaşık 600 tanesi kendisinin yapıp söylediği kılamlardır. Urmiye Radyosu Kürtçe Bölümü’nde halen yaklaşık 300 kılamı mevcuttur. ‘Keçikê Canê’, ‘Hevalo’, ‘Eşqa Dilan’ kılamları onun tarafından seslendirilen güzel nağmelerden sadece birkaçıdır. Birahîmê Newrozî 2001 yılında doğduğu köy olan Conî de hayata ‘elveda’ der ve aynı köyde defnedilir.24 [17]

Salihê Qûbînî (1949-…) Dengbêj Salihê Qûbînî, Xerzan (Garzan) yöresinin önde gelen dengbêjlerinden birisidir. Asıl adı Mehmet Salih Yorulmaz olan Qûbînî, 1949 yılında Siirt Kurtalan ilçesine bağlı ‘Eyndarê’ (Ağaçlıpınar) köyünde doğar. Uzun süre ‘Qûbînê’ (Beşiri) kazasında yaşadığı için bu isimle anılmaktadır. Salihê Qûbînî, özelde Xerzan bölgesinde, genelde ise Kuzey Kürdistan’ın tümünde tanınan önemli dengbêjlerden birisidir. Filehên Koxan, Êzîdiyên Hemdûna, Şerê Mala Faro û Seyîdên Badayê, Batmana Şewitî, Bişêriya Kambax, Eliyê Ûnis, Keremê Qolaxasî, Şêxên Zoqeydê, Begên Eyndarê ve Koçerên Kanîgewrkê Salihê Qûbînî’nin kılam ve söylemlerinde ruh bulur. Kısacası bu usta Xerzan Ovası’nın sesi ve avazıdır. ‘Lawiko Dîno’, ‘Haylo Li Min’ ve ‘Hawer Were’ dile geldiği zaman, Salihê Qûbînî akla gelir. Ayrıca Seydayê Cegerxwîn tarafından da çok sevilen ‘Emê Gozê’ adlı kılam onun ağzından söylenen en gözel parçalardan birisidir. Yaklaşık 40 yıldır kılamlarla içiçe olan usta dengbêj, bugüne kadar sayısız amatör ve 10’a yakın da profesyonel kasete imza atmıştır. Yoksulluktan dolayı birçok yer dolaşan usta dengbêj halen Batman kent merkezinde yaşamakta, dengbêjlikten ziyade ağır inşaat işleriyle uğraşmaktadır.25 [18]

Resoyê Gopala Üç karısı olan Reso yani Resoyê Gopala veya Resoyê Qilîwelo da diğer bütün dengbêjler gibi ekonomik sıkıntılara boyun eğmiş, hayatının son demlerinde Türkiye metropollerinde, Denizli ve Manisa gibi şehirlerde açlık ve sefalet işinde yaşadı. Buralarda ölmek istemez, köyü Gopala’ya döner 3 yıl sonra da bu köyde hayata gözlerini yumar. Naaşı Norşên Köyüne defnedilir. Yaşamı hakkında pek bilgi bulunmaz. Dengbêj Zahiro ise onun Muş’un Pak köyünde toprağa verildiğini iddia eder. Qado, Reso’yu şu sözlerle anlatıyor; ‘Reso’yu 3 defa gördüm. Gerçek adı Resul’dür. Yeğeni Kerem bir süre yanımda kaldı. Reso, Erivan’ın Elegez tarafındandır. Muhacir olarak Aras’ın bu yakasına geçmişler. Onlara ‘Avareş Muhacirleri’ denir. Daha çok Karayazı ve Hınıs taraflarında yaşamını sürdürmüş. Karayazı dolaylarındaki Gopala ve Qirinqali köylerinde yaşamıştır. Gençliğinde Mele Dawud köyünde sığır çobanı iken, aynı köyde yaşayan Dengbêj Sîno’dan kılam ve stranlar öğrenmiş. Sîno, Reso’nun ustasıdır yani. Bulunduğu her ortamda Evdalê Zeynê’nin kılamlarını söylerdi. 26 [19][20] Reşîdê Baso (1927-2006) Kürt ses sanatçısı Dilovan’ın babası olan Reşîdê Baso, 1927 yılında Ermenistan’ın Talin kasabasına bağlı Keleşbeg Köyünde dünyaya gelir. Ailesi Serhat dolaylarından 1915 olaylarında kaçarak Ermenistan sınırlarına geçmiştir. Ailesinden birkaç kişi sınırı geçmeye çalışırken Aras’ın azgın sularına kapılarak yaşamını yitirmiştir. Dengbêj Neçoyê Cemal’den etkilenmiştir. Peyayo, Mêvan, Qurban, Felekê gibi 40’tan fazla kılamı Erivan Radyosu’nda kaydedilmiştir. 1964-1966 arasinda Erîvan Radyosu’nda kılamlarını seslendirmiştir. Almanya’da amansız bir hastalıktan dolayı tedavi gören usta dengbêj 2006 yılında yaşamını yitirmiştir.27

Kaynaklar:
Abidin Parıltı, Dengbêjler Sözün Yazgısı,İstanbul,İthaki Publishing, 2006,s.73
Ahmet Aras, Çeviren: Fehim Işık, Efsanevi Kürt Şairi Evdalê Zeynikê,
Evrensel Yayınları, İstanbul, 2004
Antolojiya Dengbêjan, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizm
Müdürlüğü Yayınları, Diyarbakır, 2007
Batur R., Özkahraman E.(2005), “Su,Taş,Güneş ve Dengbêj”, Kaçak Yayın Dergisi,11,24
Celîl, Celîlê, Şêxê Sen’anîya Feqîyê Teyran, Institut Für Kurdologie, Wien, 2003.
Çakar, M., Işık, F., Mehmetoğlu, M., Sadıkoğlu, E., Önen, R. ve Tan, S., Kürt Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı,İstanbul,Tarih Vakfı Yayınları, 2010, s.45-46
Çelebi, N.(2007), “Dil Bir Güneştir”, Kültürel Çoğulcu Gündem Dergisi,7,12
Eyhok Hakkari Geleneksel Müziği, Dans Müzik Kültür Folklora Doğru (66), 2009
Mehmed Uzun, Abdalın Bir Günü, İstanbul, İthaki Yayınları,2005,s.67
Mehmed Uzun, Dengbêjlerim, İstanbul, İthaki Yayınları, 1998, s.27
Kılıç, Osman. “Jîyana Ayşe Şan”, ANF, 2010
Salihê Kevirbirî, Karapetê Xaco, Elma Yayınları, İstanbul, 2005,s.5

AYRICA BAKIN

Simurg kimdir ve hangi özelliklere sahiptir?

Simurg, mitolojik bir kuş figürüdür ve Pers, Arap, Türk ve Kürt mitolojilerinde önemli bir yer …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!