Faşizmi Anlatan 25 Film

1- Konformist

Konformist, 1970 İtalya-Fransa-Batı Almanya ortak yapımı politik dramatik filmdir. İtalyanca özgün adı Il conformista olan filmin ilk gösterimi Berlin Film Festivali’nde yapıldı.

Aynı yıl Türkiye’de de gösterilmesi planlanan film, gösterime girmeden hemen önce sansüre takıldı. “Konformist”, Nisan 1989’da 8. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında gösterildi.
İtalyan sinemacı Bernardo Bertolucci’nin yönettiği filmin senaryosunu da yine Bertolucci, vatandaşı Alberto Moravia’nın 1951 tarihli “Il conformista” (Türkiye’de 1971’de Düzen Adamı adıyla yayımlandı) adlı romanından uyarlayarak yazmıştır. Filmin, politik öyküsünün de önüne geçen[2] çarpıcı renkli görüntülerini Bertolucci’nin gedikli görüntü yönetmeni Vittorio Storaro çekmiştir. “Konformist”, Bertolucci’nin Storaro’yla birlikte çalıştığı ilk filmdir. Storaro ileriki yıllarda Bertolucci’nin yarım düzine filmini daha görüntüleyecektir.

1930’lu ve 1940’lı yıllarda Mussolini döneminde ve biraz sonrasında geçen film, genç bir adamın kişiliğinde İtalyan burjuvazisinin faşizme gönüllü kucak açışını ele alır[3], faşist ideolojinin sosyo-psikolojik kökenlerini irdeler. Toplumsal histeriye uyarak yeni düzene hiç sorgulamadan boyun eğip uyum sağlayan bu zayıf iradeli ‘konformist’ genç (Trintignant), bir yandan geçmişiyle hesaplaşırken, diğer yandan da yabancı bir ülkede devleti adına tetikçiliğe soyunacaktır. “Konformist”, kısa cümlelerle tanımlamak gerekirse, faşist dönemde bir genç adam için yazılmış ‘yükselmenin el kitabı'[4] veya faşist işbirlikçiler aleyhine bir iddianamedir.

2- The Prime of Miss Jean Brodie

The Prime of Miss Jean Brodie, yönetmenliğini Ronald Neame’in yaptığı, senaryosunu Jay Presson Allen’ın yazdığı ve Muriel Spark’ın 1961’de yazdığı aynı adlı romanından uyarlanan bir tiyatro oyunundan uyarlanan 1969 Birleşik Krallık yapımı drama filmidir.

Filmin başrolünde Maggie Smith, Edinburgh’daki bir kız okulunda çalışan bir öğretmen olarak rol alıyor. Celia Johnson, Robert Stephens, Pamela Franklin ve Gordon Jackson yardımcı rollerde yer alıyor.

3- Bak Kim Döndü

Bak Kim Döndü (Almanca: Er ist wieder da), Timur Vermes’in, Adolf Hitler hakkında aynı adlı en çok satan romanından uyarlanan, David Wnendt tarafından yönetilen 2015 Alman yapımı komedi filmi.

Film, Hitler’in günümüz Almanları ile etkileşime girmesini konu alıyor. Adolf Hitler, Oliver Masucci tarafından canlandırıldı.[8] 89. Akademi Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Film Akademi Ödülü olacak sekiz filmden biri olarak aday gösterildi, ancak seçilmedi.

4- Blubberella

Blubberella, Uwe Boll tarafından yazılan ve yönetilen 2011 yapımı bir Alman istismar komedisi filmidir.

Konu, Alman işgali altındaki Avrupa’da geçen obez bir dhampir süper kahraman hakkındadır. Filmin tamamı BloodRayne: The Third Reich (önceki yıl Boll’un kendisi tarafından yönetilmişti) filminin sahne sahne bir parodisi niteliğinde olup, oyuncu kadrosu ve ekibin çoğu aynıdır. Film olumsuz eleştiriler aldı.

1940 yılında, Blubberella, Adolf Hitler’den nefret eden ve yemek için zaafı olan obez bir vampir/insan melezidir. Tüm Avrupa’yı doğrudan cehennem savaşına sürükleyen diktatörle yüz yüze geldiğinde, yüzyıllardır kötü güçlerle savaşıyor. Ancak, Hitler’i yaratıcısıyla buluşması için göndermenin ortasında, yanlışlıkla ona ölümsüzlük armağanını verir.

Şimdi, Hitler, kötü emrini yerine getirmek için ölümsüz Schutzstaffel (SS) subaylarından oluşan bir orduya sahip bir süper kötü adamdır. Onu yok etmek kolay olmayacak. Ancak Dünya’da yürüyen en vahşi orduyu yenecek kadar şişman bir kahraman varsa, o da Blubberella’dır.

5- Büyük Diktatör

Büyük Diktatör, Charlie Chaplin’in yönettiği ve başrolü Paulette Goddard ile paylaştığı, 1940, ABD yapımı politik komedi filmidir. Aynı zamanda Chaplin’in ilk sesli filmidir.

Chaplin bu filmde Adolf Hitler’in parodisi olan Adenoid Hynkel ve Yahudi bir berberi canlandırır. Yahudi berber I. Dünya Savaşı’nda Tomania (Almanya) ordusunda savaşır. Pek başarılı bir asker olmasa da Schultz (Reginald Gardiner) adlı bir subayın hayatını kurtarır; fakat geçirdikleri uçak kazasında hafızasını kaybeder ve yıllarca hastanede yatar. Bu nedenle de Tomania (Almanya)’nın değişen şartlarından, Tomania (Almanya)’nın başına geçen Adenoid Hynkel ve yönetiminin Yahudilere karşı başlattığı savaştan habersizdir.

Bir gün hastaneden kaçıp evine geri döner fakat penceresine Jew (Yahudi) yazmak isteyen askerlere izin vermediğinden kavga çıkarır. Onlar tarafından öldürülecekken tesadüfen oradan geçen ve berbere hayat borcu olan Schultz tarafından kurtarılır; askerler de berberin yaşadığı gettoyu rahatsız etmeme emri alır. Gerçekleri öğrenen berber aynı yerde yaşadığı Hannah’a (Paulette Goddard) aşık olur.

6- Çöküş

Çöküş (Almanca: Der Untergang, İtalyanca: La caduta – Gli ultimi giorni di Hitler), 1945 yılı Nazi Almanyası’nda Adolf Hitler’in son günlerini ve Berlin’in düşüşünü anlatan 2004 yılı Almanya yapımı tarihi bir savaş drama filmidir.

Oliver Hirschbiegel’in yönetmenliğini yaptığı filmin senaryosu Joachim Fest isimli tarihçinin yazdığı Inside Hitler’s Bunker (Hitler’in Sığınağında) adlı eserden esinlenilmiştir. Son günlere ait anılar kısmen Albert Speer’in kısmen de Hitler’in sekreteri Traudl Junge’nin Until the Final Hour adlı kitaplarına dayanmaktaktadır.

7- Hitler: The Rise of Evil

Hitler: The Rise of Evil, 2003 yılı Kanada yapımı bir televizyon filmidir. CBS’nin katkılarıyla hazırlanmıştır.

Film, Adolf Hitler’in çocukluk yıllarından başlayarak Almanya’da iktidara geldiği tarihe kadar olan zamanı anlatmaktadır. Filmin giriş kısmı Edmund Burke’nin şu sözüyle başlamaktadır:

« Kötülüğün zaferi için gereken tek şey iyi kişilerin hiçbir şey yapmamasıdır. »
Adolf Hitler, 10 yaşında bir ilkokul öğrencisidir. Sert ve huysuz babası Alois’i (Ian Hogg) sevmemektedir ancak üzerine titreyen şefkatli annesi Klara’yı (Stockard Channing) çok sevmektedir.

Adolf bu dönemlerinde sanatçı olma hayalleri kurmaya başlar ancak babası Alois onun kendisi gibi bir memur olmasını istemektedir. Hayallerinin peşinden gidip ressam olmak isteyen Adolf, bu durumdan hiç hoşnut değildir. Bir gün ailecek sofrada yemek yerlerken Alois kalp krizi geçirerek ölür.

8- Sevgili Dostum Hitler

Hindistan’da Gandi’den Hitler’e adıyla gösterime giren Sevgili Dostum Hitler, Mahatma Gandi’nin Nazi Partisi lideri, Almanya Şansölyesi ve Nazi Almanyası diktatörü Adolf Hitler’e yazdığı mektuplara dayanan 2011 yapımı bir Hint savaş draması filmidir.

Adolf Hitler rolünde Raghubir Yadav ve Eva Braun rolünde Neha Dhupia’nın oynadığı filmin yönetmenliğini Rakesh Ranjan Kumar, yapımcılığını ise Amrapali Media Vision yapım şirketi altında Anil Kumar Sharma üstlendi. Film ilk olarak 61. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde gösterildi ve olumsuz eleştiriler aldı.

Film Business Asia, “kışkırtıcı başlığına rağmen filmin katil Führer’e bir övgü olmadığını” aktardı. Hindistan’da 29 Temmuz 2011 tarihinde gösterime girdi.

9- Soysuzlar Çetesi

Soysuzlar Çetesi (İngilizce: Inglourious Basterds), Quentin Tarantino’nun yazdığı ve yönettiği 2009 yapımı film. Tarantino, II. Dünya Savaşı sırasında geçen filmin ismi için, İtalyan asıllı yönetmen Enzo Girolami Castellari’nin 1978 yapımı olan filmi Quel Maledetto Treno Blindato’dan ilham aldı.

Filmde Brad Pitt (Teğmen Aldo Raine), Christoph Waltz (Albay Hans Landa), Diane Kruger (Bridget von Hammersmark), Mélanie Laurent (Shosanna Dreyfus), Mike Myers (General Ed Fenech), Samuel L. Jackson (Anlatıcı) gibi isimler oynadı.

10- Die Welle-Dalga

Roman, Kaliforniya’da tarih öğretmenliği yapan Ron Jones’a öğrencileri tarafından, “Almanlar nasıl oldu da Yahudi soykırımını görmezden geldiler?” diye sormaları üzerine, Jones’ın öğrencileri ile gerçekleştirdiği sosyal deney ve sonrasında yaşananları konu alıyor. Filmde olaylar Almanya’da geçiyor.

11- La Battaglia di Algeri (1966)

1950’lerin ikinci yarısında geçen film, Cezayir’in Fransa sömürgesi altından kurtuluşunun öyküsünü anlatıyor. Fransa tarafından terör örgütü olarak kabul edilen Cezayir direniş örgütü FLN’nin dört yöneticisinin yakalanması etrafında dönen hikayede, işgal altındaki bir ulusun direnişi resmediliyor.

12- Hunger (2008)

IRA ile ilgili olarak çekilmiş filmde, Bobby Sands’in insanlık dışı muamelelere maruz kalışındaki sertliği adeta yaşıyorsunuz. Diyalogsuz sahnelerin vuruculuğu ile başlayan film, tüm filme yayılan dehşetli gerçeklik duygusu ile izleyeni kavrıyor.

Mahkumların battaniye ve yıkanmama eylemleriyle ilerleyen direnişleri, altı hafta süren açlık grevi ile doruğa çıkıyor. Hayatı mücadele ile geçmiş Sands’ın kendi vücudunu yaşamının son savaş alanı olarak addedmesiyle yaşanan dramatik süreç muazzam bir etkileyicilikle gözler önüne seriliyor.

Filmin etkileyiciliği sadece Sands önderliğindeki mahkumların direniş destanından ibaret değil. Zira hapishane mahkumlar için olduğu kadar gardiyanlar için de tam bir cehennem. Gardiyanların da alt üst olmuş psikolojisini izliyoruz filmde.

13- Capitaes de Abril (2000) – Nisan Devrimi

Nisan Devrimi, 25 Nisan 1974’te ordu güçleri tarafından Portekiz’deki faşist diktatörlüğün sonlandırıldığı ‘Karanfil Devrimi’nin öncesini konu alır. Uzun bir süredir ülkeyi son derece katı bir şekilde yöneten başbakan António de Oliveira Salazar, faşist yönetimiyle halka terör anları yaşatmaktadır.

Onlarca masum insan hiç uğruna canlarını kaybederken, ölümcül işkenceler ve her anlamda yapılan tutucu baskılar ülkeyi yaşanılmaz hale getirmiştir. Gizli servisin yürüttüğü bu operasyonları durdurmaya karar veren devrimci bir grup, tanklarıyla başkent Lizbon’a doğru yola çıkar. Bu kanlı demokrasi savaşı insanlık tarihinin en kanayan yaralarından biridir.

14- Schindler’in Listesi

Schindler’in Listesi (İngilizce: Schindler’s List), yönetmenliğini Steven Spielberg’in yaptığı, 1993 ABD yapımı bir filmdir. II. Dünya Savaşı sırasında Naziler’in uygulamış olduğu soykırımdan binin üzerinde Polonya Yahudisinin kurtarılmasında rolü olan Oskar Schindler’i ve bu kurtarmayı konu edinen film, 321 milyon dolar gişe hasılatı elde etmiş ve Akademi, Altın Küre, BAFTA ve Grammy ödülleri kazanmıştır.

“Tüm zamanların en iyi filmleri” konulu çeşitli listelerde üst sıralarda bulunan film, Amerikan Film Enstitüsü’nün güncel listesinde 9. sırada yer almaktadır.

15- Michael Collins

Bir grup isyancı 1916 yılında İrlanda’da Dublin Posta Binası’nı kuşatarak başkaldırıda bulunur. Bu isyancıların başında Eamon De Valera vardır ve kurtulan tek kişidir. İrlanda, çok uzun yıllardır İngiltere’nin yönetiminden kurtulma çabasında, bağımsızlık mücadelesi vermektedir. Bu olayda söz konusu liderin tüm destekçileri hapse girerler. Bir tanesinin kader çok farklı ilerler. O da Micheal Collins’tir. O hapisten kurtulduğunda isyana dair başka bir bakış açısı ile ortaya çıkar. Bu işte onunla olan yol ve daa arkadaşı Harry Boland ile beraber İrlandalı Gönüllüler harekatına ön ayak olur.

Terörist saldırılar, gerilla savaşı ve bir casusluk operasyonunu birlikte planlayıp başlatan Collins, fazla zaman geçmeden İngiliz hükümetini zora sokup, sıkıştırıverir. Artık Cumhuriyet doğmuştur ve bu yolda Collins bir kahraman ilan edilir. Ancak tam da o noktada De Valera, kendini ortaya atarak karşı savunma başlatır. Neil Jordan bir kez daha İrlanda meselesi üzerine yoğunlaşıyor bu filmde.

16- Casablanca (1942)

Kazablanka (Casablanca), yönetmenliğini Michael Curtiz’in üstlendiği, Hollywood klasikleri arasında özel bir yere sahip film.

Filmin konusu II. Dünya Savaşı’nın ilk zamanlarında geçmektedir. Çek direniş örgütünün lideri Victor Lazlow, Alman toplama kampından kaçarak Casablanca’ya gelir. Amacı Lizbon’a, oradan da ABD’ye iltica etmektir.

Fakat bütün umutları, şans eseri Casablanca’nın en meşhur gece kulübünün sahibi olan Rick’e bağlanmıştır. Rick, kaçış için gerekli olan pasaportlara sahip tek kişidir.

Öte yandan Rick’in, Victor’un yakalanması ya da ölmesi için önemli bir nedeni vardır. Victor’un karısı Ilsa, Rick’in bir zamanlar kendisini terk ettiğine inandığı ve kalbinin derinliklerine gömdüğü büyük aşkıdır.

17- Transit (2018)

Paris’te yaşayan Alman Georg (Franz Rogowski), Nazi birliklerinin şehre yaklaşmasıyla buradan kaçmak zorunda kalır. Marsilya’ya giderken yanında Weidel adlı bir yazara ulaştırılması gereken mektup ve belgeler de vardır.

Ancak Marsilya’da kendine güvenli bir yer bulmaya çalışırken Weidel’in intihar ettiğini öğrenir. Fransa’dan Meksika’ya kaçış izni bulunan Weidel’in kimliğine bürünüp artık son onayları beklerken, Marie (Paula Beer) adında güzel ve gizemli bir kadına aşık olur.

18- Pink Floyd: The Wall (1982)

The Wall, İngiliz Rock müzik topluluğu Pink Floyd’un 1979 yılında yayınladığı aynı adlı albüme 1982 yılında Alan Parker tarafından çekilen, animasyonları da olan, pek fazla diyalog olmayan, albümün müziklerinin Hey You ve The Show Must Go On dışında tamamının bulunduğu bir film. Başoyuncu Bob Geldof’dur. Animasyonlar sanatçı Gerald Scarfe tarafından yapılmıştır.

Film, Pink Floyd’un konserinden bir görüntü ile başlar (In The Flesh). Sonraki iki şarkı The Thin Ice ve Another Brick In The Wall, Part I’da Pink’in küçüklüğü ve babasının II. Dünya savaşı’ndaki ölümünü anlatır ve duvara ilk tuğlalar da burada koyulur. The Happiest Days of Our Lives, Another Brick in the Wall, Part II şarkılarındaki konu Pink’in izolasyonunda bir sonraki aşama olan okuldur.

19- Malèna

Malèna, 2000 yılı İtalyan-Alman ortak yapımı bir sinema filmidir. 1999 yılında Sicilya adasındaki Castelcuto sahilinde çekilmiş olup film sahnelerine II. Dünya Savaşı havası verilmiştir. 2000 yılında Oskar adayı seçilmiştir. Monica Bellucci, Giuseppe Sulfaro ve Matilde Piana rol almıştır.

Savaşan bir dünya… Ergenlik çağında bir çocuk… Ve onun hayatını ebediyen değiştirecek bir kadın…CENNET SİNEMASI ile uluslararası üne kavuşan İtalyan yönetmen Tornatore, yine kendi çocukluk yıllarından izler taşıyan bir duygusal filmle karşımızda.

İkinci Dünya Savaşı yıllarının Sicilya’sında, savaşın dul bıraktığı genç kadın Maléna’nın kasabaya gelişiyle birlikte ergenlik çağındaki bir erkeğin fantazi dünyası renkleniverir. Fakat Maléna’dan tek etkilenen o değildir ve bu hassas durum kasaba halkını galeyana getirecek boyutlara doğru tırmanır.

20- Die Welle Tehlikeli Oyun (2008) – Dennis Gansel

1967 yılında Kaliforniya’da yaşanmış gerçek bir olayı günümüz Almanya’sına uyarlayan film, faşizmin köklerine dair trajik bir hikâye olarak bir toplumda, özellikle de toplumun dinamiğini oluşturan ergenler üzerinde, her zaman otokratik bir sosyal grubun yaratılabileceğini göstermektedir.

21- Das weisse Band – Eine deutsche Kindergeschichte Beyaz Bant (2009) – Michael Haneke

1913 yılında Almanya’nın bir köyünde bir papaz ile bir baronun acımasız otoritesi hüküm sürmektedir. Üst sınıfları da içeren kötücül olaylar gittikçe bir ceza ritüeline dönüşür. Olup bitenleri araştırmaya başlayan bir öğretmen, yavaş yavaş korkunç gerçeğe yaklaşır.

Birinci Dünya Savaşı arifesinde Protestan Kuzey Almanya’da bir köyde geçen hikaye, köyde gelişen tuhaf ve ürkütücü kazalardan yola çıkıyor.

Eğitim, din, gelenek, masumiyet gibi kavramları köyün soysal dengeleri üzerinden yansıtan ve tartışan film, köy öğretmeninin geriye dönerek anlattığı bir hikaye olarak işlenmekte. Anlatımıyla izleyiciye eşlik eden öğretmeninin sözlerinde yer verdiği gibi, bu olaylar, 2. Dünya Savaşı Almanya’sının toplumsal temellerini gözler önüne seriyor.

22- Yol / Yılmaz Güney-(1981)

Yol, senaryosu Yılmaz Güney tarafından yazılan, Şerif Gören tarafından yönetilen Türk filmidir. Filmin senaryo aşamasındaki adı Bayram’dı.

Film tüm dünyada Yılmaz Güney’in en iyi filmi olarak bilinir. Ancak bilinenin aksine Yılmaz Güney çekim sırasında hapiste olduğundan filmin yönetmeni aslında Şerif Gören olmuştur.

Yılmaz Güney ise filmin senaristidir. İlk yönetmen Erden Kıral’ın filmini Yılmaz Güney beğenmeyince Şerif Gören filmi yönetmeye başlamış ve kendisinin yönetmenliği filmi Cannes’a taşımıştır.

İmralı Açık Cezaevi’nden bayram iznine çıkan beş mahkûmun öyküsü iç içe gelişir. Seyit Ali, şeytana uyup kendisini aldatarak namusuna leke düşüren karısı Zine cezasını vermek için köyüne gider.

Filmin en ilginç ve sarsıcı bölümünü oluşturan öykü. Özellikle de kar sahneleri, Seyit’in karısını sırtında taşıması ve tövbekar Zine’nin donmaması için kamçıyla dövülmesi ama sonuçta ölmesi, Batının da ilgisini çektiği insan dramlarından biridir.

Zine’nin törelere göre öldürülme görevi öncelikle ihanete uğrayan kocaya düşmektedir. Karısını, ailenin ceza olarak zincire vurduğu ahırda bulan Seyit Ali, bir ölüm yürüyüşüne çıkar. Dondurucu soğuğa dayanamayan Zine, kendisini kurtarması için yalvarır. Gerçekte Seyit, baştan beri karısını öldürmeye karşıdır.

23- Duvar / Yılmaz Güney (1983)

Duvar, Yılmaz Güney’in yazdığı ve yönettiği, 1983 yapımı uzun metrajlı Türkiye sinema filmi. Yılmaz Güney’in, Cannes’da büyük ödülü alan Yol’dan sonraki ilk, yaşamındaki ise son filmidir.

1976’da Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde, Yılmaz Güney’in de tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyan konu edilmiştir.

Bu olaydan derinden etkilenen Yılmaz Güney, isyanın arkasından gönderildiği Kayseri Cezaevinde Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz ismi ile bir roman yazmış ve film yurt dışına çıkışında Fransa’da bu roman üzerinde kurulu senaryo ile çekilmiştir. Tuncel Kurtiz ve Ayşe Emel Mesci dışındaki tüm oyuncular hayatlarında ilk kez kamera karşısına çıkmışlardır.

24- Uçurtmayı Vurmasınlar / Tunç Başaran (1989)

Uçurtmayı Vurmasınlar, yönetmenliğini Tunç Başaran’ın yaptığı 1989 yapımı uzun metrajlı Türk sinema filmi. Çekimleri Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde gerçekleşti. Film, 62. Akademi Ödülleri’nde Türkiye’nin yabancı dilde en iyi film dalında Akademi Ödülü aday adayı olarak seçilmiştir.

Beş yaşındaki bir çocuğun gözüyle kadınlar hapishanesinin ve sevginin öyküsüdür anlatılan. Küçük Barış’ın (Ozan Bilen) bu dört duvar arasında ne suçu vardır ki? Oysa esrardan tutuklanan annesi değil midir? Barış henüz algılayamadığı bir garip dünyanın içinde, her yanı soğuk ve sağır duvarlarla çevrili bir hapishane avlusunda gökyüzünü ve özgürlük uçurtmalarını gözlemektedir.

25- Abluka / Emin Alper (2015)

Kadir hapishanedeki 20 yılın ardından şartlı tahliye olur ve emniyette çalışan Hamza’nın yardımıyla iş bulur. İstanbul’u saran büyük siyasi karmaşa atmosferi özellikle sokaklarda kendini göstermektedir. Kadir çöp toplayıcısı olarak girdiği bu paravan işin ardında aslında muhbir olarak çalışacaktır.

AYRICA BAKIN

Kübizm karşıtları neyi savunurlar?

Kübizme karşı çıkanlar genellikle şu argümanları ve savunuları öne sürerler: Geleneksel Sanat Anlayışı Gerçekçilik ve …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!