HURRİLER

HURRİLER VE HURRİ DEVLETİ

MÖ. 3. binyılın son çeyreğinden itibaren, Eski Doğu dünyasının en eski yazılı kayıtlarında Hurriler adıyla anılan bir halk grubundan bahsedilmeye başlanır. Hurriler’in asıl anayurtlarının neresi olduğu sorusunun kesin bir cevabı yoktur. Bazı bilim insanları Transkafkasya’daki Kura-Aras bölgesini önerirken, diğer bir kısım bilim insanları da onların anayurdunun Doğu Anadolu olduğunu öne sürerler. Fakat onların anayurdu neresi olursa olsun, hem yerleştikleri bölgelerde hem de temasa geldikleri bölgelerde siyasi, askeri ve kültürel bağlamda derin tesirler bırakmışlardır. Onların mütecaviz ve yayılmacı bir halk oldukları, Hurri isimlerinin ve Hurri kültür unsurlarının Kuzey Mezopotamya, Kuzey Suriye ve Doğu Anadolu’ya kadar uzanan geniş bir alana yayılması ile de tasdik edilmiştir.

Ancak bu kavim, MÖ. 2. Binyıl ortalarından itibaren siyaseten pasivize olmuş görünmektedir. Bunun en önemli nedeni, Hurriler’in yaşadığı bölgelerin son derece savaşçı bir kavim olan Mitanniler tarafından istila edilmesidir. Hint-Avrupa kökenli bir kavim oldukları anlaşılan Mitanniler, kendilerine has savaş arabaları ile kısa sürede girdikleri bölgelerde egemenlik tesis etmişler ve bugünkü GAP Bölgesi merkez olmak üzere, güçlü bir devlet kurmuşlardır. Aslında bu devlet bir ortaklığa dayanmaktadır. Bu ortak yapımda idare edilen geniş halk kitlelerini Hurriler oluştururken, idare eden ince elit tabakayı Hint-Avrupa kökenli Mitanniler oluşturmaktadır. Hurri-Mitanni ortaklığına dayanan bu devlet, MÖ. 15. yüzyıl ortalarından MÖ. 14. yüzyıl ortalarına kadar, Eski Yakın Doğu’nun en güçlü siyasi yapılarından biri olarak kabul edilmiştir. MÖ. 14. yüzyıl ortalarında Hititler tarafından yıkılan ve Hititler’e bağlı tampon bir devlet haline getirilen Mitanni Devleti, MÖ. 1200’lerde cereyan eden Ege Göçleri’ne kadar, siyasi varlığını devam ettirmiştir. (Prof. Dr. Ekrem Memiş)

Hurriler veya Hurri Devleti, MÖ 3. binyıldan itibaren, Sümer, Akkad, Hitit, Ugarit ve Mısır kaynaklarında hakkında bilgiler bulunan, Mezopotamya ve Yukarı Dicle bölgelerinde hüküm süren MÖ 7. yüzyıla kadar varlığını sürdüren Kürt kavmi ve devleti.

 

Başkent Vaşşuganni
Yönetim Monarşi
 – ~ MÖ 1500 Kirta
 – ~ MÖ 1550 Pilliya
 – ~ MÖ 1350 Tuşratta
Tarihi
 – Mitanni Göçleri ~ MÖ 16. yüzyıl
 –  Kizzuvatna Krallığı ~ MÖ 15. yüzyıl
Günümüzdeki durumu  Türkiye, Suriye, Irak, İran

toprakları

Hurrilerin Ortaya Çıkışı

Erken Tunç Çağı’na ait Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki kültür yerleşimlerinden olan Karaz Kültürü’nde ve Suriye’de bulunan çanak – çömlek türlerinin Hurrilere ait olduğu kabul edilmektedir.[2] Hurillerle ilgili Akkad dönemi belgelerinden MÖ 3. binyılın sonlarında Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Mezopotamya’da yaşadıkları anlaşılmaktadır.[1]. Bir müddet Akad hakimiyetine giren ve Akatça yazı dilini kullanan Hurriler, Akkadlar’ın yıkılmasından sonra bağımsızlığına kavuşmuşlar, bir takım beylikler kurmaya çalışmışlardır. Ancak Sümerler’in Üçüncü Ur Hanedanı zamanıda, Şulgi’nin bölgeye hakim olması sonucu Hurriler bağımsızlığını yeniden yitirmişlerdir. Mari’de bulunan mektuplarda, Hurri kökenli bir topluluk olan Turukkiler’in yiyecek maddeleri yağmaladıkları yazılmıştır.[3] Kayseri yakınlarında bulunan Kültepe’de bulunan çivi yazılı belgelerde çok sayıda Hurrice belgeye rastlanmıştır. Bu belgelerde Hurrice sözcükler bulunması, bu dönemde Hurrilerin Orta Anadolu’ya kadar etkisini sürdürdüğünü göstermektedir. [4] [5] [6] Babil kaynaklarında, Hitit Kralı I. Murşili’nin, Babil seferinin dönüşünde Hurriler ile savaştığı yazmaktadır. [7]

Artan nüfusun bir sonucu olarak MÖ 2500’lerde bölgedeki otlakların yetersiz kalması nedeniyle güney yönünde yayılma göstermişlerdir. Bu göçler iki ana hat üzerinden, Urmiye Gölüçevresinden Mezopotamya ve Elâzığ – Malatya üzerinden Kuzey Suriye ve Filistin’e olmuştur.[8]

Hurri tarihinin MÖ 1550´den öncesi tamamen karanlık bir dönemdir. Hurrilerin; Kuzey Mezopotamya ve Suriye´ye ne zaman ve hangi göç yollarından geldikleri hala tam olarak bilinmemektedir. Hurri kralından bahseden şimdiye kadar en eski belge ise Akad kralı Naramsin´in dönemine tarihlendirilmektedir. Bu belgeden, adı geçen Akad kralının; Azuhinnum (Azuinnum) kentinde Hurri kralı Tahişatili´yi (Taišatili) esir aldığı öğrenilmektedir. Hurriler, daha sonraki yıllarda MÖ 2200´de bugün Kuzey Suriye´deki Tel Mozan ile eşitlenmek istenen; Hitit çivi yazılı metinlerinde ise Tanrı Kumarbi´nin kutsal şehri olarak bilinen Urkiş´te (Urkiš) artık güçlü bir devlet kurmuşlardır. Atalşen (Atalšen) ve Tişatal (Tišatal) ise bu devletin krallarıdır. Ancak Atalşen (Atalšen) aynı zamanda Habur bölgesinde olduğu düşünülen Navar (Naar) şehrinin de kralıdır. Louvre Müzesinde sergilenen ve Akad dilinde kaleme alınmış olan kral Atalşen´e (Atalšen) ait; bronz bir tabletten adı geçen kralın Tanrı Nergal için bir tapınak yaptırdığı öğrenilmektedir. Atalşen (Atalšen) kendisini “Šatar-mat” adlı bir kralın oğlu olarak tanıtmaktadır. Urkiş´in (Urkiš) bir başka kralı olan Tişatal´a (Tišatal) ait bir belge ise bugün Louvre Müzesinde sergilenen bronzdan bir aslanın iki pençesi arasında duran tablettir. Tişatal (Tišatal), bu belgede Tanrı Nergal´a bir tapınak inşa ettiğini anlatmakta ve kendisini de “Urkeš ednan”ı yani “Urkeš kralı, beyi” olarak tanıtmaktadır. Burada hemen belirtmek gerekir ki bu belgenin en önemli özelliği kullanılan dilin “Hurrice” olmasıdır. Bu nedenle bu belge, Hurri dilinde kaleme alınmış en eski belge olarak bilinmektedir. Bir diğer tunç aslan ise Metropolitan Müzesinde sergilenmektedir ancak ne yazık ki tableti ele geçmemiştir. Aynı krala ait olduğu düşünülen bir mühürde ise “Karahar kralı Tişatal (Karaar kralı Tišatal)” yazısı vardır. 

Hurriler; MÖ 16. yüzyılın sonlarına doğru Kuzey-Batı Mezopotamya bugünkü Mardin civarına gelen Indo-Ari kökenli (Indo-Ari terimi Hint-Avrupa dil ailesi içinde bugün Hintçe ile akraba olan Doğu dillerini konuşan bir zümreye verilen addır.) olan savaşçı ve yönetici bir sınıf ile bir devlet örgütü haline gelmişlerdir. Bu devlete ise resmi bir ad olarak Mitanni Devleti denilmiştir. Ancak halkın çoğunluğuna bakılarak Hurri adı da kullanılmaya devam edilmiştir. Mitanni kralları dil olarak Hurriceyi benimsemişlerdir. Bu krallar Sanskritçe adlarının yanında Hurrice adlar da taşımışlardır. Ayrıca Indra, Varuna ve Mitra gibi Hint tanrıları üzerine de yemin etmişlerdir.

Başkenti Vaşukanni (ašukanni) olan Mitanni Devleti güçlü olduğu sırada Fırat´ın batısında etkin olmaya başlamış böylece Mısır, Hitit ile birlikte dönemin siyaset sahnesinde üçüncü büyük güç olmuştur

Mitanni Göçleri ve Hititlerle Mücadele

Mitannilerin MÖ 16. yüzyılda Doğu Anadolu Bölgesi, Güney Doğu Anadolu ve Kuzey Suriye’ye olan göçleri vardır. Bu göçler Hurrilerin yaşadıkları yerlere olduğundan, Hurriler batıya doğru kaymışlardır. Bu kaymalar sonucu Hititler ile mücadeleler başlamıştır. Bazı Hurri kabileleri ise Mitanni egemenliğini kabul ederek onların yeni bir devlet kurmalarına yardım etmiştir. Mitannilerin ikinci göçü ile birlikte, yine batıya kayma olmuş ve Hurriler Hitit denetimindeki Çukurova bölgesini ele geçirerek burada Kizzuvatna Devleti’ni kurmuşlardır. I. Murşili’nin ölümünden sonra Hititler uzun süren bir taht kavgasına başlamışlardır. Bu durumdan yararlanan Hurriler Hattuşaş’a kadar ilerlemiştir. Burada kraliçe ve çocuklarını esir almışlardır. Hitit Kralı I. Zidantazamanında Hititler bu devleti tanımış ve kral Pilliya ile barış anlaşması yapmıştır. [9][10]

Hurri – Mitanni Devleti

Mitanniler, Kizzuvatna dışında yaşayan Hurrilerin önemli bir kısmını hakimiyeti altına alarak, toprakları bugünkü Kerkükbölgesinden Akdeniz’e kadar uzanan bir devlet kurmuşlardı. Türkiye – Suriye sınırına yakın bir yerde Rasüleyn civarında olduğu kabul edilen Vaşşuganni şehrini başkent yapmışlardı.[1] Hurri – Mitanni Devleti’nin nüfusunun çoğunluğunu Hurriler oluşturmaktaydı. Devlet soyluları Hurrice isimler kullanmaktaydı. Mitani kralı Tuşratta’nın Mısır firavununa gönderilen ve Amarna’da bulunan mektupların çivi yazısı kullanılarak Hurrice yazılması, Tuşratta’nın Akatça yazılmış diğer mektuplarda, karşılığı bilinmeyen kelimeler için Hurrice kullanılması ve Tuşratta’nın bazen kendinen Hurri Kralı olarak bahsetmesi Mitanni Devleti’nin resmi dilinin Hurrice olduğunu göstermektedir.[11] Ayrıca, Mısırlarla yapılan yazışmalarda, Hurri – Mitanni Devleti’nin Hititler’e karşı başarılar kazanıldığı öğrenilmektedir.[12

 

Devletin Yıkılışı

Hititler’in tahtına I. Şuppiluliuma’nın gelmesiyle Hititler bölgede yeniden güçlenmeye başlamışlardır. Şuppiluliuma ilk önce Kizzuvatna Devleti’ni bir anlaşmayla Hititler’e bağlamış, daha sonra Vaşşuganni üzerine bir sefer yaparak Hurri – Mitanni Devleti’ne son vermiştir.
Fakat Şuppiluliuma’nın ölümünden sonra bölgede Hitit egemenliği azalmış ve Hurri – Mitanni devleti kendini toparlamıştır. Devletin varlığı Asur kralı I. Tukulti-Ninurta dönemine (MÖ 1244 – 1208 [13]) kadar sürmüştür.[12]

 

  • HURRİ MİTOLOJİSİ

Hurri dini, Yakın Doğu’nun Bronz Çağı halkı olan Hurrilerin çok tanrılı diniydi. Bu insanlar geniş bir alana yerleştiler, bu nedenle aralarında, özellikle Nuzi ve Arrapha çevresindeki doğu Hurrialılar ile Suriye ve Anadolu’daki batı Hurrileri arasında farklılıklar vardı. M.Ö.14. Yüzyıldan itibaren Hurri dininin Hitit dini üzerinde güçlü bir etkisi olmuştur ve Hurri panteonu, Yazılıkaya’daki önemli Hitit tapınağında 13. yüzyıl kaya kabartmalarında tasvir edilmiştir.

Hurri dinine ve bölgesel farklılıklarına dair pek çok kanıt var. En eski kanıt Urkesh’ten geliyor ve MÖ 3. bin yılına tarihleniyor.

En zengin kaynaklar arasında, kısmen Hurri dilinde metinlerden ve kısmen de Hitit diline çevrilmiş Hurri eserlerinden oluşan Hitit başkenti Hattuşa’nın Hitit arşivlerinden elde edilen materyaller bulunmaktadır. Ugarit alfabesiyle yazılmış ve çoğunlukla tanrı listeleri olan birkaç Hurri ritüel metni, Ugarit’ten günümüze ulaşmıştır. Mitanni Kralı Tushratta’dan gelen Amarna mektupları ve anlaşma belgeleri, Mitanniler arasında uygulanan Hurrilerden etkilenen din hakkında kanıtlar sağlıyor. Emar, Mari ve Alalakh gibi tek tek Suriye şehirlerinin arşivleri de Hurri metinleri içeriyor. Doğu Hurrililerden gelen kanıtlar çok farklı ve metinler yalnızca sivil panteonlara kanıt sağlıyor.

Hurrililer, başta Mezopotamya ve Suriye olmak üzere farklı kültürlerden gelen çok sayıda tanrıya tapıyorlardı. Zamanla birçok tanrı Mezopotamya ve Suriye tanrılarıyla birleştirildi; örneğin, Šauška Ninevehli Inanna ile, Teššub Aleppo ile özdeşleştirilmiştir , Kušuḫ ile ay tanrısı Sim ve Güneş tanrısı Šimige ile Samas Sippar arasında. Bu senkretizm, batı Hurrililer arasında Teššub’un eşi olarak Suriyeli Ḫebat, ay tanrısının karısı olarak Nikkal ve güneş tanrısının karısı olarak Aya gibi tanrıların yerli ortaklarını da içerdi.

Hurrililerin baş tanrısı, hava tanrısı Teššub’du. Tüm Hurrililer ayrıca aşk ve savaş tanrısı Šauška’ya, bereket tanrısı Kumarbi’ye, ay tanrısı Kušuḫ’ya ve güneş tanrısı Šimige’ye taptılar. Sadece batı Hurrililer Ḫebat’a ve Suriye kökenli oğlu Šarruma’ya taptılar. Diğer önemli tanrılar ana tanrıçalar Ḫudena Ḫudellura, Suriye yemin tanrıçası Išḫara [de] ve Kubaba’nın yanı sıra Mezopotamya’nın bilgelik tanrısı Ea (Eya-šarri) ve ölüm tanrısı Ugur da sayılabilir .

Tek bir tarikatı paylaşan ikili veya çifte tanrılar da Hurrililer için tipiktir. Örneğin Ḫebat ve oğlu Šarruma, ikili Ḫebat-Šarruma’yı oluşturdu.

Hurrililer, efsanelerinin Mezopotamya ve Suriye etkilerinin açık olduğu edebi açıklamalarını yaptılar. En önemli mitler, Ugaritic [de] paralel olan Kumarbi Döngüsünü oluşturur. Baal Döngüsü, Ugaritik hava durumu tanrısı Baal’ın nasıl tanrıların hükümdarı olduğunu anlatır. Benzer şekilde, Kumarbi Döngüsü, Teššub’un gücünü nasıl kazandığını ve sağlamlaştırdığını anlatıyor (bu nedenle bazı bilim adamları bunu Teššub Döngüsü olarak adlandırıyor).[4] Döngü, Teššub’un doğumunu ve doğumunu kaydetmeden önce, tanrıların krallarının (Alalu, Anu ve Kumarbi) birbirini izleyen krallarının ve onların savaşlarının hızla anlatıldığı “Cennetin Krallığı” mitiyle başlar. Aşağıdaki efsaneler Kumarbi’nin Teššub’u yok etmek için nasıl daha güçlü rakipler yarattığını anlatıyor. Bunlar arasında Ušḫuni [de] (“gümüş”), su ejderhası Ḫedammu ve son olarak kaya canavarı Ullikummi de var. Ayrıca, geçici olarak tanrıların kralı olarak atanan ancak ilahi sunuları ihmal eden koruyucu tanrı efsanesi de vardır. Maalesef mitlerin çoğu yalnızca parçalar halinde aktarılıyor.

Bu döngü, Hesiodos’un Theogonia’sindea anlatılan Yunan tanrıları hakkındaki mitlerin kaynağı olabilir.

Efsanelere ek olarak, Appu ve iki oğlunun tarihi, “Yanlış” ve “Doğru” ve Güneş tanrısı ve ineğin hikâyesi gibi anlatılar ve efsaneler de vardır. Her iki efsanede de Güneş tanrısı genç bir adam olarak görünür. Bu kategoride kahramanlık destanlarının izleri var.

Hurrililer Dünya’ya ve Cennete tanrılar ( eše ḫavurne ) muamelesi yaptılar, ancak bunlar antropomorfik tanrılar olarak tasvir edilmediler. Yaratılışından bu yana, Dünya ve Cenneti bakır bir orakla birbirinden ayırması amaçlanan dev Ubelluri’nin omuzlarına yaslanmışlardı. Yazılıkaya’nın kabartmalarında yeryüzünde ayakta duran iki boğa adamı göğü kaldırmıştır.

Hurrililer, tanrılarına tapındıkları tapınaklar ve mabedler inşa ettiler. Tütsü brülörleri ve sunulan tabaklar gibi kült aletlerini ve Tešub’un silahları ve Ḫebat’ın yatağı gibi ilahi sembolleri tanrılaştırdılar. Tanrıların resimleri temizlendi, mesh edildi ve giydirildi. Hurri tanrılarının Mezopotamya dininde veya Eski Mısır dininde olduğu gibi belirli “ev tapınakları” olmadığı görülüyor. Bazı önemli kült merkezleri Kizzuwatna’daki Kummanni ve Hitit Yazılıkaya idi . Harran en azından sonradan Ay tanrısının için dini bir merkez olduğunu ve Shauskha önemli tapınağı vardı Nineve şehir Hurri egemenliği altında iken. MÖ 3. binyılın sonlarında Urkesh’te bir Nergal tapınağı inşa edildi. Kahat kasabası, Mitanni krallığında dini bir merkezdi.

Büyü, dini uygulamanın önemli bir parçasıydı. Yağmur ritüellerinin özellikle önemli bir rolü vardı. Hurri büyülü uygulamaları genellikle Mezopotamya uygulamalarına çok benzer ve bu, hepatoskopinin önemli bir rol oynadığı Hurri kehanet uygulamaları için de geçerlidir.

HURRİ EFSANELERİ

Kumarbi Efsanesi Özeti

Kumarbi Efsanesi ,Hurri efsanesi.

Gök krallığının ilk sahibi Alalu’ya karşı oğlu Anu ayaklanarak krallığı eline geçirir.

Fakat krallığının dokuzuncu yılında

Anu’ya karşı da oğlu Kumarbi isyan eder.

Meydana gelen mücadelede Kumarbi babasının erkeklik uzvunu ısırır.

O zaman Anu, oğluna «Şimdi felâketi yuttun.

Seni üç korkunç tanrıya gebe bıraktım» diyerek yere tükürür.

Bunun üzerine yer gebe kalır ve fırtına tanrısı ile Aranzah (bugün Dicle) nehri ve Taşmişu adlı tanrısal mahlûk dünyaya gelir.

İkinci şiir, Ullikummi şiiridir.

Burada dünya krallığını eline geçiren Kumarbi, Kummiya (Kutmukhi) şehri kralı olan oğlu, fırtına tanrısına karşı mücadele etmek için denizle anlaşarak Ullikummi adlı diyorit taşından bir dağ yaratır.

Bu yaratık hızla büyür; denizin derinlikleri onun ancak beline kadar gelebilir.

Bu taş çocuk, üzerinde yeri, göğü ve denizi taşıyan Upelluri’nin sağ omuzuna dikilir.

Bu durum karşısında, fırtına tanrısı diğer tanrıların yardımını ister.

Nihayet akıl tanrısı Ea. bakırdan bir âletle Ullikummi’nin ayaklarını keser ve onu büyüler Sonuçta fırtına tanrısı galip gelir.

Kırık parçalar halinde ele geçen üçüncü şiirse, Tufan kahramanı Nuh’u Gılgamış ile birlikte gösterir.

Bu efsanedeki tanrılardan Alalu’nun en eski sümer tanrılarından biri, Anu’nun da sümer gök tanrısı olduğu bilinmektedir.

Bunların dışındaki tanrı ve yer adlarının ve özellikle Kumarbi’nin hurrice, Kumarbi efsanesinin de hurri kaynaklı olduğu kesindir.

Diğer taraftan, gök krallığı için baba-oğul tanrılar arasındaki mücadele Hesiodos’un Theogonia’sında anlatılan «Yaratılış destanı»na da çok benzemektedir.

Ullikummi şiiri Yunanlıların Typhon efsanesiyle karşılaştırılmaktadır.

Ullikummi gibi Typhon da Yer’in (Gaia) oğludur ve Typhon’un doğum yeri de hurri kültürünün beşiği olarak kabul edilen Kilikya’dır.

Bu suretle Hititler ve Hurriler vasıtasıyla Anadolu’ya getirilen Mezopotamya kaynaklı edebî motiflerin Fenikeliler aracılığıyla Yunanlılara da geçtiği anlaşılmaktadır. (hakkindabilgial.com.)

Gurparanzah

“Gurparanzah ve Bow” adlı masal; altmış kral ve yetmiş kahramanın Akkad imparatorluğuna başkentlik yapmış olan Aggade şehrine doğru gitmeleri ile başlamaktadır. Aggade‟de Gurparanzah‟ın da katıldığı büyük bir şölen düzenlenir ve bu şölende bir okçuluk yarışı düzenlenir. Altmış kral ve yetmiş kahraman ile yarışan Gurparanzah
rakiplerinin hepsini yener ve şölen tahtına oturarak kralın kızı ile evlenir.

Kaynakça

  1. ^ a b c Adil Alpman (1982). “Hurriler”. Tarih Araştırmaları Dergisi. Ankara Üniversitesi. 14 (25), s. 283 – 313. ISSN 1015-1826.
  2. ^ Erzen, Afif (1988). Çavuştepe I. Ankara: Türk Tarih Kurumu. ISBN 9751600294
  3. ^ a b Ünal, Ahmet (2002). Hititler devrinde Anadolu 1 Cilt. İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları. ss. 90 – 91. ISBN 9789756561126
  4. ^ Balkan, Kemal (1957). MLetter of King Anum-Hirbi of Mama to King Warshama of Kanish (İngilizce). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. ASIN B0007JMK8E.
  5. ^ Orlin, Lois Lawrence (2007). Life and Thought in the Ancient Near East (İngilizce). University of Michigan Press. ISBN 9780472099924.
  6. ^ Burney, Charles (2004). Historical Dictionary of the Hittites (İngilizce). Toronto: Scarecrow Press. s. 63. ISBN 9780810849365.
  7. ^ Glassner, Jean-Jacques (2004). Mesopotamian Chronicles (İngilizce). Boston: Brill. ISBN 9789004130845
  8. ^ Veli Ünsal (2008). “MÖ III. Binde Kuzeydoğu Anadolu” (PDF). Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi1 (3), s. 402-403. ISSN 1307-9581
  9. ^ Götze, Albrecht (1980). Kizzuwatna and the problem of Hittite geography (İngilizce). London: Ams Pr Inc. ISBN 0-404-60322-X
  10. ^ Memiş, Ekrem (2011). Eskiçağ Türkiye Tarihi. Bursa: Ekin Yayınları. s. 102. ISBN 9786053271819. Erişim tarihi: 10 Aralık 2015.
  11. ^ Bülbül, Cemil (2012). Eski Yakındoğu Tarihinde Alalah. Ankara: Altınpost Yayıncılık. s. 85. ISBN 6054715589
  12. ^ a b Bahar, Hasan (2014). Eskiçağ Uygarlıkları. Konya: Kömen Yayınları. s. 200. ISBN 9789756527627.
  13. ^ Drews, Robert (1995). The End of the Bronz Age(İngilizce). New Jersey: Princeton University Press. s. 17. ISBN 9780691025919
  14. ^ Woodard, Roger D. (2008). The Ancient Languages of Asia Minor (İngilizce). Cambridge University Press. ISBN 9780521684965.
  15. ^ Kuhrt, Amélie (1995). The Ancient Near East, C. 3000-330 BC (İngilizce). Routledge Publishing. ISBN 9780415167635.
  16. ^ Rosen, Arlene Miller (2007). Civilizing Climate: Social Responses to Climate Change in the Ancient Near East(İngilizce). , Rowman Altamira Press. ss. 44-51. ISBN 9780759104945.
  17. https://www.aktuelarkeoloji.com.tr/hurriler

BERNAMEGEH

UYARI: Yazıların izinsiz kopyalanması ve Web Sitelerinde yayınlanması kesinlikle yasaktır. Hakkınızda yasal işlemlerin başlatılabileceğini lütfen unutmayın!

AYRICA BAKIN

HÜSEYİN SEYİT RIZA

HÜSEYİN SEYİT RIZA NEDEN İDAM EDİLDİ?

”Hüseyin babasından önce asılır. Hakkında bir suçlama yoktur. İdam edilmesinin tek nedeni Sey Rıza’nın geriye …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!