Dr. Abdullah Cevdet

Dr. Abdullah Cevdet Kimdir, Hayatı ve Hakkında Bilinmeyenler

  Celâl Temel

      Dr. Abdullah Cevdet (1869-1932)

       9 Eylül 1869 tarihinde Malatya-Arapkir’de doğdu. Atma aşireti mensubu babası Ömer Vasfi Efendi Osmanlı bürokrasisinde çalışan biriydi.

İlköğrenimini, Hozat ve Arapkir’de okuduktan sonra Mamuretülaziz Askeri Rüştiyesi’nden 1885 yılında mezun oldu ve aynı yıl Kuleli Askeri Tıbbiyesiye İdadisi’ne girdi.

Yüksek öğrenimini de Mektebi Tıbbiyeyi Şahane’de görüken 1889 yılında üç tıbbiyeli arkadaşıyla, daha sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne (İTC’ye) dönüşecek olan Osmanlı İttihad Cemiyeti’ni kurdular.

1894 yılında tıbbiyeden mezun olarak doktor oldu. Doktorluğun ilk yıllarında kolera salgını dolaysıyla Diyarbakır’da görev yaptı. Bu sırada Mehmet Ziya (Gökalp) ile tanıştı.

      Siyasi faaliyetlerine devam ettiği gerekçesiyle Fizan’a, Tunus’a sürgün edildi. 1897 yılında Cenevre’ye kaçtı. Avrupa’da bir süre, İTC merkez komitesinde yer aldı.

Bu sırada Avrupa’daki bazı gazetelere “Bir Kürd” imzasıyla yazılar yazdı. 1904 yılında Cenevre’de, İçtihad dergisini yayımlamaya başladı. Sonra dergiyi Mısır’a taşıdı. Orada İçtihad adıyla bir matbaa kurdu. Bu sıralarda İttihatçılarla (Jön Türklerle) arası bozuldu.

        Batıcı pozitivist fikirlere sahip bir Osmanlı Kürd entelektüeli olarak dikkat çekti. Biyolojik materyalizmi anlatan eserleri yayımlandı.

Dönemin en önemli düşünür ve yazarlarından biri olarak seküler yaşam tarzını savundu, alfabenin Latin harflerine çevrilmesi gerektiğini belirtti.

Bu sırada çeşitli yayın organlarında yayımladığı yazılarda, Kürd milletinin sosyal ve ulusal gelişimi için önermeler yaptı. Kürd aydınlarının Kürd halkının arasına, Kürdistan’a gitmesini savundu.

        Meşrutiyet’ten sonra 1910 yılı sonunda İstanbul’a döndü ve Cağaloğlu’nda, İçtihad Evi adlı binasında İçtihad dergisini yayımlamaya devam etti.

Bu sırada yayımlanan Roji Kurd ve Hetawî Kurd gibi Kürd dergilerinde de yazıları yayımlandı. I. Dünya Savaşı sırasında ara verdiği İçtihad yayınına, 1 Kasım 1918’den itibaren tekrar başladı.

Bu sırada yayımladığı bazı dergi ve kitaplarda Latin harflerini kullandı. Tıp, politika, felsefe ve sosyoloji gibi değişik alanlarda, elliye yakın kitap yazdı ve çeviriler yaptı. 

      Kurucusu olduğu İttihat-Terakki Cemiyeti, Türkçülüğe kayarken o Osmanlı Birliğinin korunmasını, imparatorluk bünyesindeki tüm halkların birlikteliği ve eşitliğiyle olabileceğini savundu. Liberal anlayışıyla, bir nevi eyalet sisteminin Osmanlı için bir çözüm olabileceğini belirtti.

Batılı seküler bir toplum yaşamını savundu. Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde, bir taraftan Batılılaşma, sekülerleşme, modernleşme alanında dikkat çeken en önemli entelektüellerden biriyken diğer taraftan, modern Kürd milliyetçiliğinin oluşumunda da katkısı olan bir Kürd aydını olarak da dikkat çekti. 

       Savaştan sonra (1918’de), o da birçok Kürd aydını gibi Osmanlı’dan umudunu kesince, Kürdler adına bir şeyler yapmanın çabasına girdi. 1918 yılı yaz aylarında, Kürd aydınları, onun sahibi olduğu Cağaloğlu’ndaki İçtihad Evi’nde ve onun yanında kirasını kendisinin ödediği bir büroda bir araya geldiler.

Ekonomik durumu iyi olduğundan, Kürd çalışmalarının en büyük destekçisi oldu. Jîn dergisi yayınına ve Kürdistan Teali Cemiyeti’nin (KTC) kurulmasına destek oldu.

KTC’de aktif görev almasa da üye oldu, arka planda hep o vardı. Ancak Kürd ulusal mücadelesinde hep geride durdu, onun gibi önemli bir entelektüel, Kürdler için esas rolünü oynayamadı. Eserleri de günümüze pek ulaşmadı.

       Mustafa Kemal’in, onun düşüncelerinden etkilendiği, yararlandığı belirtiliyor. Naci Kutlay, onun dramını şöyle özetliyor:

      “İttihat-Terakki Cemiyeti’nin beş kurucusundan biriydi. Ama onlar onu sevmedi. Laik, sonra ateist, hep ilerici ve yenilikçiydi ancak Mustafa Kemal de onu sevmedi. ‘Bir Kürd’ imzasıyla Kürdlere seslendi; ne var ki Kürdler de sevmediler onu. Bitmez, tükenmez bir enerjiyle aydınlanmacı olarak etkiledi kimilerini. En güzel, hümanist şiirler yazdı. Kaba materyalist ve Sosyal-Darwinist sayıldı. Dinle bilimi uyum içinde tutmak istedi, Kürdlere de demokrat, kimliklerine sahip olmayı önerdi. ’Bir Kürd’ imzasıyla yazdığı yazılarda Ermenilere baskı yapılmamasının altını çizdi.”

       Cumhuriyetin ilanından sonra, bir çok Kürd aydını yurt dışına çıkarken veya sürgün edilirken o İstanbul’da kaldı ve daha çok edebi konulara ağırlık veren İçtihad dergisini çıkartmaya devam etti.

Kürd meselesine de artık bulaşmadı, AZADİ’de yer almadı. 1904’te Cenevre’de başlayan İçtihad dergisi yayını, ölümünden sonra, 1933 yılında yayımlanan 358. sayı ile son buldu.

29 Kasım 1932 tarihinde, İstanbul’da kalp krizi sonucu öldü. Çocukları Mehmet Cevdet (1891-1976) ve Gül Cevdet, “Karlıdağ” soyadını aldılar.

AYRICA BAKIN

Bennu Yıldırımlar Kimdir Hayatı

Oyuncu Bennu Yıldırımlar, 22 Kasım 1969 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Girit ve Makedonya göçmeni bir aileden gelmektedir. 1969 senesinde Erenköy …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!