SPARTAKÜS

KÖLECİLİĞE BAŞKALDIRMIŞ BİR DEVRİMCİ: SPARTAKÜS

Spartaküs, Roma Cumhuriyeti’nde Trakyalı bir gladyatördür. MÖ 73 – MÖ 71 Spartaküs Galyalılar, Crixus, Oenomayus, Agron ve Gannicus ile birlikte Üçüncü Köle Savaşı’nın kaçak köle liderlerinden biridir. Üçüncü Köle Savaşı Roma Cumhuriyeti’nin karşılaştığı büyük çaplı köle savaşları arasında yer alır. Küçük savaşların ötesinde Spartaküs hakkında bilinen ve tarihsel söylentileri kalan veriler bazen çelişkili ve güvenilir olmayabilir. Fakat elimizdeki bütün kaynaklar Spartaküs’ün eski bir gladyatör ve başarılı bir askeri lider olduğunu doğrulamaktadır. Önderlik yeteneğiyle dikkat çeken Trakyalı bir köle olan Spartaküs, bir olasılığa göre Roma ordusundan kaçmış, haydutluk yaparken yakalanmış ve köle olarak satılmıştı. MÖ 73’te isyan başlamış, köle ordusunun sayısı 90 binleri bulmuş, isyan M.Ö 71’de kanlı bir şekilde bastırılmıştır.


SPARTAKÜS’ÜN HİKAYESİ

Spartaküs; MÖ. 109 ila MÖ. 71 yılları arasında yaşamış Antik Romalı gladyatör ve köleydi. Günümüzde ise kendisi ilham verici figürlerden biri haline geldi.

Trakya’da doğduğu düşünülen Spartaküs’ün gençlik yılları hakkında çok az bilgi bulunmakta. Bir görüşe göre Roma ordusunda olduğu düşünülen Spartaküs, daha sonra ise köle olarak satıldı ve Napoli’nin kuzeyindeki Capua’da gladyatör okuluna gönderildi.

MÖ. 73 yılında Spartaküs kölelikten firar etti ve Vezüv Yanardağı’na kaçtı. Bu olay Vezüv Yanardağı’nın meşhur patlamasından yüzyıldan daha önce bir zamana denk geliyordu ve bu sıralarda yanardağ üzümlerle dolu verimli topraklarla kaplıydı. Spartaküs ve yardımcıları Crixus ve Oenomaus, malzeme toplamak için yollarına çıkan köylere baskınlar düzenledi ve oradaki köleleri de yanlarına kattı. Spartaküs ve ordusunun büyümesi başlarda Roma tarafından ciddiye alınmadı. Bu sıralarda Roma, İspanya’da, Güneydoğu Avrupa’da ve Girit’te savaş halindeydi. Dahası grup halinde kaçan bazı köleler, Roma askerleri tarafından ciddiye alınmamıştı.

Kölelikten ve gladyatörlükten kaçan birçok diğer insan da Spartaküs’e katıldı. Başlattıkları ayaklanma daha sonra Üçüncü Köle Savaşı ya da Gladyatörler Savaşı’na dönüştü. Yaklaşık 100.000 kişiye ulaşan kaçak kölelerden oluşan ordusuyla Spartaküs, gerilla taktiğiyle birçok Roma saldırısını püskürttü.

MÖ. 72 yılında Spartaküs ve ordusu, Kuzey’deki Galya’ya doğru yürüdü. Roma kuvvetlerinden gelen bir dizi saldırıyı püskürtseler de daha sonra güneye doğru yol aldılar. MÖ 72. yılının sonunda, büyük ihtimalle Sicilya’ya gitme amacıyla, Rhenium’da (günümüzdeki adıyla Reggio di Calabria) kamp kurmuşlardı.Bu dönemde Roma yönetimi Spartaküs tehdidini ciddiye almaya başladı. Romalı politikacı ve general Marcus Licinius Crassus bir orduyla güneye indi. Köleler, Crassus’un onları aç bırakıp tuzağa düşürmek için kurduğu tahkimatı aşmayı başardı. Fakat Crassus’un ordusu daha sonra köleleri Lucania’ya kadar kovaladı ve burada isyancı ordusunu yok etti.Spartaküs’ün bu savaşta öldürüldüğü düşünülüyor. Kaçmayı başaran yaklaşık 6,000 destekçisi de yakalanıp çarmıha gerildi. Spartaküs’ü destekleyen binlerce diğer insan ise Roma generali Pompey’in ordusu tarafından öldürüldü.

Pompey, ayaklandırmanın bastırılmasını da kendine mal etmek istedi. Spartaküs ayaklanması, Plutarkhos ve Appianus adındaki iki ünlü tarihçi tarafından ayrıntılı bir biçimde nakledilmiştir.Romalı tarihçiler ondan “tehlikeli ve barbar bir ihtilalciydi. Köle yığınları ile az daha Roma’yı ezecekti” diye bahsettiler. Romalı General Pompeius, Spartaküs’ün ordusundaki çok sayıda kaçağı yakalayıp öldürdü. 6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi.Kimi tarihçiler onun Strongoli’de savaş sırasında öldüğünü sanumurken kimileride cesedinin bulunamadığını belki de sağ kurtulduğunu yazmıştır. MÖ 71’de ya savaştan sağ kurtulup Roma’yı terk etti, ya da Romalılar tarafından savaşta öldürüldü. Spartaküs’ün mücadelesi, 19. yüzyıldan beri devrimcilere, politikacılara ve yazarlara ilham kaynağı oldu. Almanya’da 1916’da kurulan Spartaküs Birliği, 1919’da hükümeti devirmeye çalışan (fakat başarısız olan) devrimci bir gruptu.

SPARTAKÜS KÜRT MÜ?

Filolog Dr. Cengiz Çevik, Spartaküs Kürt mü sorusunu şöyle yanıtlıyor:

”İlk söyleyeceğim şey, biyografi yazarı Plutarchus ile Spartacus’un yaşamları “benzer dönemlerde” denilemeyecek ölçüde farklı dönemlere denk düştüğü olsun, zira Spartacus’un İ.Ö. 109-71, Plutarchus’un ise İ.S. 46-120 tarihleri arasında yaşadığı bilinir. Aslına bakılırsa farklı birçok dönem için iki yüzyıl çok fark eder, ancak elimizdeki kaynakların gösterdiği gibi, antik-çağ’da iki yüzyıl ziyadesiyle fark eder. Spartacus hareketi bir cumhuriyet ayaklanmasıydı, Plutarchus’a gelinceye değin, arada Roma cumhuriyet düzeninin yıkıldığını, Augustus’la birlikte Principatus rejimine / imparatorluk yönetimine geçildiğini ve Roma’da Hıristiyan kıvılcımının doğduğunu, bu gibi büyük sosyal ve siyasî değişimlerle birlikte Roma yazın tarihinde de değişimler görüldüğünü rahatlıkla düşünebilirsiniz.

Bu uyarıyı ilgili entirideki “benzer dönemlerde” vurgusuna istinaden yapıyorum. Şimdi gelelim Plutarchus’un aktardığı şu Spartacus bahsine. Yunan-Roma yazınında her daim okumaktan en fazla keyif duyduğum ve her paragrafında muhakkak yeni bir şeyler öğrendiğim yazarlardan olan Plutarchus’un ikili gruplar halinde meşhur bir Yunan ile bir Romalının yaşamını tek tek anlatıp sonunda iki yaşama ilişkin özet geçtiği “Paralel Yaşamlar”ındaki Crassus biyografisinde Spartacus’un kimliğine ilişkin bir bilgi var. Ancak çok basit bir açıklaması olan bir terimin yanlış okunmuş/değerlendirilmiş olmasından kaynaklanan dezenformatif bir aktarımdan ötürü, şu saatte o kimliği eşelemek durumunda kaldığım için mutsuzum. Buna karşılık eşelediğim metinden çıkardığım sonucu sizlerle paylaşarak kamu görevimi yerine getirmiş olacağım için ayrı bir kıvanç duyuyorum. Kıvanarak belirtirim ki, Plutarchus söz konusu biyografisinin Spartacus’un köken kimliğinden bahsettiği kısmında şöyle diyor: “…

Spartacus’un söküp alındığı yer [topluluk], nomades de denilen (tou nomadikou) Thracia’nın şu göçebelerinden biriydi.“ Bu ifadede geçen nomades terimini açıkladığımızda Spartacus’un kökenine ilişkin “kesin” bir fikir edinebileceğimizi sanıyorum. Latincede nomades, nomas‘ın çoğul özne hali olmakla birlikte Yunancada “otlayan sürü” anlamına gelen aynı isimden kaynaklanır, başka deyişle ismin Latincedeki (Latin alfabesindeki) hali Yunancadakinin transliterasyonudur. Bu isim Latincede “sürüleriyle birlikte göç eden kır insanları” anlamına gelir, kaynağımız ise Roma’nın doğa tarihçisi Plinius’un (i.s. 23-79) Naturalis Historia adlı eserinin 5.3.2-22. bölümleridir. Şimdi gelelim Plutarchus’un aktardığı şu Spartacus bahsine. Yunan-Roma yazınında her daim okumaktan en fazla keyif duyduğum ve her paragrafında muhakkak yeni bir şeyler öğrendiğim yazarlardan olan Plutarchus’un ikili gruplar halinde meşhur bir Yunan ile bir Romalının yaşamını tek tek anlatıp sonunda iki yaşama ilişkin özet geçtiği “Paralel Yaşamlar”ındaki Crassus biyografisinde Spartacus’un kimliğine ilişkin bir bilgi var. Ancak çok basit bir açıklaması olan bir terimin yanlış okunmuş/değerlendirilmiş olmasından kaynaklanan dezenformatif bir aktarımdan ötürü, şu saatte o kimliği eşelemek durumunda kaldığım için mutsuzum.

Buna karşılık eşelediğim metinden çıkardığım sonucu sizlerle paylaşarak kamu görevimi yerine getirmiş olacağım için ayrı bir kıvanç duyuyorum. Kıvanarak belirtirim ki, Plutarchus söz konusu biyografisinin Spartacus’un köken kimliğinden bahsettiği kısmında şöyle diyor: “… Spartacus’un söküp alındığı yer [topluluk], nomades de denilen (tou nomadikou) Thracia’nın şu göçebelerinden biriydi.“ Bu ifadede geçen nomades terimini açıkladığımızda Spartacus’un kökenine ilişkin “kesin” bir fikir edinebileceğimizi sanıyorum. Latincede nomades, nomas‘ın çoğul özne hali olmakla birlikte Yunancada “otlayan sürü” anlamına gelen aynı isimden kaynaklanır, başka deyişle ismin Latincedeki (Latin alfabesindeki) hali Yunancadakinin transliterasyonudur. Bu isim Latincede “sürüleriyle birlikte göç eden kır insanları” anlamına gelir, kaynağımız ise Roma’nın doğa tarihçisi Plinius’un (i.s. 23-79) Naturalis Historia adlı eserinin 5.3.2-22. bölümleridir. Burada benim asıl dikkatimi çeken unsur hiçbir çeviride [buradaki çevirimde kaynak aldığım John Langhorne ve William Langhorne’un büyük yorumlu ve notlu “Paralel Yaşamlar” çevirisi de (Plutarch’s Lives, pub. by W. and J. Neal., Baltimore 1831) dahil olmak üzere] nomades‘e herhangi bir açıklama yapılmamış olmasıdır.

Bu da, yukarıda bahsettiğim nomades kullanımının teyidi anlamına geliyor, çünkü nomades‘in doğrudan / özel olarak Numidialıları işaret ettiği düşünülseydi, bunu ayrıca belirtme gereği duyulurdu, yazarlar bunu yapmıyor. Kaldı ki, yukarıda da dediğim gibi, Numidialıların yani Berberîlerin Kürt kimliğinin de kesin bir şekilde kanıtlanması gerekiyor, bu kanıtlama işlemi Kürtlerin Numidialı olduğuna ilişkin menfi olmayan bir sonuca varması durumunda da, nomades isminin/sıfatının metindeki durumuna ilişkin semantik analiz sonucunda özel olarak başka kavimlerin göçebeliliğine vurgu olarak kullanılabilirliği bulunan bu betimleyici ifadenin Numidialıları işaret etmediği söylenebileceğinden (ki kökenini de göz önünde bulundurarak kabaca gramer açıklamasını yukarıda yaptım), en nihayetinde Spartacus’un Kürt olduğunu dile getirmenin ne kadar zor olduğu aşikardır. Spartacus’un Kürt olamayacağına ilişkin burada yaptığım açıklamaya ek olarak (ey büyük Iuppiter, bu cümleyi kurduğum için beni affet) bir ortaçağ katibinin [eskiçağ’da kaleme alındığı düşünülen Yunanca-Latince metinler ortaçağ ve renaissance süzgecinden/kopyalama sürecinden geçtikten sonra elimize ulaşmıştır, bu yüzden “kopyalama hatası”na sık rastlanır metinlerde, en azından böyle bir hata olduğu iddiasına!] hatasından kaynaklanan bir “nomades” kullanımı şüphesinden de bahsetmek durumundayım.

Barry S. Strauss’un “The Spartacus War” adlı eserinin (Simon and Schuster, 2009), 31. sayfasında geçtiğince antikçağ metnini kopyalayan katibin hatasından ötürü “Maedi” ismi metne nomades diye geçmiştir. Tekil hali Maedus olan Maedi, günümüzde Güneybatı Bulgaristan’daki tepelerde yaşayan, dönemin Thracia kavimlerinden birinin adıdır. Yazarın bildirdiğine göre, tıpkı Plutarchus’un övgülerini anımsatacak ölçüde, bu kavmin erkekleri bedensel kuvvetleriyle anılmakla birlikte, Roma’ya karşı sürekli ayaklanır/savaşırdı. [Hatta yazar daha da ileri giderek Spartacus’un karısının da Bessi ya da Getae gibi diğer Thracia kavimlerinden birinde doğmuş olabileceğini dile getirir. Hatunun hikayemizde yeri olmadığı için bunu geçiyorum.]

Zaten Plutarchus’un Yunanca orjinal metnini inceleyen klasik filologlardan Ziegler metnin söz konusu kısmına “Maidikou” eklemesini yaparak (bkz. yukarıdaki resim), nomades‘i açıkça Maedi kavmiyle eşitler ve Spartacus’un Numidialı/Berberî (dolayısıyla Numidialıların Kürtlerin ataları olduğunu kabul etsek bile, Spartacus’un Kürt) olamayacağını göstermiş olur.Tüm Kürtleri itidale davet ediyorum.”

Bu konunun başka uzmanlar tarafındanda araştırılıp sonuçlarının kamuoyuna duyurulması gerektiği açıktır. Burada aslında önemli olan Spartaküs’ün Kürt olup olmamasından ziyade gerçeğin ne olduğudur. 

SPARTAKÜS FİLMİ

Spartaküs (Spartacus), 1960 yılında Stanley Kubrick tarafından çekilmiş olan bir Hollywood filmidir. Köleliğin egemen sınıflara karşı ilk ayaklanışına, çağdaş ve modern bir yorum getiren filmde Spartacus (Kirk Douglas) Roma dönemininde yaşayan cesur bir gladyatördür ve davasında ona inanıp destekleyen Varinia ile bağımsızlıkları için verdikleri mücadele anlatılmaktadır.Filmin senaristi olan Dalton Trumbo Amerika’da o yıllarda hakim olan McCarthyci rüzgâr sırasında 1947 yılında komünist olmakla suçlanmış, kara listeye alınmış ve hapis cezasına çarptırılmıştır. Kendisi gibi kara listedeki yazarlar takma isimler altında çalışmışlardır. Bu filmde Trumbo’nun gerçek ismi ilk kez yayınlanarak McCarthy’ci yasak delinmiştir. Bu yasağın delinmesinde Trumbo’nun isminin jenerikte yayınlanmasında ısrar eden Kirk Douglas’ın da büyük payı vardır.

Filmin Başlıca Oyuncuları

-Kirk Douglas
– Spartacus Laurence Olivier
– Marcus Licinius Crassus Tony Curtis
– Antoninus Jean Simmons
– Varinia Charles Laughton
– Sempronius Gracchus Peter Ustinov
– Lentulus Batiatus John Gavin
– Julius Caesar Nina Foch
– Helena Glabrus John Ireland
– Crixus Herbert Lom
– Tigranes Levantus John Dall
– Marcus Publius Glabrus Charles McGraw
– Marcellus Joanna Barnes
– Claudia Marius Harold J. Stone – David Woody Strode
– Draba Peter Brocco – Ramon Robert J. Wilke
– Gardiyan Nick Dennis
– Dionysius (Nicholas Dennis) John Hoyt
– Caius Frederick Worlock
– Laelius (Frederic Worlock)

BERNAMEGEH UYARI:

Yazıların izinsiz kopyalanması ve Web Sitelerinde yayınlanması kesinlikle yasaktır. Hakkınızda yasal işlemlerin başlatılabileceğini lütfen unutmayın!

AYRICA BAKIN

SİVEREK

SİVEREK KÜRT MÜ?

Siverek, Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı ilçelerden biridir. İlçe nüfusunun büyük çoğunluğu Kürtlerden oluşmaktadır, Kürtlerin …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!