BİNGÖL

DÖRT DAĞ İÇİNDE BİR BELDE: BİNGÖL / ÇABAKÇUR

İbrahim DAĞILMA

ÖZET

Bu makalede Anadolu’nun Yukarı Fırat Bölgesi’nde Murat Suyu kıyısında vadi üzerine kurulmuş bir şehir olan Bingöl’ün tarih ve coğrafyasından bahsedilecektir. Bingöl, coğrafik bölge olarak birçok medeniyetin geçiş güzergâhıdır. M.Ö 1300’lü yıllara kadar uzanan tarihi geçmişi olan bu bölge, dört dağ arasında bir vadi üzerindedir ve kent olgusu yönüyle oldukça yenidir. Bingöl, Çevlik, Çabakçur gibi isimlerin bu şehre verilmesinde efsanevi anlatılar vardır. Bingöl, ‘örf, adet, gelenek ve kültür’ yönüyle folklorik bir bütünlüğe sahiptir. Kuzey, güney, batı, doğu… Nereden yönelirseniz yönelin engin dağların ötesinde yeşilin sarmaladığı bir şehir çıkar karşınıza. Bingöl, coğrafya olarak Medler, Sakalar, Giritler, Asurlular, İskitler, Persler, Selokit krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans egemenliğinde kalmış ve Kadisiye ve Havand savaşları akabinde İslam egemenliğine girmiştir. Bu şehir, bu tarihten bu yana hep İslam beldesi olarak kalmıştır.

  1. BİNGÖL VE TARİH

Yunanlı tarihçi ve coğrafyacı Strabo M.S. 7-18 yılları arasında yazdığı eserinde[1] Anadolu’yu bir takım bölgelere ayırarak bugünkü Muş, Diyarbakır ve Bingöl illerinin bulunduğu bölgeye “ KOMOJEN” ismini vermiştir.

Şehir isimlerinin kaynağına dair insanın bir öğrenme merakı olduğu gibi hemen hemen her şehir ismi için de tarihsel anlatılara ve kayıtlara dayandırılan rivayetler vardır. Bingöl şehri, daha önce ‘Çevlik’ ya da halk dilinde ‘Çolig’ veya sonradan ‘Çabakçur’ ismiyle bilinirdi.[2] Bingöl adı günümüze kadar bir dağ ve bir yerleşkenin adı olarak kullanılmıştır. Bingöl (Çapakçur)’ün ne zaman ve kimler tarafından kurulduğunu kesin olarak belirlemek mümkün olmasa da, Bingöl adı hakkında bazı mitolojik ve ilmî tanımlar yapılmıştır[3]:

İlk rivayet Hazret-i Zülkarneyn’e dayandırılır. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde anlatıldığı üzere “Hz. Hızır, Hz. İlyas, Hz. Zülkarneyn ab-ı hayatı bulmak için yola koyulurlar. Bir süre sonra yolları ayrılır. Zülkarneyn (as) ise yoluna devam eder. Bir süre sonra yolu bir yaylaya varır. Orada akan bir sudan içer. Suyu içince omzundaki iki çıkıntının iyileştiğini görür ve burası Cebel-u Çur[4]/Çapakçur’dur der. Bu isim Makdis Lisanında[5]“Cennet suyu” anlamına gelir.”[6]

Eskiçağ’da Abus (Abos) Mons adı ile Aras nehrinin doğduğu yer olarak bilinen Bingöl, eski Ermeni coğrafyasında “ Srmanç” adı veriliyordu.[7]

Başka bir rivayete göre, “Bir avcı avdan dönerken bir suyun kenarında dinlenir. Bu esnada avladığı kekliği temizlemek için suya bırakır. Allah’ın hikmeti keklik birden canlanıp uçar. Bu durum karşısında şaşıran avcı bu suyun ab-ı hayat olduğunu anlar.[8] Bu sevinçle arkadaşlarına haber vermek için koşar. Adam, döndüğü zaman çok şaşırır; çünkü az önceki suyun birçok göle ayrıldığını görmüştür. Bu şaşkınlıkla, ‘Burası bir göl değil, Mingköl/Bingöl’ der.”[9]

İslami kaynaklarda geçen bir bilgiye göre; İslâm orduları Diyar-i Bekir’e geldiklerinde Halid b. Velid, İslam ordularını Kibes’in komutasında bugün Kuruca (Ğazik) olarak bilinen bölgeye gönderir. Müslümanlar burada medeni bir görünüme sahip Merel adında bir şehre rastlarlar. Bu şehir, kaynaklarda Cebel-i Cur olarak geçmektedir. Fetih için buraya gelen Kibes, savaşların birinde Buğun Sultan Dağı yöresinde şehit olur. Bundan sonra bu yer Sultan Kibes/Kubeys olarak namlanır ve şu anda ziyaret edilen bir yerdir.[10]

Tarihi irdelediğimizde Bingöl’le ilgili şu kronoloji müşahede edilir:

  • Bingöl, Anadolu’nun düşman istilası görmeyen bölgelerinden birisidir. Bingöl’ün tarihi daha çok komşu illerin tarihi incelenerek çıkarılmıştır. Bingöl daha çok beyliklere bağlı otlak olarak tutulmuştur. Şimdiye kadar Bingöl ili sınırları içinde bir şehir kalıntısına rastlanmaması bunu doğrular.[11]
  • Harput, Bingöl ve Muş dolayları M.Ö 1300’lü yıllarda Hititlerin eline geçti. Van bölgesinde oturan Urartular, Hititlerin M.Ö 1200’lü yıllarda yıkılmasıyla batıya doğru hareket ederek Bitlis, Muş ve Bingöl’ü alarak Murat Vadisi’nde ilerlediler[12] İslam orduları 634 yılında bu toprakları fethettiler. Bingöl, 1200 yılında Mengüçlerin eline geçti. 1230’da ise Kiğı ve Bingöl I. Alâeddin Keykubat tarafından alındı. 1243’te Moğol istilasına maruz kalan bölge 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Otlukbeli zaferiyle Osmanlı hâkimiyetine girdi. Bingöl, 1844’te Çevlik ismiyle bir nahiye olarak Palu’ya, bir yıl sonra Erzurum’a ve 1848’de ise Çabakçur ismiyle Diyarbakır’a bağlandı.[13]
  • Ruslar, 08.06.1916 Çabakçur cephesine saldırdı. Sırasıyla Masalla Deresi ve Kiğı’ya saldıran Ruslar halk direnişinin önünde duramadı.[14] Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1924 yılında Genç’i il yaptı, üç yıl sonra Genç tekrar ilçe oldu.
  • Şeyh Sait’in 1925’teki ayaklanmasının hızlı yayılması sonucu Daraheni birkaç aylığına geçici başkent ilan edilir. Şeyh Sait’in silah arkadaşı ModanlıFaki Hasan onun adına geçici başkentin idaresini yürütür.[15] Bu olayın bastırılır. Takrir-i Sükûn Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle bu coğrafyada neredeyse taş üstüne taş, baş üstüne baş kalmaz. Köyler ve insanlar, hayvanlar ve ürünler ateşe verilir.[16]
  • 01.1936 2885 Sayılı Yasayla Çabakçur il merkezi olmak üzere Bingöl il oldu. Genç, Solhan ve Kiğı il sınırlarına dâhil edildi.[17] 22.05.1971’de Bingöl büyük bir depremle sarsılır. Bu büyük depremin ardından bilânço ağırdır. Yöre halkı bunu “71 felaketi” veya “Afat 71” diye hafızasına kaydetmiştir. Bingöl ve yakın çevresinde bu depremdeki kadar can ve mal kaybına sebep olan şiddette başka bir deprem yoktur.[18]
  • 12 Eylül Askeri darbesinden sonra, 1982 Anayasa’na diğer illere oranla büyük bir çoğunlukla HAYIR der.[19] Bingöl, bir kez daha kara listeye alınır. Âlimler ve kanaat önderleri ya cezaevine atılır ya da sürgüne gönderilir. Bundandır ki, bugün bile sanayi anlamında kayda değer bir işletme ve fabrika yoktur. Bir yandan devletin derin yerlerinde kırmızı puntolarla fişlenen şehir sadece seçim zamanında oy kaygısıyla hatırlanırken diğer yandan terör yapılanmasının ağır faturası halka yoksulluk, ihmal edilmişlik, çileli günler olarak geri döner.
  1. BİNGÖL VE SOSYAL YAŞAM

Bingöl’desosyal yaşam çoğunlukla kendi kültürel dinamikleri içinde şekillenmiştir. Dinin toplum üzerindeki etkisi azımsanmayacak bir noktadadır.  Bingöl ve çevresinde tarih boyunca farklı dini ve etnik gruplar yaşamış, bu topluluklar bir hoşgörü ortamı oluşturmuşlardır. Osmanlı Devleti’nin önemli sancak ve kazalarından olan Genç sancağı ile Çapakçur ve Kiğı kazaları, farklı etnik ve dini unsurlardan müteşekkildi. Kaynaklar, Osmanlı dönemindeki mezkûr sancak ve kazalar ile bu merkezlere bağlı yerleşim birimlerinde Kürtlerin, Türklerin, Ermenilerin ve Rumların bir arada ikamet ettiklerini ortaya koymaktadır.[20] Bunun yanı sıra Müslüman, Hıristiyan, Yezidi ve Kıptilerin yaşadığı farklı bir dini boyut tarihi kayıtlarca sabittir.[21] Tarihi kayıtlar, farklı etnisitelerin ve dini kimliklerin yüzyıllar bir arada iyi ilişkiler içinde yaşadığını gösteriyor. Öyle ki, farklı dini kimlikler bu güzel ilişkileri perçinlemek için inançları bağlamında bağlar oluşturmuş; bayram, düğün ve ölüm gibi durumlarda birbirlerinin yanında olmuşlardır. Örneğin, Hıristiyan olan Ermeniler Müslümanlarla akraba olmak için ‘’kirvelik’’ yoluyla akrabalık bağı kurmuşlardır.[22]

Kirvelik, kucağına kanın dökülmesi anlamına gelen ‘gunêmarişawaşimapêş’ veya ‘guneşimarişawamapêş’[23] sözüyle ifade edilmektedir. Kirvelik sanal(sihri) bir akrabalıktır. Kirveye değer verilir, anlaşmazlıklarda sözü dinlenirdi.[24]

Fransız İhtilali sonrası bu bir arada yaşama ve sosyal ortamda beraber bulunma kültürü zedelenmiş, asırlarca can ciğer olan bu insanlar, birbirine hasım kesilmiş, katliamlar yaşanmıştır.[25] Örneğin, Genç sancağına bağlı 319 Talori[26] bölgesinde Osmanlı devletini ve bilhassa yöre halkını derinden etkileyen hadiseler cereyan etmiştir.[27]

Bingöl’de sosyal yaşamın merkezinde çoğunlukla aile bulunur. Bu aileler, genelde büyük tip ailelerdir. Çekirdek aile olayı daha çok kent merkezinde görülür.[28] Aile içinde din ve geleneğin birlikte ördüğü bir hürmet, sevgi ve işbirliği örgüsü vardır. Akrabalık ve komşuluk kültürü de sosyal yaşamın öne çıkan ikinci bir birleştirici gücü niteliğindedir. Bayram, düğün, ölüm, hastalık, askere uğurlama, sünnet düğünü gibi sevinçli ve kederli günlerde akraba ve komşular ziyaret edilerek bu bağ güçlendirilir. Şehirleşme ve apartman kültürü son zamanlarda bu bağı gevşetse de komşuluk ve akrabalık hala birleştirici bir güçtür.[29] Yine Bingöl insanının sosyal yaşamda ortak vasıflarından biri de misafirperverliktir. Bu husus, Bingöl’de kendini en belirgin şekilde göstermektedir.[30]

Bingöl halkında birlikte hareket etme önemli bir özelliktir. Bingöl’de dini aidiyetler bölge illeriyle kıyaslandığında daha ağır basmaktadır. Bingöl’de aşiretçilik ve ağalık sistemi çok güçlü değildir. Nüfuzu geniş olan aileler vardır. Bingöl’de (özellikle Zazalar arasında) medrese kültürünün güçlü etkisi vardır. Hemen her aileden bir ya da iki kişi medresede okumuştur…

Şehirlerin yaşamında önemli şahsiyetler yadsınamayacak bir yere sahiptir. Bir kentte ilmi, edebi, siyasi ve entelektüel birikimleriyle öne çıkmış insan sayısı ile o kentin gelişimi açısından doğrudan bir ilişki vardır. Bingöl’de, bu meyanda tarihi şahsiyetlerin sayısı pek fazla olmamakla beraber etkili olan fertlerin yaşamış olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili bir iki örnek verecek olursak, Ortaçağ tarihçilerinden İbn-i EbiTayy (ö: 1232)’ın kaydına göre; Eyyubiler Devleti’nin kurucusu Selahaddin’in babası NecmuddinEyyub, Çapakçur’da dünyaya gelmiştir.[31] Diğer bir örnek olarak Erzurum Kongresi’nin toplanmasında azımsanmayacak ölçüde katkısı olan Kiğı’nın Kümbet Köyü’nden Hüseyin Avni Ulaş gösterilebilir.[32] Yine Şeyh AhmedÇabakçurî (1830-1921) bu şahsiyetlerden biridir.[33]

  1. BİNGÖL VE COĞRAFYA

Cumhuriyetin ilk yıllarında il olan Bingöl yüksek dağları, vadiler şeklinde uzanan düzlükleri, ovaları, nehirleri ve yerleşim alanlarıyla 8125 km karelik bir yüzölçümüne sahiptir. Şehir, Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat Bölümü’nde yer alır. Bingöl ilçeleri, onlarca beldesi ve 320 köyüyle geniş alana yayılan bir yerleşkedir. Genç, Solhan, Kiğı, Karlıova, Adaklı, Yayladere, Yedisu olmak üzere yedi ilçesi vardır. İlçe ve köyleriyle 300 bine yakın bir nüfusa sahip Bingöl şehrinin merkez nüfusu 108 bini aşmıştır.[34]

Şehir merkezi, deniz seviyesinden 1151 metre yükseklikte olup Göynük suyunun bir koluna hâkim düzlük üzerine kurulmuştur. İl sınırları içinde arazi engebelidir, dağlar ve tepelik alanlar geniş bir yer kaplar. Şehir merkezi dışına çıkıldıkça yükseklikleri 3000 metreyi bulan dağ yükseltilerine rastlanır. Yaylalar ve kimi düzlüklerin dahi yer yer yüksekliği 2000 metreyi aşar.

Bingöl’de belli başlı yaylalar ise şunlardır: Bingöl Yaylası, Şerafettin Yaylaları, Genç’te Çötele (Çotla) Yaylası, Karlıova’da Hırhal ve Çavreş Yaylası, Kiğı’da Kiğı Yaylası ve Dağın Düzü Yaylaları, Adaklı’daKarer Yaylası’dır.[35] Bingöl’de dağlar orta kısımlarda birbirinden uzaklaşarak genişlemiş ve bu genişleyen yerde Bingöl Ovası meydana gelmiştir.[36] Cennet parçası bir benzetmeyi yakıştırdığımız bu şehir, güzelliğiyle büyüleyen ve birçok doğa harikasına sahiptir:

  • GÜNEŞİN DOĞUŞU

Karlıova ilçesinin 3250 m. yükseklikteki Bingöl Dağlarının Kale Tepesi’nden “Güneşin Doğuşu” normal doğuşundan çok farklı seyredilir. Bu güzellik anacak 15 Temmuz–15 Ağustos tarihleri arasında seyredilebilir. “Güneşin Doğuşu” çok değişik şekillerde, normal halinden çok farklı, heyecanlı ve oldukça korkunç sahneler yaratmaktadır. Dünyada tam anlamıyla “Güneşin Doğuşu” iki yerden izlenir. Birincisi İsviçre’nin Alp Dağlarından, ikincisi; Bingöl Dağlarının Kale Tepesi’nden seyredilir. Ulaşım imkânı güçtür. Karlıova ilçesine kadar yol asfalt, dağın zirvesine kadar ham yoldur. Dağın altına kadar arabayla gidildikten sonra zirveye 25–30 dk. yaya çıkılır. Etrafta soğuk su kaynakları ve yeşillikler görülür. Yol güzergâhında dinlenme, konaklama tesisleri mevcut değildir. Güneş doğarken ilk etapta hafif bir kızartı ile belirir. Kızartı etrafta çok renkli güzellikler ve dekorlar yayar. Daha sonra dehşetli bir karartı şeklini alır. Kor parçası olarak beliren kızartıların içinde insan yüzüne benzer üç büyük leke (Siyah renkli) belirir. Güneş karartı halinde yavaş yavaş açılmaya başlar. Ufukta bu haliyle görünen güneş oluşum yolunda altın bir küre halini alır. Döndükçe etrafa binlerce ışık saçar. Daha önce görülmemiş bir renk cümbüşü gözleri dostça kapar. Akabinde güneş elmas parçası gibi kristalleşip eski durumunu alır.[37]

  • YÜZEN ADA

Bingöl ilinin Solhan ilçesine bağlı Hazarşah KöyüAksakal Göl mezrasında hareket eden üç ada vardır. Bu adalar, bir itme kuvvetiyle hareket ettiğinden Yüzen ada  (Başlık Yüzen Ada şeklinde ayrı yazılmış) olarak isimlendirilmiştir. Bingöl-Solhan karayolunda anayoldan 4–5 km uzaklıktadır. Yüzen ada tamamen doğaldır. Göl, üç tarafı tepelerle çevrili düz arazi üzerinde bulunan krater göl konumundadır. Göl’ün alanı 300 m²’nin üzerindedir. Sit alanı olarak koruma altına alınan göl, turistik bir çerçevede ıslah edilecektir. Derinliği 50 metreden fazladır. Göle devamlı akıntı olduğu tespit edilmiştir. Gölün altından ve kemerlerinden giren su, gölün alt tarafından, gölden daha aşağıdan dereyi beslemektedir. Yaz ve kış aylarında su seviyesi aynı kalmaktadır. Su tatlı ve berrak olup, herhangi bir madensel tuz ihtiva etmemektedir. Balık yetiştirmek mümkündür. Gölün ortasından hareket eden üç ada vardır. Adalar göl içinde bağımsızdır, binildiği zaman sal gibi her tarafa ağır ağır hareket etmektedir. Adanın üzerinde 4–5 tane bodur ve dış budak ağacı mevcuttur. Çevredeki bitkiler gölün mevcut suyu ile beslenmektedir. Ada üzerinde bulunan ot kökleri sarılıcı olması nedeniyle toprak tamamen bitki kökleri ile kaynamış ve yapışmış durumdadır. Ayrıca gölün ortasında bulunan adanın yapısı incelendiğinde çayır, ayrık otu ve suda yetişen çeşitli bitkilerin ada üzerinde mevcut olduğu görülmektedir. Gölün çevresinde de çeşitli bitkilere rastlamak mümkündür. Yeşil alanın dışında kalan arazi gölden çok yüksektir. Çevresi meşe ve yeşil alan ile kaplıdır. Etrafında susam bitkileri vardır.[38]

  • KAPLICALAR

Bingöl-Karlıova karayolunun 20. km.sinde Kös mevkiinde olup yaz ve kış aylarında ulaşım sağlanabilmektedir. Kaplıcaların  10 moteli, 1 oteli, 10 pansiyonu ikisi kapalı olmak üzere 3 yüzme havuzu, lokantası, çay bahçesi, araç parkı bulunmaktadır. Bingöl Üniversitesi’ne bağlı eğitim merkezi ve tesisler de 2016’dan bu yana hizmet vermektedir. Yerli ve yabancı turistler burada dinlenmek, şifa bulmak için akın akın gelmektedirler.

Kaplıca havuz suyundan  1981’de alınan numunelerin Ankara Refik Saydam Merkez Hıfzısıhha Enstitüsü Kimyevi Tahlil Şubesince yapılan tahlil sonuçları ve Ankara Numune Hastanesi Fizikoterapi ve Hidroterapi Kliniği Şefliğince yapılan tetkik raporu sonucunda; Su bikarbonatlı, karbondioksitli ve karbon gazoz sular gurubundandır. Bundan başka Klor, Sülfat ve silikat gibi anyonlar ile demir ve alüminyum katyonları da mevcuttur.
Su içildiği zaman midenin çabuk boşalmasını sağlar. Hazmı artırıcı maden suyu olarak da içilebilir. Tortu bıraktığı için ancak mahallinde içilebilir. Şişelenip nakledilemez. Romatizma ve kadın hastalıklarında banyo olarak kullanılması faydalıdır. Ayrıca suyun deri ve böbrek hastalıklarına faydalı olduğu söylenmektedir.[39]

  • KAYAKEVİ

Bingöl Kayak Merkezi’nin şehir merkezine olan uzaklığı 25 km.dir.  Ulaşımın özel araçlarla sağlandığı kayak merkezinde karasal iklim şartları hüküm sürmekte olup kayak sezonu aralık ayında başlayıp mart ayına kadar devam etmektedir. Kayak merkezinde, 50 yatak kapasiteli bir kayak evi bulunmaktadır.

Kayak merkezinde bulunan pistin uzunluğu 1.000 m. olup, acemi ve ileri düzey kayakçılar için güzergâhlar bulunmaktadır. Ortalama meylin %25 olduğu merkezde alt istasyon 1.650 m. üst istasyon 1.890 m. yüksekliğindedir. Teleski 44 askılıdır. Kayak arabası ve kayakla yürüyüş alanı mevcuttur. Her türlü kış sporlarına elverişli olup, kış sezonu boyunca halkın hizmetine açıktır.[40]

2016’da hizmete açılan ikinci bir kayak merkezi olan Haserek Kayak Merkezi, bin 700 metre kayak pisti, telesiyeji, teleskisi ve baby lifti, 70 yatak kapasiteli oteli ve sosyal tesisine sahiptir.[41]

  • PERİ SUYU

İl sınırları içinde 258 km. uzunluğuna sahip bu suyun il içindeki uzunluğu 112 km.dir. Güneydoğu yönünde akan su, Kiğı yöresinden birçok suyu içine alarak il sınırlarından çıkar. Munzur suyuyla buluşan bu nehir, başka bir koldan Fırat nehrine karışır.

  • SÜLBÜS DAĞI

Volkanik bir dağ olup Yayladere İlçesi’nin kuzeybatısında yer alır. Zirvesi her zaman karlıdır. Dağın zirvesi düz olmakla beraber uzaktan sivri görünümdedir. Dağın zirvesinde bulunan bir ziyaretin birbirine kavuşamayan iki aşığın hikâyesine binaen yapıldığı söylenmektedir.

  • ÇIR ŞELALESİ

Uzundere Köyünün adını aldığı deredir. Çır taşı olarak bilinen 100 m. Yükseklikteki kayalığın ortasından geçen güzel ve büyüleyici bir şelaledir. Su 50 m. Yükseklikten alt taraftaki dereye taş zemine düşerken müthiş bir görünümle ‘şırşır’ şeklinde bir ses çıkarmaktadır.[42]

  • URARTU YOLU

Urartu uzmanı Veli Sevin’in yaptığı araştırmalara göre dünyanın en eski karayolu Bingöl’den geçmektedir. MÖ IX ve VII. yüzyıllar arasında, Anadolu’da organize bir yönetim sistemi kuran Urartuların günümüzden yaklaşık 2 bin 800 yıl önce yaptığı Urartu yolu, Bingöl-Elazığ karayolunda 20 kilometre boyunca Karakoçan’a doğru devam etmekteydi. Dünyanın en eski yollarından biri olan bu yol, bugün varlığını devam ettiren ender yollarından biri olarak kabul edilmektedir. Urartu karayollarının en etkileyici kalıntıları Bingöl dağları üzerindedir. Van’dan Palu, Harput ve Malatya’ya uzanan bu karayolu Bingöl için büyük önem taşımaktadır.[43] Yolun, koruma altına alınıp turizme açılması ilin tanıtımına ve ekonomisine büyük katkı sağlayacağı kuşkusuzdur.

Bu coğrafi ve tarihi güzelliklerin dışında şehrin görmeye değer daha birçok mekânı vardır:

Genç’teki Sebeterias Kalesi, Kralkızı Kalesi, Şeyh Sait’in bir müddet istişare mekânı olarak kullandığı camii; Solhan’da Kale Camii, Mizgeft Camii, Saint Charles Manastırı; Kiğı’da Akkoyunlular’dan kalan Balaban Camii ve Selçuklulardan kalan tarihi mezarlık, Kiğı Kalesi, Ermeni ve Rum kiliseleri kalıntıları;  Bingöl Aşağıçarşı’daSuveydi Beylerinden kalan İsfahan Bey Camii bu yerlerin başlıcalarıdır.[44]

  1. İKLİM VE EKONOMİ

Kuzeyden sokulan nemli-serin hava kütlelerine açık olması ve yükselti faktörü sebebiyle Bingöl ve çevresi yazları sıcak, kışları soğuk geçmektedir. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün verilerine göre Bingöl’de yıllık ortalama sıcaklık 12,1 derecedir. Yıllık yağış tutarı 873,7 mm. kadar olup, kar yağışlı gün sayısı 24,5 gün, donlu gün sayısı ise 94,1 gün kadardır.

Bingöl yaylaları, hayvancılık için çok elverişlidir. Yine bu yaylalarda yapılan arıcılıktan elde edilen bal yurdun her tarafından aranır duruma gelmiştir.[45]

Bitki örtüsü, zengin su kaynakları ve toprak yapısı bakımından tarım, hayvancılık ve arıcılığa oldukça müsait olup, orman varlığı ve yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengindir. 1550 tarihli mufassal tahrir defterinde, Çapakçur ve çevresinde buğday, darı, arpa ile sebze ve meyve tarımının yanında çeltik (pirinç) üretiminin de yapıldığı kaydedilmiştir[46]. Yine aynı deftere göre değirmencilik de yaygın olup değirmen işletmesi karşılığında Resm-i âsiyâb adıyla ahaliden vergi alınmaktaydı. Genç, Solhan, Karlıova ve Kiğı gibi dağlık bir coğrafi yapıya sahip olan Çapakçur’da hayvancılık oldukça yaygın bir uğraş ve geçim kaynağıydı.

Çapakçur sınırları içerisinde önemli yaylalar yer aldığından, Osmanlı ve önceki dönemlerde, Çapakçur’da yaylacılık faaliyetleri oldukça yaygındı. Hayvancılıkla uğraşan aileler, yaz aylarında hayvan sürüleriyle birlikte yüksek kesimlerdeki yaylalara çıkarlardı. Çapakçur’u ziyaret eden Evliya Çelebi, Anadolu’nun çeşitli yörelerinde bulunan yaylaları ismen sayar ve bu yaylalar arasında en güzel, en seçme, en meşhur ve en beğenilen yaylanın Bingöl yaylası olduğunu söyler.[47] Bitlis Vilayet Salnamelerinde de Genç Sancağında yaylacılık faaliyetlerinin yaygın olduğu belirtilmiş ve yöredeki yaylalar ismen zikredilmiştir.[48] Bingöl yaylalarının bu özelliği dikkate alınarak yayla turizmi adıyla bu yaylalar tekrar eski önemine kavuşturulabilir.

Osmanlı kayıtlarına göre, yörede envai çeşit sebze ve meyvenin yetiştirildiği görülmektedir. Mesela kayıtlarda yörede pamuk, zeytin, bamya ve keten gibi sebzelerin yanı sıra ceviz, fındık, nar, kestane, vişne, kiraz, şeftali, üzüm, zerdali, erik, elma, armut, alıç, iyi cins dut ve sair meyve üretimi yapılmaktaydı. Bilhassa üzüm bağcılığı yaygın olduğundan pestil üretimi de oldukça fazlaydı. Geçmişteki Bingöl bu şekildeydi.[49]

  1. Murat’tan başlayıp Cumhuriyetle ivme kazanan siyasi manevralar, Bingöl yöresi için her zaman haksızlık, ihmalkârlık, gözden çıkarma olarak belirmiştir. Bir rivayete göre bölgenin manevi büyüklerinden Şeyh Ali Sebti Hazretlerinin dedeleri “Kendisi Mey içip de kendi tebaâsına yasaklayan bir sultana biat etmeyiz.” dediği için IV. Murat tarafından ailenin tamamına yakını kıyıma uğramıştır.[50]

Bingöl’ün Solhan ilçesi Bozkanat köyünün bugün bir mezrası olan Guév (Topluca mezrası), 1925 tarihinde gerçekleşen Şeyh Said ayaklanmasına bölgenin verdiği destek nedeniyle daha sonra devlet tarafından, bölgenin cezalandırılıp, etkisizleştirilerek insansızlaştırılmasını amaçlayan Bicar Tenkil Hareketi çerçevesinde katliama uğramış köylerden sadece biridir.[51]

Bu ve benzeri sebeplerden büyük oranda devlet desteğinden yoksun kalan Bingöl’de sanayi yatırımlarının neredeyse dibe vurması, olağanüstü hal yıllarındaki politikalar, köylerden zorla göç ettirme gibi nedenlerden dolayı Bingöl’ü ekonomik gelişmişliğin olmadığı bir coğrafya olarak görürüz. Yüksek yaylalar ve otlak alanlar, hayvancılığa elverişli bir ortam oluştursa da koruculuk sistemine bağlı maddi desteklenme, terörün yol açtığı korku bu sektörü de yok olacak bir noktaya çekmiştir. Ekilebilir alanlar, şehir halkı için kifayet etse de yine benzer nedenler tarımsal faaliyetleri de olumsuz etkilemiştir.

Ekonomik alanda bir atılım, bir gelişme umudu içinde olan halkın çoğu zaman politik rantlar, işsizlik, kayırma gibi usulsüzlük ve sıkıntılarla karşılaşması da ilin ekonomisi adına bir olumsuzluk olarak durmaktadır. Bingöl’ün Türkiye ortalaması itibarıyla 2011 verilerine göre kişi başına milli gelirin düştüğü payda son sıralarda yer alması Bingöl ilinde ekonomik bir gelişmişliğin olmadığını göstermektedir.

Arıcılık, ipek böcekçiliği değerlendirilmesi halinde başka ekonomik gayretler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bingöl balının son dönemlerde TSE kalitesi alması bu alanı canlı hale getirirken, Küçük Sanayi Sitesi, Organize Sanayi oluşumu son zamanlar için küçük çaplı da olsa ekonomik hareketliliğe bir işarettir. Benzer desteklemelerin hayvancılık ve tarımsal gayretler için olması ekonomiye ileri düzeyde etki edecektir.[52]

Halı, kilim, heybe dokumacılığı, palancılık, keçe yapımı, çorap ve eldiven örümü; dekik ( Bir çeşit çoban çalgısı), kaval, kaşık-kepçe, kar küreği; çocuklar için araba, beşikler; çiftçilik için saban, döven, harman savurma gibi mahalli el sanatları, ayrıca topraktan yapılan çömlek, tandır tarzı sanatlar ekonomik bir pazar oluşturacak kadar olmasa da bundan bir yirmi yıl öncesine kadar küçük ölçekli bir gelir alanı olarak şimdi ise az oranda bir hobi olarak yaygındır.[53]

Yemek kültürü yönünden bir sofra zenginliği vardır. Bingöl yöre halkı özellikle misafirperverlik, komşuluk ilişkileri, fakirleri gözetme, damak zevki gibi hususlara bağlı farklı bir yemek kültürüne sahiptir. Mastuva, Ayran Çorbası, Sörina pelin, Turakin(Patile), Kılç, Tutmaç Çorbası, Maliyez, Löl(Zervét), İçli köfte  vb.  yemekler söz konusu çeşitliliği gösteren örneklerdendir.[54]

SONUÇ

Bingöl, Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat bölümünde yer almaktadır. Bu bölgede adı efsanelere geçmiş bu yöreye “Bingöl/Çabakçur” adını vermişlerdir.

Bingöl, kaleleri, kayak merkezi ve yüzen adası, yemek kültürü ile ilgi çeken bir ildir.

Bingöl ve çevresi Urartu, Asur, Pers, Roma, Arap, Selçuklu, Saltuk, Akkoyunlu, Safevi ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır. 1936 yılında “Çapakçur” adı ile il olmuş ve adı “Bingöl” olarak değiştirilmiştir.İl genelinde yazların sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçtiği karasal iklim şartları hüküm sürmektedir.Ekonomi, iklim çeşitliliğine, doğa koşullara ve siyasi gelişmelere bağlı olarak gelişmemiş bir noktadadır.

KAYNAKÇA

Acar, Abdurrahman, “Bingöl ve Çevresinde İslam Dininin Yayılışı”, I. Bingöl Sempozyumu Bingöl Tarih ve Kültür Araştırmaları Yayınları, 2007.

Aksun, Ziya Nur, Osmanlı Devletinin Tahlili Tenkitli Siyasi Tarihi, Ötüken Yayınları, İstanbul, 1994.

Alay, Okan, Kültür Dünyamızda Bingöl, Üniversite Kitabevi, Elazığ, 1996.

Çağlayan, Ercan Çağlayan, Bingöl(Çapakçur) ve Çevresinde Ermeni-Müslüman İlişkileri, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Erzurum, 2008.

Çelebi, Evliya, Seyahatname, Zuhuri Danışman Yayınları, C.5, İstanbul, 1920.

Dinç, Namık, Kürtlerin ve Ermenilerin hafızasında Kirvelik geleneği, http://repairfuture.net/, 03.08.2016, 14.56.

Döğer, Yusuf Ziya, Bilinmeyen RoboskiGuév, 25.08.2016 adlı köşe yazısı, bkz. http://www.bingolonline.com/Form.php?Sayfa=Yazdir&f=1&id=42872, 25.08. 2016, 14.55

Erkan, Birol & Şentürk, Mehmet & Akbaş, Yusuf Ekrem, “Bingöl İlinin Türkiye’nin İhracat ve GSYH’sına Katkısının Alt Sektörler İtibarıyla İncelenmesi”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 11 Sayı: 21 Bahar 2012.

Hallı Reşat, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924 -1938), Gnkur. Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları, , Ankara, 1972.

http://bianet.org/bianet/siyaset/118223-cesurbingol-anayasaya-hayir-diyecek-kadar-cesur-muydu, 02.08.2016, 17.05.

http://referandum.secimsonuclari.com/1982-referandum-sonuclari/ 02.08.2016, 17.05.

http://www.bingol.gov.tr/haserek-kayak-merkezi-kayakseverleri-bekliyor, 03.08.2016, 15.11.

http://www.bingolkulturturizm.gov.tr/TR,56984/ilin-tarihcesi.html, 02.08.2016, 13.25.

http://www.bingolkulturturizm.gov.tr/TR,56989/ilin-cografi-konumu.html, 25.08.2016, 13.40.

http://www.dogruhaber.com.tr/haber/213750-taniklarinin-dilinden-seyh-said-ve-sonrasi/ 02.08.2016, 16.05.

http://www.tarihnotlari.com/bingol-ve-tarihi/, 03.08.2016, 14.58

Karasu, Doğan, Bingöl’de Sosyal ve Kültürel Yaşam, Sistem Mücellit, İstanbul, 2004.

Kaya, Mehmet, “Cumhuriyet Arşiv Vesikaları Işığında Bingöl Vilayeti’nin Kurulması ve İdari Yapısının Düzenlenmesi”, Arşiv Vesikalarına Göre Bingöl Kolokyumu, (1–2 Ağustos 2009), Bingöl Belediyesi Yayınları, Bingöl 2009.

Konukçu, Enver, Köroğlu’na Kadar Bingöl, Yenigün Matbaası, Ankara 1987.

Lewis, Bernard, Modern Türkiye’nin Doğuşu(Çev. Metin Kıratlı), Türk Tarih Kurumu, Ankara 1984.

Malmîsanij, Mi ŞêxSeîdDî, Vate Yayınevi, İstanbul, 2009.

Muslu, Ramazan, “Bingöllü Bir HalidiŞeyhî: Şeyh AhmedÇabakçurî”, I. Bingöl Sempozyumu, Bingöl Tarih ve Kültür Araştırmaları Yayınları, 2007.

Sakaoğlu, Sami, 101 Anadolu Efsanesi, İstanbul, 1976.

Sevin, Veli, Urartular’a Ait Dünyanın En Eski Karayolu, http://www.journals.istanbul.edu.tr/iuanadolu/article/view/1023000881, İstanbul Üniversitesi, 2010, 03.08.2016, 16.00.

Seymen, İhsan & Aydın, Atilla, “Bingöl Deprem Fayı ve Bunun Kuzey Anadolu Fay Zonu ile İlişkisi”, MTA Enstitü Dergisi, Ankara, 1972, sayı: 79.

Soylu, Hasbi, Şehir Coğrafyası Açısından Bir Araştırma Bingöl, Aktif Yayınları, Erzurum 2003.

Söylemez, M. Mahfuz & Demir, Abdullah, 1550 Tarihli Tahrir Defterine Göre Çapakçur Livası Nüfus ve İskân, Bingöl Belediyesi Kültür Yayınları, 2014.

Strabo, Geographika – Antik Anadolu Coğrafyası(Çeviren: Prof. Dr. Adnan Pekman) , Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 1987.

T.C. Bingöl Valiliği, Bingöl 1995 İl Yıllığı, Ankara 1995.

Tuncel, Metin, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Bingöl maddesi, TDV, İstanbul, c.6.

Ünlücan, Mehmet, IV. Murad’ın İcraatında Din ve Siyaset Etkeni, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2006.

Yuvanç, Piran, Bingöl’ün Tarihçesi, Bingöl, 1967, sayı: XVI.

NOTLAR

[1]Strabo, Geographika – Antik Anadolu Coğrafyası(Çeviren: Prof. Dr. Adnan Pekman) , Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 1987.

[2] Okan Alay, Kültür Dünyamızda Bingöl, Üniversite Kitabevi, Elazığ, 1996, s. 13.

[3] Hasbi Soylu, Şehir Coğrafyası Açısından Bir Araştırma Bingöl, Aktif Yayınları, Erzurum 2003, s. 27

[4] Bingöl’ün bugün bulunduğu yere ilk defa ismen İslam kaynaklarında CebelüCur şeklinde rastlanır. (Bkz. İslam Ansiklopedisi, TDV, İstanbul, 1992, c.6, s. 183) Bu ismin de cebel; dağ ve cur; dere anlamlarından kaynaklanarak ona yakıştırıldığı belirtilse de bu ancak bir rivayet olarak nakledilmektedir. Yine bu rivayetlerden birine göre de ‘cur-cor’ sözcüğünün yüksek, yukarı anlamlarında olduğu dolayısıyla bu CebelüCur’un ‘Yüksek-Yukarı Dağ’ anlamında olduğu söylenmektedir. (Bkz. Alay, a.g.e, s. 13-14)

[5]Makdis: Mukaddes yer, manasına gelir. (Bkz. http://www.osmanlicanedemek.com/makdis-96211, 22.08.2016, 13.21) Makdis lisanına dair, herhangi bir bulguya rastlamadım. Bu kelimeden türetilen kelimelerin tamamı Beytü-l Makdis/Kudüs ve Kitabı Mukaddes/Tevratla ilgili olduğu için bu kelimenin de Yahudi kültürüyle ilgili olduğunu söyleyebiliriz.-Yazarın Notu-

[6] Evliya Çelebi, Seyahatname, Zuhuri Danışman Yayınları, C.5, İstanbul, 1920, s. 112-113.

[7] Mehmet Kaya, “Cumhuriyet Arşiv Vesikaları Işığında Bingöl Vilayeti’nin Kurulması ve İdari Yapısının Düzenlenmesi”, Arşiv Vesikalarına Göre Bingöl Kolokyumu, (1–2 Ağustos 2009), Bingöl Belediyesi Yayınları, Bingöl 2009, s. 232.

[8]A.g.e, s. 120.

[9] Sami Sakaoğlu, 101 Anadolu Efsanesi, İstanbul, 1976, s. 235.

[10] Abdurrahman Acar, Bingöl ve Çevresinde İslam Dininin Yayılışı, I. Bingöl Sempozyumu, Bingöl Tarih ve Kültür Araştırmaları Yayınları, 2007, s. 23-25.

[11] T.C. Bingöl Valiliği, Bingöl 1995 İl Yıllığı, Ankara 1995, s. 34.

[12]PiranYuvanç, Bingöl’ün Tarihçesi, Bingöl, 1967, sayı: XVI, s.12.

[13] T.C. Bingöl Valiliği, Bingöl 1995 İl Yıllığı, Ankara, 1995, s. 19.

Metin Tuncel, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Bingöl maddesi, TDV, İstanbul, c.6, s.184.

[14] T.C. Bingöl Valiliği, Bingöl 1995 İl Yıllığı, Ankara, 1995, s. 23-24.

[15]Hallı Reşat, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924 -1938); Gnkur. Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları, , Ankara, 1972, s.97–98.

[16] Bkz. Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Doğuşu(Çev. Metin Kıratlı), Türk Tarih Kurumu, Ankara 1984, s.266.

Hallı, a.g.e, s. 232.

Malmîsanij, Mi ŞêxSeîdDî, Vate Yayınevi, İstanbul, 2009, s. 72-73.

http://www.dogruhaber.com.tr/haber/213750-taniklarinin-dilinden-seyh-said-ve-sonrasi/ 02.08.2016, 16.05

[17]http://www.bingolkulturturizm.gov.tr/TR,56984/ilin-tarihcesi.html, 02.08.2016, 13.25

[18] İhsan Seymen & Atilla Aydın, “Bingöl Deprem Fayı ve Bunun Kuzey Anadolu Fay Zonu ile İlişkisi”, MTA Enstitü Dergisi, Ankara, 1972, sayı: 79, s. 1-2.

[19] Bkz. http://referandum.secimsonuclari.com/1982-referandum-sonuclari/ 02.08.2016, 17.05

http://bianet.org/bianet/siyaset/118223-cesurbingol-anayasaya-hayir-diyecek-kadar-cesur-muydu, 02.08.2016, 17.05

[20] Evliya Çelebi, a.g.e, s. 112-115.

[21] Evliya Çelebi, a.g.e, s. 112-115.

Bkz. Ercan Çağlayan, Bingöl(Çapakçur) ve Çevresinde Ermeni-Müslüman İlişkileri, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Erzurum, 2008, s. 24-40

[22] Namık Kemal Dinç, Kürtlerin ve Ermenilerin hafızasında Kirvelik geleneği, http://repairfuture.net/, 03.08.2016, 14.56.

[23] ‘Bizim kanımız sizin eteğinize döküldü’ veya ‘Sizin kanınız bizim eteğimize döküldü.’ (Yazarın notu.)

[24] Doğan Karasu, Bingöl’de Sosyal ve Kültürel Yaşam, Sistem Mücellit, İstanbul, 2004, s. 205.

[25] Çağlayan, a.g.e, s. 71.

[26]Talori: Diyarbakır iline bağlı bir bölge, dere ismidir. Batman-Diyarbakır arasında olup Diyarbakır iline 89 kilometre mesafe uzaklıktadır. (Bkz. https://www.haritatr.com/harita/Talori-Deresi/9010, 12.04.2018; http://www.sasun.org/tarih/1915-oncesi-sasun-ermenileri-h634.html, 12.04.2018)

[27] Bkz. Hallı, a.g.e, s. 232.  ve Malmîsanij, a.g.e, s. 72-73.

[28] Alay, a.g.e, 150-151.

[29]A.g.e, 150-151.

[30]A.g.e 150-151.

[31] Bu bilgiyi doğrulayacak başka kaynaklara ulaşamadık. Bu bilgi, sadece Bingöl’ün tarihi kronolojisinden bahseden il yıllığı türünde kaynaklarda vardır.-Yazarın notu-

[32]http://www.tarihnotlari.com/bingol-ve-tarihi/, 03.08.2016, 14.58

[33] Ramazan Muslu, Bingöllü Bir HalidiŞeyhî: Şeyh AhmedÇabakçurî, I. Bingöl Sempozyumu, Bingöl Tarih ve Kültür Araştırmaları Yayınları, 2007, s. 125.

[34] Alay, a.g.e, s. 41

[35]http://www.bingolkulturturizm.gov.tr/TR,56989/ilin-cografi-konumu.html, 25.08.2016, 13.40.

[36]A.g.e, s. 42

[37] Alay, a.g.e, s. 133-134

[38] Alay, a.g.e, s. 132-133

[39] Alay, a.g.e, s. 139-140

[40] Alay, a.g.e, s. 141.

[41]http://www.bingol.gov.tr/haserek-kayak-merkezi-kayakseverleri-bekliyor, 03.08.2016, 15.11

[42] Alay, a.g.e, s. 136-137.

[43] Bkz. Veli Sevin, Urartular’a Ait Dünyanın En Eski Karayolu,http://www.journals.istanbul.edu.tr/iuanadolu/article/view/1023000881, İstanbul Üniversitesi, 2010, 03.08.2016, 16.00

[44] Bkz. Alay, a.g.e, s. 121-132

[45]http://www.bingolkulturturizm.gov.tr/TR,56989/ilin-cografi-konumu.html, 25.08.2016, 13.42

[46] M. Mahfuz Söylemez & Abdullah Demir, 1550 Tarihli Tahrir Defterine Göre Çapakçur Livası Nüfus ve İskân, Bingöl Belediyesi Kültür Yayınları, 2014, s.59.

[47] Evliya Çelebi, a.g.e, s. 112-115.

[48]  Enver Konukçu, Köroğlu’na Kadar Bingöl, Yenigün Matbaası, Ankara 1987, s. 9-10.

[49] Birol Erkan, Mehmet Şentürk & Yusuf Ekrem Akbaş, Bingöl İlinin Türkiye’nin İhracat ve GSYH’sına Katkısının Alt Sektörler İtibarıyla İncelenmesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Yıl: 11 Sayı: 21 Bahar 2012 / 1 s.107-126

Alay, a.g.e, s. 44, 87-93

[50] Ziya Nur Aksun, Osmanlı Devletinin Tahlili Tenkitli Siyasi Tarihi, Ötüken Yayınları, İstanbul, 1994, c.1, s. 161.

Mehmet Ünlücan, IV. Murad’ın İcraatında Din ve Siyaset Etkeni, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2006, s. 110.

[51] Yusuf Ziya Döğer, Bilinmeyen RoboskiGuév, 25.08.2016 adlı köşe yazısı, bkz. http://www.bingolonline.com/Form.php?Sayfa=Yazdir&f=1&id=42872, 25.08. 2016, 14.55

[52] Bkz. Erkan, Şentürk & Akbaş, a.g.e, s.107-126.

Alay, a.g.e, s. 44, 87-93.

[53] Bkz. Erkan, Şentürk & Akbaş, a.g.e, s.107-126.

Alay, a.g.e, s. 44, 87-93.

[54] Alay, a.g.e, 178-180.

*Öğretim Görevlisi, Bingöl Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatı Bölümü, Bingöl

BERNAMEGEH

UYARI: Yazıların izinsiz kopyalanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Hakkınızda yasal işlemlerin başlatılabileceğini lütfen unutmayın!

AYRICA BAKIN

SULTAN HIDIR

SULTAN HIDIR EFSANESİ

Efsanenin geçtiği yer Dersime bağlı Pertek ilçesinin Dorutay (Zeve) köyüdür. Sultan Hıdır bu köyde yaşayan …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!