Hoşap Kalesi

Hoşap Kalesi’nin Tarihi 

Van’a yaklaşık 50–60 km arası uzaklıkta Van-Başkale yolu üzerinde, Güzelsu mevkiinde olan Hoşap kalesi, son halini Orta Çağ’ da aldı. 

Urartu Devletine kadar uzanan kale, Osmanlı Devleti’ne tabi Mahmudi Beyleri’nin yaptırdığı şekliyle günümüze ulaşmıştır. İç kale giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre Mahmudi Süleyman Bey tarafından, H. 1052 (1643) tarihinde yaptırılmıştır.

Hoşap’ın bilinen tarihi Urartular’a kadar inmektedir. Bu dönemde Hoşap kalesinin Güneydoğuya açılan Tuşba-Kelişin ordu yolu ile Van-Kotur doğu yolunun kesiştiği kavşak noktasında askeri bir tesis olarak kurulduğu kabul edilmektedir.

Urartular tarafından kurulduğu, Bizans, Vaspurakan (Ermeni), Abbâsî, Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Safevî dönemlerinde kullanıldığı, son şeklini ise Osmanlı Devleti’ne bağlı Mahmûdî Beyliği zamanında aldığı anlaşılmaktadır. 

İçiçe üç surla çevrilmiş bulunan kalede iki cami, üç hamam, çeşmeler ve yeraltı zindanları bulumaktadır. 

İçkale, güneyden sarp, kuzeyden eğimli bir kütle üzerine kurulmuştur. Kuzey doğu ve batıda kale beden duvarları, burç ve kulelerle tahkim edilmiş, kuzey doğuya ikinci bir tahkimat yapılmıştır.

Dış kale surları arazinin yapısına göre şekillenmiş; doğu, kuzey ve batıdan dolanan surlarla çevrelenmiştir. Doğu surları kısmen, batıdakiler ise büyük ölçüde yıkılmış bulunmaktadır.

Selçuklu Hanedanı’yla başlayan hakimiyet, İlhanlılar döneminde devam etmiş ve bu dönemde Vilayet-i Ermen olarak adlandırılan Van eyaletinin bir şehri haline gelmiştir.

Kürt Mahmudiler, kendi adlarıyla anılan bir beylik kurmuşlardır. Osmanlı döneminde, Osmanlı-Safevi mücadelelerinde Osmanlılardan yana tavır koyup, başarı göstermeleri neticesinde kendilerine bir takım imtiyazlar verilmiştir. Hoşap’da günümüze kadar sağlam kalmış kalede yaşayan bu beyler varlıklarını 1839 Tanzimat Fermanı’nın ilanına kadar sürdürmüşlerdir.

Mahmudi Beylerinden Hasan Bey, Osmanlı-İran ilişkilerinde Osmanlı adına büyük başarılar elde etmiştir. Bunun üzerine Van bölgesi yurtluk-ocaklık olarak verilmiştir. Hasan Bey daha sonra Yezidi olan Mahmudi aşiretinin İslam dinine geçmesini sağlamıştır. Sultan Süleyman, Mahmudi aşiretine İslam dinini tanıtmak için İslam öğretilerine yönelik bölgede çalışmalar gerçekleştirmiş ve birçok köyde medrese ve camiler yaptırmıştır.

Mahmudi Beyliği Hoşap’ta en parlak dönemlerini Süleyman, Zeynel, Evliya ve İbrahim beyler döneminde yaşamıştır. 18 ve 19. yüzyılda da Hoşap İran sınırında Osmanlı’nın önemli bir sancak merkezi olmuştur.

 Evliya Çelebi de Seyahatnamesinde 1650 senesinde uğradığı Hoşap kalesinden bahsetmektedir. Kalenin konumunu anlattıkdan sonra iç kalenin giriş kapı kanatları için Osmanlı ülkesinde kale kapıları hep ağaç üzerine demir kaplı kapılardır ki, ateş etsen ağaç yanar, demirler dökülür. Ama bu Hoşap kalesi kapısının her kanadı üç yüz kantar Nahçıvan demirindendir. Hiç ağaç kısmı yoktur demektedir.

Bu bilinen bilgilerin aksine Yrd. Doç. Dr. Top, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hoşap Kalesi’nin Urartulara ait olduğu konusunda yanlış bir algı bulunduğunu iddia etmişti.

Yrd. Doç. Dr. Top, 10 yıllık çalışmalarımıza göre, temelden en üst katmanına kadar bir Osmanlı dönemi kalesidir. Osmanlı döneminde buralara hakim olan Mahmudi beyleri tarafından inşa edilmiş.” demişti.

Bernamegeh Türkçe

AYRICA BAKIN

“HAYATA DAİR” KENAR NOTLARI

TEMEL DEMİRER   “Hayatını gerçeğe ada.”[1]   Toprağın üzerinde yaşadığını sanan ölülerin giderek arttığı bir …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!