HAZARALAR

HAZARALAR KİMDİR – HAZARALARIN KÖKENİ

Hazara’nın ana yerleşim bölgeleri, Bamiyan , Daikondi (eskiden Oruzgan’ın en kuzey bölgesi ), Gazne , Logar , Vardak ve Kabil’in yanı sıra Hazarajat dışındaki diğer şehirler Afgan illeridir. Bir diğer yerleşim odağı ise Pakistan’ın Hazara bölgesi.

Ek olarak, bunların yaklaşık 1.567 milyonu İran’da (1993 tahmini) ve yaklaşık 956.000’i Pakistan’da yaşıyor ve burada Hazara Kasabası, Yeni Hazara Kasabası, Hazara Kolonisi ve Mari Abad ilçelerinde Quetta’daki nüfusun çoğunluğunu oluşturuyorlar.

Pakistan’daki Hazara yerleşimi 19. yüzyılda meydana geldi ve 1890’larda Afgan Emiri Abdur Rahman Han’ın soykırımı sırasında zirveye ulaştı . O zaman, Afganistan’daki Hazaraların üçte ikisi öldürüldü ya da sınır dışı edildi. İngiliz sömürge yönetimi sırasında, İngilizler onları Quetta vatandaşları olarak tanıdı.

Ketta’daki Hazaralar çoğunlukla Hazaragi’yi ana dilleri olarak öğrenirler, bu sayede Hazaragi lehçesi Pakistan Urducası, İngilizce ve Peştuca’dan birçok kelime içerir, Urduca’ya telaffuzda önemli ölçüde yaklaşmıştır ve Quettagi olarak anılır. Quetta Hazaraları, Hindko konuşan ve Hayber Pakhtunkhwa Eyaletinin eski Hazara Valiliği’nde yaşayan Hindkowanlardan farklıdır .

Ayrıca, özellikle çok sayıda (30.000) Hazara Avustralya’da yaşamaktadır. Avrupa’da, İskandinavya ve Viyana’da çarpıcı sayıda Hazara yaşıyor. Almanya’da ise, 2015’ten bu yana gelen mülteciler arasındaki oranları yüksek olmasına rağmen, nispeten az sayıda Hazara yaşıyor.

Tarihin çeşitli dönemlerinde Hazaraların memleketi olan Hazaracât, Arsares, Setagidiya, Pamizus, Arakuziya, Zavulistan, Garcistan ve son olarak Hazaristan olarak zikredilmiştir (Mosavi, 1379: 210-211). Hazaracât 1880 yılından önce özerk bir bölgeydi. Bölgenin kuzeydoğu sınırları, Mezar-ı Şerif ’in 20 km uzaklığında, güney sınırları, Meydan vilayetinden başlayıp batı yönünde devam ederek Badgis ve Faryab’ın bazı kısımlarından geçerek kuzeye
doğru dönmekte ve kuzeydoğu sınırları ise Kabil’in batısında ve kuzeyinde yer almaktaydı (Mosavi, 1379: 99-100).

XIX. yüzyılda Batılı araştırmacılardan Bellew ve Leech, Hazaralar ve Hazaracât’ın durumu hakkında önemli bilgiler bırakmışlardır. Bellew, Hazaracât’ın 1880 yılından önceki durumunu şöyle söylemektedir: Onlar (Hazaralar) ülkenin birçok yerlerinde yaşıyorlar. Kabil ve Gazne sınırlarından başlayıp Herat’a kadar Kandehar civarından Belh’e kadar Hazaracât’ın geniş liğini göstermektedir. Başka deyişle eski Pamizus olarak bilinen memleket, Hazaraların memleketi olarak belirtilmektedir (Mosavi, 1379: 84).

1890 yılındaki Peştun-Hazara savaşından sonra Hazaracât bugünkü şeklini almıştır. Bugünkü Hazaracât, Gazne, Bamyan, Gur, Vardak ve Uruzgan vilayetlerinden meydana gelmektedir. Hazaracât’ın bugünkü yüz ölçümü 70.000 olarak tahmin edilmektedir. Ama 1880 yılından önce Hazaracât’ın yüz ölçümü 200.000 km2 olarak belirlenmiştir. Hazaracât’ın yüksekliği ortalama 3030 metredir. Hazaraların yaşadıkları yerlerin ortalama yüksekliği 2425 metredir. Bölgenin en yüksek dağı olan Baba dağının yüksekliği 4850 metredir (Yazdani, 1368:211-212; Maitland, 1376: 15).

Hazaralar 1893 savaşlarını İngiliz destekli Peştunlar karşısında kaybedince ana yurtları olan Hazaracat veya Hazaristan’ın büyük bir kısmını kaybetmiştir. Hazaralar bu savaştan sonra kendi topraklarında mülteci konumunda yaşmaya devam etmiştir. Hazaristan’ın dışına çıkanların çoğu merkezi devletin takibatından korunmak amacıyla
kendi kimliklerini değiştirerek başka etnik grupların içerisinde varlığını devam etmiştir. Ancak başka etnik grupların içerisinde yaşayan Hazaraların kendilerini Hazara dememelerine rağmen diğer etnik gruplar tarafından hep Hazara olarak hitap edilmiştir.

1890 ve sonrasında, Emir Abdürrahman Han tüm dünyada “soykırım-genocide” olarak kabul edilen Hazara Katliamını başlattığında bu toplumun bir kısmı Sünni, bir kısmı Şii idi.

Asırlardır iki ayrı mezhepten ama kardeş olarak yaşayan Hazaralar bu soykırımlar sırasında cihatçılar tarafından değişik muameleye tâbi tutuldular. Sünniler zorla Paştun etnik grubu içinde eritildi.

Şii Hazara erkeklerinin ise kafaları kesildi, kadın ve çocuklar Kabil, Herat, Kandahar gibi kentlerde açıkça ve İslamcı-soykırımcı rejimin destekçisi İngilizlerin gözleri önünde pazarlarda köle olarak satıldı.

20’inci yüzyılın büyük kısmını İran ve Pakistan’da sürgünde ve Afganistan’da dağlarda geçiren Hazaraların durumu ancak 1970’lerdeki laik yönetimle ve daha sonra bu hükümeti destekleyen Sovyet ordusunun varlığı sırasında biraz düzeldi. Ama Ruslar gittikten sonra cihatçılar saldırılarına yeniden başladılar.

2015’ten sonra IŞİD ve Taliban fırsat buldukları her yerde Hazara toplumuna, kadın, çocuk demeden saldırılar düzenlediler ve özellikle okul, hastane, cami gibi yerleri hedef aldılar. Bu saldırılarda her ay onlarca Hazara yaşamını yitirdi.

Hazaraların Kökeni – Hazaralar Kimdir

Hazaraların etnolojisi ile ilgili nazariyeler toplam üç kategoride sınıflandırılmaktadır.
Afganistan üzerinde ve özellikle antropolojik ve linguistik alanlarda pek fazla bilimsel bir çalışma mevcut olmadığından dolayı konunun araştırılması zor olacaktır.Birinci nazariyenin savunucularından biri Ferrier’dir. Ona göre Hazaralar en eski kavimlerden biridir. Daha sonra Fletcher de bu nazariyeyi savunmuştur. Ferrier, görüşlerinde Yunan tarihçisi olan Cartsius’a dayanarak Hazaraların, Büyük İskender zamanında bile şu anda Hazaraların bölgesi olarak bilinen Hazaracât’ta yaşadıklarını söylemiştir (Poladi, 1381: 14).

Bu nazariye, Hazaraların Cengiz Han’ın bu bölgelerde bıraktığı askerlerinden meydana geldikleri yönündeki nazariyeyi reddetmektedir. Batılı araştırmacılardan biri olan Bellew’in ortaya koyduğu ikinci nazariye ise Hazaralar tamamen Moğol olarak zikredilmiştir. Bu nazariyeye göre Cengiz Han onar grupluk asker birimlerinden dokuz grubunu Kabil bölgesine ve bir grubunu da Amu Derya ırmağının doğusunda bulunan Pakil Hazarlar bölgesine göndermiştir. Hazaralar da Cengiz Han’ın gönderdiği askerlerden meydana gelmiştir (Poladi, 1381: 15).

Eğer Hazaraların Cengiz Han’ın askerlerinden meydana geldiklerini farz edersek iki sorunun cevabını bulmamız gerekmektedir.
1- Cengiz Han hangi amaçla askerlerinden bir kısmını bu bölgede bırakmıştır?
2- Her tarafı düşmanla dolu bir ortamda niçin askerlerini yalnız bırakmıştır?
Bilindiği gibi, Cengiz Han bu bölgeleri aldığında yerli halkı kanlı bir biçimde öldürtmüştür. Böyle bir ortamda Cengiz Han’ın kendi askerlerini bırakma ihtimali yok gibi görünmektedir. Reşiduddin, Hafız Ebru ve Cüzcani gibi tarihçilere göre ne Cengiz Han ne de Cengiz Han’ın komutanlarından biri Moğol askerlerinden bir kısmını bu bölgelerde (Hazaracât) iskan için yerleştirmiştir (Khanef, 1372: 22).

Batılı ve yerli araştırmacılar, Hazaraların yüz yapısından hareket ederek onların Moğol olduklarını söylemişlerdir. Hazaraların Moğollara dayandıkları yönündeki iddiaların en önemli sebeplerinden ikincisi ise Hazaraları Moğol Nikoderlilerden meydana geldikleridir. Nikoderliler, Oktay zamanında Gur ve Gazne’ye gönderilmiştir. Nikoderliler daha sonra yerli halk olan Hazaralar içerisinde çözülmüşlerdir. Çünkü tarih kitaplarında XV. yüzyılın sonlarından XVII. yüzyılın başlarına kadar Nikoderlilerden ve Hazaralardan ayrı ayrı bahsedilmiştir. Ama XVII. yüzyılın sonlarından
itibaren Nikoderliler, Hazaralar içerisinde hatta Hazaraların bir alt grubu olarak gösterilmiştir (Ahlaki, 1380: 33-35).

Üçüncü nazariyeyi Dorn ortaya atmıştır. Ona göre Hazaralar tamamen Türk kökenlidirler. Türklerin bugünkü Afganistan bölgelerine geldiklerini çok eski bir tarih olan Kuşanilerin, Çin’in kuzeybatısından Seyhun ve Ceyhun ırmakları arasındaki topraklara göç etmelerine rastlanmaktadır. Son araştırmalara göre Kuşanilerin ve Yeftelilerin Türk oldukları tespit edilmiştir (Welz, 1375: 174-175).

Tarihçilerin birçoğu ve özellikle Dorn, Hazaraları Moğol olarak kabul etmemektedirler. Ona göre Hazaralar, tamamen Türk olup Afganistan’da hâkim olan Mengü Han (1284-1292) zamanında bugünkü yaşadıkları bölgede yerleştirilmiştir (Poladi, 1381: 17). Cengiz Han, Belh, Kabil, Gazne, Herat ve Hazaracât’ı istila etmeden önce bu bölgelerde Halaç Türkleri ile Karluk Türklerinin yaşadıkları bilinmektedir. İbni Haldun’un ifade ettiği gibi Belh ve bugünkü Hazaracât Türklerin merkezi durumundaydı. Ancak Moğollar bu tarihten itibaren Hazaraları etkilemiş olabilirler (Atsız Gökdağ, 2002: 710). Bu bölgelerde yaşayan Türkler, Cengiz Han’la savaşmışlardır (Garcistani, 1989: 52).

XIX. yüzyılın ilk yarısında Batılı araştırmacılardan biri olan Leech, Hazaraların bugünkü yaşadığı bölge olan
Hazaracât’a gitmiştir. Leech, Hazaraların ülkenin güneyinden Afganistan’a girdiklerini tespit etmiştir. Hazaraların büyük kabilelerinden biri olan Day Çopan’ın (Day Çoban) büyük ceddi olarak bilinen Emir Çopan’ın (Emir Çoban) türbesi Herat ve Kandehar arasında bulunan Gerişk ilçesinde bulunmaktadır. Leech, Kandehar’ın yakınlarında bulunan köylerin Hazaralar tarafından yapıldığını tespit etmiştir. Ona göre Hazaralar yakın tarihe kadar veya başka bir deyişle Peştun kabilelerinin girmelerinden önce bu bölgelerde hâkimdiler (Poladi, 1381: 32-40).

Hicri III. ve IV. yüzyıla ait tarih ve edebiyat metinlerinde Hazaralar, Garçe Türkleri olarak zikredilmiştir. Dr. Cavit ve Ömer Salih’e göre Hazaralar, Moğollardan önce Garze (Garçe) olarak bilinmekteydiler. Hazaralar, Ural Altay kavimlerine mensupturlar ve Gur hükümdarları bu kavimdendirler (Yazdani, 1368: 164). Hazaraların etnolojik yapısıyla ilgili görüşlerin birçoğunun Hazaraların sosyo-kültürel gerçekleriyle uyuşmazlık halinde olduğu görülmektedir. Batılı araştırmacıların çoğu Hazaralar üzerinde araştırma yaparken Hazaracât’a gitmemiş ve ikinci elden kaynakları
kullanmışlardır. Bu, sosyolojik açıdan ve özellikle bir milletin etnolojisi ve antropolojisi söz konusu iken kabul edilemez. Afganistanlı araştırmacıların bazıları Hazaraların etnolojik yapısını ortaya koymak için Hazara kelimesi üzerinde yoğunlaşmış ve teorilerini bu çerçeve üzerinde ortaya koymuşlardır (Poladi, 1381: 61).

Hazaraları Oluşturan Boylar

Hazaralar, yaşadıkları yerlerin isimleri ve mensup oldukları boy isimlerine göre sınıflandırılmaktadır (Atsız Gökdağ, 2002: 706). Ayrıca bazı Hazaraların boy isimleri Day ile başlamaktadır. Day ile başlayan Hazara boyları, Hazaraların en kalabalık boylarını meydana getirmektedir. Bu boylara ait alt gruplar da mevcuttur. Day, güçlü ve cesur anlamlarına gelmektedir. Bu kelime Çinlilerden Moğollara ve Moğollardan Hazaralara geçmiştir (Yazdani, 1372: 313).

Hazaraları oluşturan boyların hepsinin isimlerini zikretmek mümkün değildir. Burada Hazaraların en önemli ve en kalabalık boyları ve yaşadıkları yerler hakkında kısaca bilgi verebiliriz.

1- Day Kalan: Hazaraların en kalabalık boylarından birisidir. Day Kalanlar birbirinden ayrı olarak Hazaracât’ın güneybatısı ile kuzey doğusunda yaşamaktadırlar.
2- Day Zengi: Day Zengi Hazaralarının yaşadığı yerler de Hazaracât’ın geniş bir sahasını kapsamaktadır. Bunlar Pencab, Veres, Yekev-Leng, La’l ve Seri Cengel’de yaşamaktadırlar.

3- Day Çopan (Day Çoban): Day Çopanların birçoğu ülkenin güneyinde yaşamaktadırlar. Day Çopanın birçok alt kolu mevcuttur. Day Çopanlar kendilerini Emir Çopanın oğulları olarak söylemektedirler. Emir Çopan, Sultan Ebu Said İlhanlının en önemli komutanlarındandı. Emir Çopanın emriyle H. 725 yılında Mekke’ye içme suyu getirmek için Arafat’tan Mekke’ye kadar içme suyu kanalı inşa ettirmiştir.
4- Day Hata: Day Hata Hazaraları Uruzgan, Gizab ve Kicran’da yaşamaktadırlar.
5- Day Kundi: Day Kundi hem Hazaraların bir boyu hem de Hazaracât’ın bir şehridir. Day Kundi en kalabalık Hazara boylarından biridir.

Day ile başlayan diğer Hazara boyları şunlardır: Day Polad, Day Mirek, Daye, Day Mirkeşe, Day Mirdad, Day Deko (Day Dehkan), Day Kuzi, Day Ziniyat, Day Melik, Day Birke, Day Nuri, Day Miri, Day Digek, Day Hakkani, Day Kalender, Day Hoten ve Day Kiyu (Yazdani, 1372: 311-322).

6- Badehşi Hazaraları: Bu Hazaralar, Katagan ve Badehşan vilayetlerinde yaşamaktadırlar. Bu boy diğer Hazaralardan uzak yaşadıkları için diğer Hazara grupları tarafından tanınmamıştır.
7- Kunduz Hazaraları: Kunduz vilayetinde yaşamaktadırlar. Kunduz Hazaralarının bazıları Caferi mezhebine bazıları Hanefi mezhebine mensupturlar.
8- Laçın Hazaraları: Cengiz Hana karşı savaşmışlar ve bu savaştan mağlup çıkınca Hindistan’a göç etmek zorunda kalmışlardır.
9- Hulm Hazaraları: Geniş bir sahaya dağılmışlardır. Timur zamanında Timur’un hizmetine girmişlerdir.
10- Kayan Hazaraları: Afganistan’ın en verimli ve yeşil vadilerinden biri olan Kayan vadisinde yaşamaktadırlar. Kayan Hazaraları İsmaili mezhebine mensupturlar.
11- Kuzeydeki Hazaralar: Kuzey vilayetlerinin çeşitli yerlerinde yaşamaktadırlar.
12- Pençşir Hazaraları: Pençşir’de 7 vadiye yakın nüfuslarını Pençşir Hazaraları oluşturmaktadır.
13- Moğol Hazaraları: Bunlar Gur, Ferah, Herat, Bağlan ve Seripul’da yaşamaktadırlar.
14- Tatar Hazaraları: Bunlar geniş bir sahada yaşamaktadırlar ve Hanefi mezhebine mensupturlar.
15- Nikoder Hazaraları: Bunlar Sultan Ahmet Nikoder İlhanlıya mensupturlar. Nikoder, Müslüman olduktan sonra Ahmet ismini almıştır.

16- Badgis Hazaraları: Badgis Hazaraları, Horasan ve Kaleyi-Nev’de yaşamakta ve Day Ziniyat Hazaraları olarak bilinmektedirler. Day Ziniyat Hazaralarının bir kısmı İran’da yaşamaktadırlar.
17- Sorhu Parsa Hazaraları: Pervan vilayetinin batısı ve Hazaracât’ın kuzeydoğusunda bulunan Lulenc şehrine bağlı olan Sorh ve Parsa vadilerinde yaşamaktadırlar. Diğer Hazara grupları ise Kolhol ve Kolliç Hazaraları, Badrav Hazaraları, Bağal Hazaraları, Gudey Hazaraları, Cerman Hazaraları, Loger Hazaraları, Pektiya Hazaraları ve Çaç Hazaralarıdırlar. Bunlar Hazaracât’ın çeşitli yerlerinde ve Afganistan’ın güneyinde hâlâ yaşamlarını sürdürmektedirler (Yazdani, 1372: 285-305).

Hazaralarda Dil, Sanat ve Halk Edebiyatı

Hazaraların konuştuğu dil olan Hazaragi üzerinde bilimsel bir çalışma yok denecek kadar azdır. Bazı araştırmacıların Hazaraginin kökünü ve özelliklerini ortaya çıkarmak için eski yazılmış metinler ve eski devirde bu bölgede konuşulan diller üzerine araştırma yapılması gerektiğini düşünmüşlerdir. Şimdiye kadar Hazaragi diliyle eser yazılmamış hatta Hazara aydınları bile kendi eserlerini Farsça, Arapça ve son zamanlarda da bazı Avrupa dilleriyle yazmışlardır. Sadece Töre dergisinde yazılan yazılar Hazaragi olarak yazılmaktadır. Hazaragi üzerinde yapılan bazı çalışmalar sonucunda
bu dilin Buhara’da konuşulan dillerin bir benzeri olduğu kanaatine varılmıştır (Khavari, 1376: 19).

Hazara kültüründe gelişen şiirler Hazaragi şivesiyle söylenmiştir. Bu şiirlerin birçoğu kadınlar tarafından yazılmış ve erkekler tarafından düğünlerde, bayramlarda, sosyal aktivitelerde ve toplantılarda okunmuştur (Mosavi, 1379: 121).
Hazaralar arasında büyük şairler olan Abdulvasi Garcistani ve Nasır Hüsrev gibi kişiler çıkmıştır (La’li, 1372: 258). Hazaralar arasında 1970’li yıllardan sonra şiir ve musiki gelişmeye başlamıştır. Bu dönemdeki şiirler ve şarkılar siyasi amaçlarla söylenmiştir (Mosavi, 1379: 126).

Hazaralara Yönelik Genetik Köken Çalışmaları

Genetik olarak, Hazaralar batı Avrasya ve doğu Avrasya bileşenlerinin, yani ırksal olarak Avrasya bileşenlerinin bir karışımıdır . Genetik araştırmalar, Afganistan’daki Hazaraların ülkenin Özbek nüfusu ile yakın bir şekilde kümelendiğini, her iki grubun da Afganistan’ın Tacik ve Peştun nüfuslarından kayda değer bir mesafede olduğunu gösteriyor. Bazı Hazaralar arasında Türk halkları ve Moğollarla hem baba hem de annelik ilişkileri olduğuna dair kanıtlar vardır .

Doğu Avrasya erkek ve dişi ataları, genetik şecere çalışmalarıyla da desteklenmektedir . Doğu Asya anne haplogrupları (mtDNA) yaklaşık %35’i oluşturuyor, bu da Hazaraların bir bütün olarak çoğunlukla Batı Avrasya mtDNA’sına sahip olmasına rağmen, Türk ve Moğol halklarının erkek torunlarına Doğu Asya kökenli kadınların eşlik ettiğini gösteriyor.

Hazaralar’daki Doğu Asyalı Olmayan mtDNA’nın kadınları yaklaşık %65’tir, bunların çoğu Batı Avrasyalılar ve bazı Güney Asyalılardır.

Pakistanlı Hazaralar arasında en sık bulunan baba haplogrupları %40 (10/25) ile haplogrup C-M217 ve % 32 ile Haplogrup R1b (8/25) idi.

Afganistan’daki baba DNA haplogrupları hakkında bir araştırma, Y-DNA haplogrupları R1a ve C-M217’nin en yaygın haplogruplar olduğunu ve bunu J2-M172 ve L-M20’nin izlediğini gösteriyor. Bazı Hazaralar ayrıca Tacikler , Peştunlar ve Hint popülasyonlarında yaygın olan R1a1a-M17, E1b1b1-M35, L-M20 ve H-M69 haplogruplarına sahiptir .

Bir çalışmada, normalde Doğu Afrika’da bulunan haplogroup B-M60’a küçük bir azınlık sahipti ve Hazara’nın bir mtDNA çalışmasında, mtDNA Haplogroup L (Afrika kökenli) %7,5 sıklıkta tespit edildi.

Yakın tarihli bir araştırma, Uygurların Hazaralarla yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Çalışma aynı zamanda Pakistan ve Hindistan’ın diğer popülasyonlarında küçük ama kayda değer bir Doğu Asya soyunu da ortaya koyuyor.

Kaynaklar:

-Abdullah Mohammadi, Tarihten Günümüze Hazaralar (Tarih, Dil, Folklor ve Etnografya)

-Yusuf, Imran (5 October 2011). “Who are the Hazara?”. Tribune. Retrieved 1 September 2016.

-Malik Ayub Sumbal. “The Plight of the Hazaras in Pakistan”. The Diplomat.

-Poladi, Hassan (1989). The Hazāras. Stockton, California: Mughal Publishing Company.

-Rosenberg, Noah A.; et al. (December 2002). “Genetic Structure of Human Populations”. Science. New Series.

-Haber, Marc; Platt, Daniel E.; Bonab, Maziar Ashrafian; Youhanna, Sonia C.; Soria-Hernanz, David F.; Martínez-Cruz, Begoña; Douaihy, Bouchra; Ghassibe-Sabbagh, Michella; Rafatpanah, Hoshang; Ghanbari, Mohsen; Whale, John; Balanovsky, Oleg; Wells, R. Spencer; Comas, David; Tyler-Smith, Chris; Zalloua, Pierre A.; Consortium, The Genographic (28 March 2012). “Afghanistan’s Ethnic Groups Share a Y-Chromosomal Heritage Structured by Historical Events”

Bernamegeh Türkçe

UYARI: Yazıların izinsiz kopyalanması ve Web Sitelerinde yayınlanması kesinlikle yasaktır. Hakkınızda yasal işlemlerin başlatılabileceğini lütfen unutmayın!

AYRICA BAKIN

Şovenizmin tehlikeleri nelerdir?

Şovenizmin bir dizi tehlikesi vardır ve bunlar genellikle toplumlar arasındaki ilişkileri bozabilir, barışı tehdit edebilir …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!