Hasenanlı Ferzende Bey

Hasenanlı Ferzende Bey Kimdir, Hayatı ve Hakkında Bilinmeyenler

Celâl Temel

Hasenanlı Ferzende Bey (1882-1938) 

  Malazgirt’te doğdu. Hasenanlı Silêmanê Ahmed’in oğlu, Hasenanlı Miralay Halid Bey’in yeğenidir. I. Dünya Savaşı yıllarında, bir süre Malazgirt’te, bir süre Muş’ta kaymakamlık yaptı. Modern görüşleri olan, bilgili, cesaretli bir yiğit olarak tanındı. Bir ağa ailesinden olmasına karşın, yoksullara yakınlığıyla dikkat çekti.

       1925 Kürd Ayaklanmasına destek verdi. Emrindeki büyük bir silahlı grupla Malazgirt, Kop (Bulanık) ve Çewlîg (Bingöl) bölgesinde, bir süre Türk Ordusu’yla savaştı. Kürd Hareketi Diyarbakır’da gelişirken onun komutasındaki güçler, Erzurum’dan gelecek ordu güçlerinin önünü kesti.

        Ayaklanmanın bastırılmasından sonra emrindeki silahlı güçler, babası, amcası Hasenanlı Halid Bey, Zirkanlı Keremê Qolağası ve Şeyh Said’in oğlu Şeyh Ali Rıza ve Hasenanlı ailelerinin de içinde bulunduğu büyük bir grupla İran’a geçtiler. Sınırdaki bir İran birliği silah bırakmalarını isteyince, İran silahlı güçleriyle büyük bir çatışamaya girdiler. Bu çatışmada, babası ve Keremê Qolağası dahil 30’u aşkın kişi ölürken kendisi de yaralandı. Amcası Hasenanlı Halid Bey ve Şeyh Ali Rıza’yla birlikte Simko’ya sığındılar.

       Ağrı Dağı İsyanı başlayınca 1927 yılında, eşi Besra Hanım ve diğer bazı Hasenanlı savaşçılarla birlikte Ağrı Dağı savaşına katıldı. Pek çok çatışmada yer aldı. Bu savaş için onun söylemleri kilamlara şöyle yansıdı:

    “Ev ne şerê Hesenane, ne şerê Heyderane

      Ne şerê duvanzdeh bavê eşîrane

      Ev şer, şerê tev Kurdan’e.”

      Ağrı Ayaklanması devam ederken 1930 yılında bir saldırı sırasında yaralandı ve tekrar İran’a sığındı. O sırada Biroyê Hesikê Têlî ve diğer Kürd gruplarından da İran’a geçen olmuştu. 1931 yılında Maku’da İran Ordusu ile İran’daki bu Kürd güçleri arasında yaşanan bir çatışmada yine yaralandı ve yakalandı; hapse atıldı. Bu çatışma sırasında, yedi yaşındaki tek çocuğu Elfesya de öldü. Kendisi ağır yaralı ve elleri ayakları kelepçeli olarak, önce Kelaxoye köyüne, daha sonra Tahran’daki Kesr-ı Kaçar hapishanesine kondu. Eşi Besra Hanım, başka bir yerde tutuldu.

      Maceralı yaşamı, savaşçılığı, kahramanlığı kilamlara konu olurken ölümü de esrarlı oldu. Kürd şairi Osman Sabri, onun kahramanlığıyla ilgili olarak yazdığı kitapta, 1939 yılında Hoy hapishanesinde zehirlenerek öldürüldüğünü belirtiyor. Orada bulunanlardan, Nadir Süphandağ’ın eşi Zarife Hanım’ın aktarımına göre, daha önce, 1935 yılında Tahran yakınlarındaki Kasr-ı Kaçar hapishanesinde öldü. Eşi Besra Hanım cesedi aldığında gözleri oyulmuş hâldeydi. Eşi, mezar taşına, “Mîrê mîran” (Mirlerin miri) diye yazdırmış.

      Eşi Besra Hanım, 13 Ağustos 1940 tarihinde İran Şahı’na gönderdiği bir mektupta, eşinin iki yıl önce öldüğünü (bu durumda ölüm tarihi 1938 oluyor), kendisini niye serbest bırakmadıkları şeklinde bir dilekçe vermesi üzerine Türkiye’ye gitmesine izin verildi. Ağrı sürgünlerinin bulunduğu Kayseri’ye gönderildi. Bir başka evlilik yapmak zorunda kalan ve delirmeyle sonuçlanan Besra Hanım’ın yaşamı da ayrı bir dramdır…

BERNAMEGEH

UYARI: Yazıların izinsiz kopyalanması ve Web Sitelerinde yayınlanması kesinlikle yasaktır. Hakkınızda yasal işlemlerin başlatılabileceğini lütfen unutmayın!

AYRICA BAKIN

Paleolitik Çağ

Paleolitik Çağ, insanlık tarihindeki en eski dönemlerden biridir ve Eski Taş Çağı olarak da bilinir. …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!