KÜRT TEAVÜN VE TERAKKİ CEMİYET

KÜRT TEAVÜN VE TERAKKİ CEMİYETİ VE GAZETESİ

BERNAMEGEH / Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti, 19 Eylül 1908 tarihinde Şeyh Abdülkadir ve Prens Emin Bedirxan tarafından İstanbul-Vezneciler’de kuruldu. Farklı politik görüşleri birleştiren dernek çok sayıda üyeye sahip oldu.

Kürt Teavün ve Terakki Gazetesi, Kürdistan gazetesinden on yıl sonra İstanbul’da yayımlanmaya başlar. Gazete aynı adı taşıyan cemiyetin yayın organı olduğundan, burada cemiyeti kısaca tanıtmak önem taşımaktadır. Kürt entelektüellerin kurdukları ilk dernek 1900 yılında açılan ve hakkında yeterince bilgiye sahip olmadığımız Kürdistan Azm-î Kavî Cemiyeti’ydi. Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti (KTTC) ise 19 Eylül 1908 tarihinde kurulan ikinci cemiyettir ve 25 Eylül’de Veznecilerde siyasi bir kulüp açar. Celilê Celil, açılışa beş yüzden fazla insanın katıldığını yazar. Cemiyetin kuruluşundan birkaç ay sonra çıkan ve cemiyetin yayın organı olan Kürt Teavün ve Terakki Gazetesi’nin ilk sayısında Kürt “erbab-ı fikir ve kalemine” hitap eden bir çağrıda, bu cemiyetin şubelerinden “Kürdistan’ın ilk gülbang-ı maarifi” diye söz edilir.

Derneğin programı şöyleydi: Okullar açmak, Kürtleri idarî ve yargı görevlerine atamak, Kürtçe dilini resmi dil olarak kabul ettirmek, Kurdistan’ın muhtelif şehirlerinde üniversiteler açmak, anadilde siyasi gazete ve dergiler çıkarmak, mecliste Kürt temsilcilerinin de sürekli olark bulunmasını sağlamak, Kürdistan’da ekonomiyi canlandırmak…

Dernek, 9 Kasım 1908′de İstanbul’da “Kürd Teavün ve Terakki Cemiyeti” adıyla bir gazete çıkardı. Gazete,haftalık ve sekiz sayfa olarak yayımlandı. Ancak dokuz ay yayımlanabildi. Kültür ve eğitim içerikli makaleler gazetede önemli yer işgal ediyordu. Dikkat çeken makalelerin yazarları Said-i Kurdi (Bediüzzaman Said-i Nursi), İsmail Hakkı Babanzade ve ulusal hareketin diğer etkili düşünürleriydi.

Cemiyetin kurucuları Kürt emir, şeyh ve aşiretlerin İstanbul’daki fertlerinin içinde yer aldığı fakat sadece onlarla sınırla kalmayan, devlet kurumlarında memur olarak çalışan bireylerden, Kürdistan eşrafına kadar farklı çevrelerden gelen
kişilerden müteşekkildi. Malmîsanij ve Celilê Celil’in farklı kaynaklardan yola çıkarak kesin olmasa da derledikleri kurucular arasında Emir Emin Ali Bedirhan, Ferik Şerif Paşa (Baban ailesinden), Seyyid Abdulkadir, Damat (Müşir) Ahmet Zülkif Paşa, Babanzade Zihni Paşa, Halil Hayali (Bitlisli Kürt aydını, dil üzerine çalışmalarıyla bilinir), Şükrü Mehmet Sekban (Diyarbakırlı, önceleri Kürt toplumunun haklarını savunmuş ve bu minvalde çeşitli kurumlarda yer almışsa da, 1930’lara gelindiğinde ideolojik olarak çok farklı bir pozisyon alır ve Türk milliyetçiliğine meyleder), Naim B. Baban, Kürdizade Ahmet Ramiz ve Mirikatibizade Ahmet Cemil (Kürtlerin o dönemde dile getirdiği, derneğin beyannamesinde de yer alan hususlarda çeşitli çalışmalar yapar, fakat o da cumhuriyet sonrası Türkçülüğü savunur ve Asena soyadını alır) derneğin kurucuları arasında sayılmaktadır. Derneğin kurucuları ve ilk üyeleri arasında bir muğlâklık olsa da yukarıda yazılan isimler derneği ve gazeteyi kuran gruptur. Kuruculara bakıldığında, özellikle
1908’e kadarki son yüzyılda Kürt tarihinde önemli etkileri olmuş ailelerin fertleri bu cemiyette bir araya gelir.

Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti 25 Eylül 1908′de de siyasi bir kulüp açtı. Dernek, kulüp örgütleriyle İstanbul dışında Diyarbekir, Bitlis, Musul ,Bağdat,Muş ve Erzurum’da politik faaliyetlerini sürdürdü. Bitlis kulübü en büyük ve en tesirli olanıydı. Rus Bitlis Konsolos yardımcısı Akimoviç hazırladığı raporda kulübün üye sayısının binlerce kişiye ulaştığını belirtiyordu. Kulübün üye sayısı Mart 1909′da 80 bini buldu. Jön Türkler,1909′dan itibaren bütün Kürt kulüplerini adım adım kapatmaya başladılar. 1909 yılının Temmuz ayında Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ve gazetesi varlığına pratik olarak son verdi.

Kürdistan’da açtığı şubelerin etkinliği meşrutiyet taraftarı olmayan birçok kesimi bu derneklerde-kulüplerde toplanmaya sevk etti. Malmîsanij ve Celilê Celil’in ifadeleriyle cemiyetin şubeleri Bitlis, Muş, Diyarbakır, Musul, Hınıs, Erzurum ve Bağdat’da açılmıştı. Kulüplere ilgi oldukça fazlaydı ve Bitlis kulübü çok kısa zamanda 680 üyeye ulaştı.

Özellikle Kürdistan’da kulüplerin etkinliği İttihatçıları harekete geçirir ve cemiyetin Bitlis kulübü Mayıs 1909’da kapatılır. Aynı yıl içinde diğer tüm Kürt kulüpleri adım adım kapatılır. Malmîsanij da cemiyetin İstanbul’daki
merkezinin -farklı kaynaklar 1912’ye kadar varlığını sürdürdüğünü söyleseler de- 31 Mart Vakası sonrası büyük olasılıkla kapatıldığını söyler. Çünkü derneğin yayın organı olarak çıkan gazetenin (her ne kadar gazete dense de çıkarılan yayın daha çok dergi formatındadır) günümüzde sadece 9 sayısı mevcuttur ve son sayısı 30 Ocak 1909’da (H. 8 Muharrem 1327) yayımlanır.

Örgüt sadece belli eğitim çalışmalarını sürdürebildi. Dernek mensuplarının en büyük ideallerinden biri de Kurdistan’da okuma-yazmayı yaygınlaştırmaktı. Dernek bünyesinde görevi okul açmak ve Kürtçe kitaplar basmak olan “Kürt Neşri Maarif” derneği kuruldu. İlk Kürt okulu 1910 yılı başlarında Divanyolu semtinde açıldı ve kısa bir süre sonra kapattırıldı.

KÜRT TEAVÜN VE TERAKKİ CEMİYETİ NİZAMNAMESİ*

Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti Nizamnâmesi Tarih-i tesisi: 19 Eylül sene 1324
Cemiyet’in merkezi Vezneciler’de daire-i mahsûsadır.
Dersaâdet, Kasbar Matbaası, Bâb-ı Âli Caddesi’nde numro 25 1324
Tarih-i Tesisi: 19 Eylül 1324 [1908] Maksad-ı Tesis
Madde 1 – Ahkâm-ı celile-i İslâmiyeye muvafık ve saadet-i milletle selâmet-i vatanı mütekeffil olan Kanûn-ı Esâsî’nin kavaid-i muhassenatım bu hakayıka vakıf olmayan birtakım Kürtlere tefhim ve Osmanlılik sıfat-ı mübeccelesini daima muhafaza ile beraber din ve devletin yegâne medar-ı terakki ve hayatı bulunan usûl-u meşrutiyet ve meşveret muhafaza ve idame edildikçe makam-ı hilâfet-i kübra ve saltanat-ı uzmaya Kürtlerin revabıt-ı vesikasım teşyit eylemek ve vatandaşları olan Ermeni ve Nasturi ve akvam-ı saire-i Osmaniye ile hüsn-i imtizac ve muaşeretlerini bir kat daha takviye ve tezyid ve kabail ve aşair arasındaki bazı gûna münaferet ve ihtilâfı izale ile cümlesinin bir merkez-i meşru-i ittihâdda hemdest-i terakki olmaları esbabını temin ve maarif ve sanayi ve ticaret ve ziraatı neşr-ü tevsi’ etmek mekasıd-ı esâsîyesi üzerine “Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti” nâmıyla bir cemiyet-i hayriye teessüs edilmiştir.

Madde 2 – Cemiyet; “Heyet-i İstişare”, “Heyet-i İdare” nâmıyla azamî olarak kırk zatdan müteşekkil ve sair aza-yı muavine ile Ekraddan mürekkebdir. İşbu heyet-i istişare ile heyet-i idarenin ikisine birden “heyet-i umumiye” denir.

Heyet-i İstişare
Madde 3 – Heyet-i İstişare Kürt meşayih ve eşraf ve erbab-ı fıkr ü kaleminden fevkalâde haiz-i şöhret ve haysiyet olan zevattan yirmi beş kişiden ziyade olmamak üzere teşekkül etmiştir. Heyet-i istişareye aza olabilmek içün evvelâ İstanbul’da mukim ohnak, saniyen yirmi beş yaşından dûn olmamak, salisen su-i ahval ile müştehir olmayıb herhalde mekârim-i ahlâk ile muttasıf bulunmak, rabian cünha ve cinayetle mahkûm olmamak, hamisen ûlemâ ve meşayih ve eşraf ve erbab-ı fazl ü kemâlin haiz-i şeref ve itibar olanlarından bulunmak şarttır.

Heyet-i İdare
Madde 4 – Cemiyetin onbeş kişiden ibaret “Heyet-i İdaresi” İstanbul’da mevcut Kürt ûlemâ ve meşayih ve eşraf ve erbab-ı fıkr ü kalemiyle sair efrad-ı Ekraddan mürekkeb ve Ayasofya Camünde müctemi’ meclis-i umumice intihab ve tevkîl kıhnan bir heyet-i müntehibe tarafından ârâ-yı hafıye ile ekseriyet kazananlardan inti.hab ve tayin edilmiştir.
Madde 5 – Heyet-i idare, cemiyete ait umur ve muamelâtı ifa ve temşiyete ve bu babda icab eden mukarreratı ittihâza ve şubelerle muhabereye memurdur. Heyet-i İdare halledemediği umur-u mühimme ve fevkalâdeyi Heyet-i İstişare ile birleşerek müzakere ve ittihâz-ı mukarrerât eder. Heyet-i İdareye aza olabilmek içün evvelâ İstanbul’da mukim olmak, saniyen yaşı yirmi beşden dûn olmamak, salisen mekârim-i ahlâk ile muttasıf olub su-i ahval ile müştehir, cünha ve cinayetle mahkûm olmamak, rabian Türkçe ve Kürtçe lisânlanyla tekellüm ve tahrire muktedir olmak lâzımdır. Kürtçeyi bilmediği takdirde elsine-i saire-i mütedavileden birine güzelce vakıf olmak lâzımdır.
Madde 6 – Aza-yı muavine olmak içün evvelâ hüsn-i hal ile ma’nıf olduğu Heyet-i İdare veya İstişare veya diğer aza-yı muavineden üç zat tarafından tahakkuk etmek, saniyen kalemen ve fıkren yahut haysiyeten ifa-yı hizmet ve muavenet edebilmek, salisen yirmi yaşını ikmal etmiş olmak, rabian bir gûna cinayet ve cünha ile mahkflm olmamak lâzımdır. Evsaf ı mesnıdeyi haiz olan zat heyet-i umumiyenin ekseriyet-i ârâsıyla intihab ve ta’yin edilir. Bunlar daimî olub bir sebeb-i meşru’ olmadıkça ve heyet-i umumiyenin ekseriyet-i ârâsına iktiran etmedikçe azalıktan çıkanlamaz.

İçtimaat
Madde 7 – Heyet-i umumiye lâakal ayda bir def a bilictima heyet-i idarenin hall ve tesviye edemediği mevadd-ı mühimme ve fevkalâdeyi ekseriyet-i mutlaka ile ittihâz-ı mukarrerât eder. Heyet-i umumiyede riyaset elifba tertibi ile heyet-i istişare azalan tarafından bilmünavebe ifa edilir. Tesavî-i ârâ vukuunda ictimada riyaset eden zatın reyi iki itibar olunur. Heyet-i umumiyeden yirmi bir aza hazır olmadıkça ârâya müracaat edilmez. Rey-i hafıye müracaat içün o celsedeki aza-yı mevcudenin sülsünün teklifı şarttır.

Madde 8 – Heyet-i idare lâakal haftada iki def a ictima ederek müzakeratı o günkü celsede elifba tertibi ile bilmünavebe kendi beynlerinde bir reis tarafından idare ve her celse içün aynı suretle hareket edilir. Sülsan-ı aza hazır olmadıkça ârâya müracaat edilmez ve âtideki mevadd-ı istisnaiyede ma’ada hususatda o celsedeki aza-yı mevcudenin ekseriyet-i ârâsıyla karar verilir. Rey-i hafıye müracaat etmek içün o celsede mevcut azanın sülsünün teklifı şarttır.

Madde 9 – Meclis-i umumî, heyet-i istişare ve heyet-i idare ile aza-yı muaveneden mürekkebdir. Heyet-i umumiye iki sene müddetle müntehib olduklanndan inkıza-yı müddetlerinde yerlerine evsaf-ı lâzıma-i salifeyi haiz zevatı meclis-i umumî rey-i hafı ile her heyet içün ayn ayn intihab icra eder. Müddeti munkazi zevat tekrar intihab hakkını haizdir.
İşbu meclis-i umumî mümkün olduğu halde azadan olmak şartıyla ikiyüz kişiden dûn olmayacaktır. Cemiyetin mühr-ü mahsûsuyla mehtum olarak verilecek talimat dairesinde ifa-yı nesayih ve hizmet içün vilâyete gönderilmesi lâzım gelen zevat ekseriyetle aza-yı mümaileyhden tercihan intihab olunur. Aza menafı’-i umumiyeye ait hususatta cemiyetle muhabereye mezundurlar.

Madde 10 – Cemiyet Dersaâdet’de Kürtçe ve Türkçe şimdilik haftada bir defa münteşir bir gazete tab’ edecektir.

Madde 11 – Cemiyet Kürtçe lisânı üzere tedrisat-ı ibtidaiyeyi teshil içün lisân-ı Kürdiyi tedvîn ve Kürtçe sarf ü nahvı mükemmel bir kamus tertîb ve temsîl ve akaid-i diniye ve fünûn-u mütenevviaya dair âsâr tahrir eyleyecek veya ettirecektir. Kürtçe en güzel ders kitablan telife muvaffak olanlara heyet-i umumiyenin tensibi ile münasib ikramiyeler itasıyla icra-yı teşvikat edecektir.

Madde 12 – Cemiyet Maarif Nazın nezdinde icra-yı teşebbüsat ile icab eden yerlerde mekâtib-i ibtidaiye-i rüşdiye, idadiye ve âliye küşad ettirmeğe gayret edecektir. Maarif nezaretinin küşad edemiyeceği mahallerde cemiyet bu noksam telâfiye ve medaris-i münderiseyi ihya içün Maarif Nezaretine muavenet hususunda ibraz-ı himmet edecektir.

Madde 13 – Cemiyet lisân-ı resmî olan Türkçeyi mekteblerde ve Kürtler arasında talim içün son derecede çalışacaktır.

Madde 14 – Şimdiye kadar matbu’ ve gayr-ı matbu’ ne kadar âsâr-ı müfıde-i Kürdiye varsa cem’ ve telfık ve neşr ü tedris edilmeğe ve edebiyat-ı Kürdiyenin bir tarihçesini tedvin-i neşre itina edilecektir.

Madde 15 – Cemiyet Kürdistan’a zevat-ı münasibe i’zam ederek Kürtlerle Enneniler ve milel-i saire arasında ve Kürt aşairinin yekdiğeri beyninde tezyid-i itilâf esbabım tahaıri ve temin ve nesayih-i lâzıma icra edecek ve bu babda hükûmat-ı mahalliye ile ûlemâ ve meşayih ve rüesanın nüfuz ve haysiyetinden istifadeye çalışacaktır. Binâenaleyh bu hususda Ermeni cemiyetlerinden dahi istifade edilmek üzere Dersaâdet’de Kürtlerle Ermenilerden mürekkeb bir heyet-i muhtelite teşkili ile bu maksadın behemehal vücuda gelmesine bezl-i mesaî edecektir.

Madde 16 – Kürtlerin terbiye-i fıkriye ve ictimaiyeleri elzem olmasına nazaran gerek bu ilk meclis-i mebusan gerek âtiyen intihab edilecek mebusan meclisleri içün Kanûn-ı Esâsî’nin bahş ettiği hukuku bihakkın muhafaza ve müdafaa edebilecek ihtiyacat-ı memlekete vakıf ve münasib aza intihabına himmet ve bu babda icab eden programlan tanzim ve neşriyat-ı muktaziye ifa edilecektir.

Şuabat
Madde 17 – Cemiyetin Kürtlerle meskfûn vilâyet ve sancak ve kazalarda birer şu’besi olacakdır. Bu şu’belerin her birinin birer heyet-i istişaresi ve idaresi ve aza-yı muavinesi olacaktır.
Bu şu’belerin cümlesi İstanbul’daki merkez-i umumiye merbut olub Dersaâdet’deki bu merkez-i umumiden bilmuhabere alacaklan talimat dairesinde ifa-yı vazife etmekle mükelleftir. Bu şu’beler sarfıyat-ı muktaziyesini merkez-i umumiye bildirecek ve o halde merkez-i umumi ile bihnuhabere ittihâz olunacak karara ve alınacak muvafakata göre icra eder. Şuabatdaki intihab merkez-i umumideki intihabatın usûlüne tabidir. Mikdar-ı aza her yerin icabât-ı mahalliye ve mevki’esine tabidir.

Varidat
Madde 18 – Cemiyetin varidatı heyet-i umumiye ile aza-yı muavinenin kudret-i maliye ve hamiyyet-i milliyeleri nisbetinde verecekleri duhûliye ve şehriyelerden gazete bedelâtı ve kütüb-ü mütenevvia esmanından ve erbab-ı hamiyyet tarafından ita edilecek nakdi ve gayr-ı nakdi tebeıru’ ve ianelerden ibarettir.

Mevadd-ı Şetta
Madde 19 – Cemiyetin muvazzaf bir kâtibi ile muvazzaf ve mütekeffıl bir muhasib ve veznedan bulunacak ve bir daire-i mahsûsasıyla bir mühr-i resmisi olacaktır. Kâtib ve muhasib ve veznedar lıer gün devama mecburdur. Cemiyet kasasında elli liradan fazla para bulunnıayacak ve mütebakisi bankaya tevdi’ ve tenmiye edilecektir.

Madde 20 – Heyet-i Umumiye azasıyla azadan birinin ahkâm-ı islâmiyeye ve kavaid-i ahlâkiyeye sarihan mugayir ve işbu nizamnâmeye muhalif hâl ü haraketi meşhud oldukda vuku’bulacak şikâyet ve teklif üzerine heyet-i umumiyeden üç aza tarafından icra edilecek tahkikat-ı ibtidaiye mucibince ve sülsan-ı ekseriyetle azalıktan afv edilecegi gibi bilâ mazeret-i meşru’a ayda dört ictima’da isbat-ı vücûd edemeyen aza münkazi addedilerek yerine diğeri intihab edilecektir.

Madde 21 – Azadan iki zât ve muhasebecinin mühürleriyle cemiyetin paralan ahz ü kabz ve bankaya tevdi’ olunacaktır. Ve akçe verecek olanlara cemiyet tarafından meclis-i idarenin mühr-ü resmisini havî bir makbuz verilecektir. Heyet-i umumiye azasından müntehib üç zât tarafından her ay nihayetinde mevcud sandık ta’dad ve hesabat tetkik edilecektir. Altı ayda bir kere varidat ve mesarif muvazanesi cetveli tanzim ve gazete ile ilân edilecektir.

Madde 22 – Eshab-ı maaşdan olanlar maaşlanndan asgarî yüzde iki, vesaireleri on kuruşdan dûn olmamak üzere şehrî bir miktar para vereceklerdir.

Madde 23 – Menafı’-i umumiyeye ait bir husus içün cemiyet tarafından tebligat ifası iktiza etdiğinde o mahalce aza-yı istişareden hangi zâtın şeref ve itiban daha ziyade mer’î ise tebligat-ı vakıaya o zât tavassut edilecektir.

Madde 24 – Memalik-i Osmaniyenin Kürtlerle meskûn vilâyetlerinde mütemekkin ahaliden herhangi birinin Kanûn-ı Esâsî ve nizamat-ı mevzu’ası hilâfında mazlum olduğu veyahut Kürtlerden herhangi birinin anasır-ı saire mensublarından hangi birine zulm ettiği biltahkik orada bulunan şu’be vasıtasıyla mezalim-i mütehakkika-i vakıanın ref ü izalesi hususunda müracaat vuku’unda cemiyetimiz yine kanun dairesinde hükfımet-i seniye nezdinde teşebbüsât-ı lâzımada bulunacaktır. Cemiyete mensub olmayıb da cemiyete atfen bazı ahvâl ve harekâta tasaddi edenlerden dolayı cemiyet her türlü mesuliyeti reddettiği gibi cemiyete mensub olub mensubu olduğu şu’benin ma’lûmat ve mesleği haricinde hod-be-hod teşebbüsatda bulunanlar azalıktan afv edilirler.

Madde 25 – İleride icab etdikce işbu nizamnâmenin mukteza-yı hâl ü maslahata göre ve heyet-i umumiye azasından dört zâtın teklifı ile ve sülsan-ı ekseriyetle ta’dil ve yeniden bazı mevad ilâvesi caizdir.

Madde 26 – İstifa, gaybubet-i mecburiye, infisâl ve vefat vuku’unda heyet-i istişare ve idare azasından her biri on zatın ism ü şöhretini mübeyyin birer cetvel tanzim ve evvelce ihzar edilib boş olduğu muvaceheten bilmuayene anlaşılan bir sandıka serren vaz’edilecek ve muvacehe-i umumiyede küşad edilerek en çok rey kazanan azalığa dahil olacaktır.

Madde 27 – Cemiyet bilcümle hükûmat-ı meşrutada bu gibi cemiyetler hakkında cari olan usûl ve âdâta tabiyet eder.

Nizamnâmenin 7′nci maddesine zeyl:
Cemiyetimiz, merhum Şeyh Abdullah (Tarık Zafer Tunaya böyle yazıyorsa da doğrusu Şeyh Ubeydullah’tır.) Efendizâde Seyyit Abdülkadir Efendi Hazretlerini riyaset-i ulâya ve Damad-ı Hazret-i Şehriyârî merhum İsmail Paşazâde Müşir Ahmet Paşa Hazretlerini de riyaset-i saniyeye intihab etmiştir. Riyaset-i ulâ müşariı’n-ileyh Abdülkadir Efendi Hazretlerinin zâtıyla kaim ve kendilerine münhasırdır. Gaybubet-i âliyelerinde müşarün-ileyh Ahmet Paşa Hazretleri ifa-yı vekâlet buyuracaklardır.

Kürt Teavün ve Terakki Gazetesi

Kürdistan gazetesinin 1902 yılında yayın hayatına son vermesi ile birlikte, Kürtler yaklaşık altı yıl herhangi bir gazete çıkarmamışlardır. Aslında 1902-1908 tarihleri, Osmanlı Devleti’ndeki baskının en yüksek olduğu dönemlerden biridir. Anlaşılan o ki, Kürdistan gazetesini çıkaranlar yoğun baskılar ve mali zorluklardan dolayı gazetenin yayınını devam ettirememiş ve sonlandırmak zorunda kalmışlardır. Ancak 1908 yılında, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra, kısmi bir ferahlama gelmiş ve farklı siyasi eğilimlerdeki yayınların önü açılmıştır.

1898’de yayımlanmaya başlayan Kürdistan adlı ilk Kürt gazetesinden sonra Kürtçe diliyle yayın yapan ikinci gazetedir. Kürdistan gazetesinde Kurmanci Kürtçesiyle yazılara yer verilmişken bu gazetede Kurmancinin yanı sıra Sorani lehçesi de kullanılmıştır.

İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte örgütlenme, basın ve yayın alanında kısmi bir özgürlük ortamı oluşur. Bu dönemde yıkıma doğru giden imparatorluğu diriltmek ve kurtarmak için, bir yandan “Batılılaşmayı” esas alan siyasi akımlar, öte yandan da “Osmanlıcılık” zemininde hareket eden birçok yeni örgüt kurulur ve bu örgütlere bağlı ya da bağımsız çok sayıda gazete-dergi yayımlanır.

Kürd Teavün ve Terakki Gazetesi’nin ilk sayısı Hicri 11 Zilkade 1326 (5 Aralık 1908) tarihinde İstanbul’da yayımlanmıştır. Gazetenin imtiyaz sahibi ve sorumlu müdürü Süleymaniyeli Tevfik yani diğer adıyla Pîremerd, başyazarı ise Diyarbakırlı Ahmet Cemil idi. Künye kısmında; “Haftada bir neşrolunacak, dini, ilmi, siyasi, ictimai gazete” olduğu, “sayfalarının daima Kürd erbab-ı fikir ve kalemine açık” olduğu belirtilmiş. Haftalık yayımlanan bir gazete olduğu halde, yaklaşık bir yıl içerisinde toplam 9 sayı çıkmış ve son sayısı 30 Ocak 1909’da yayımlanmıştır.

Kürt Teavün ve Terakki gazetesi (KTTG), 19 Eylül 1908 tarihinde kurulan Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti’nin (KTTC) bir yayın organı olarak ortaya çıkmıştır. Cemiyet, Kürtlerin bilinen ilk örgütlenmelerindendir. Kurucuları arasında Şemdinan ailesinden Seyyid Abdülkadir, Bedirhan ailesinden Emin Ali Bedirhan, Baban ailesinden Ferik Şerif Paşa,
Babanzade Zihni Paşa ve Şükrü Mehmet Sekban gibi isimlerin yer aldığı cemiyet, çok kısa zamanda binlerce üyeye ulaşmıştır. Cemiyetin kısa zamanda bu kadar büyük bir sayıya ulaşmasının en büyük nedeni, cemiyetin kurucularının Kürt toplumunda önemli bir nüfuza sahip aile fertlerinden oluşmasıydı. Cemiyet, oldukça kapsayıcı bir örgütlenme yapmış ve farklı fraksiyonlardaki Kürt aydınlarını bir araya getirmiştir. Farklılıklarına rağmen onları bir araya getiren
temel etmen, Kürtlükleri ve Kürtlerin geleceği konusunda söz söyleme arzularıdır. Diyarbakır, Bitlis, Musul, Erzurum ve Bağdat gibi birçok kentte şubeler kuran cemiyetin asıl amacı, bir Kürt aydınlanmasını ve modernleşmesini gerçekleştirmekti. Bu anlamda, Kürtler arasında ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek, eğitim faaliyetlerini yaygınlaştırmak, Kürt dili ve edebiyatının gelişmesine katkı sağlamak ve toplumda daha güçlü konuma gelmelerini sağlamak üzere çalışmalarda bulunmuştur.

Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti Gazetesinin 2. sayısında yayınlanan şu ilan bu dayanışmayı göstermektedir. İlanda; “Derneğimizin hukuk danışmanı Haydarizade Davut Efendi, Kürt halkının mahkemelerdeki meşru davalarını
ücretsiz olarak takip etmektedir. Kürt kardeslerimizin masru hakları ile ilgili davaları olduğunda, Davut Efendi’nin Sirkeci’de Musul Hanı’ndaki 25 ve 26 numaralı yazıhanesine müracatlarını salık veririz.” denilmektedir. Dr. Abdullah Cevdet ve Mehmet Sükrü Sekban’ın da bu dogrultuda Kürt gazetelerinde ilanları görülmektedir. Bu doktorlar verdikleri ilan ile yoksul Kürtleri ücretsiz olarak tedavi edeceklerini duyurmuşlardır.

Bilal Şimşir de Cemiyetin “Tüzüğünde, bir yandan Osmanlılık kimliği vurgulanırken diğer yandan Kürt kimliği öne çıkarılarak ayrılıkçılık, Kürtçülük yapılmıştır.” der. Tarihçi T. Z. Tunay da “İkinci Meşrutiyet dönemi içinde kurulan Kürt cemiyetleri Osmanlı ülkesinden ayrılma amacını gütmemiş” olduklarını belirtmektedir.

Cemiyetin kurucusu ve gazetenin de önemli yazarlarında olan İsmail Hakkı Baban, bir yönüyle gazetenin yayın politikasını da özetleyen bir şekilde “Kürdler ve Kürdistan” adlı makalesinde şöyle demektedir: “Kürdler her şeyden önce Müslümandırlar, ondan sonra öz Osmanlıdırlar. Üçüncü derecede de Kürd’dürler… Dünyada hiçbir güç düşünülemez ki, Kürdlük ile Osmanlılık arasındaki bu eski bağdaşmayı, bu doğruluk ve dürüstlük bağını yok etmeyi başarsın. Osmanlılık Kürtlüğü ve Kürdlük de karşılıklı olarak Osmanlılığı içermiş, bu iki sözcüğün içeriği mutlak olarak iç içe geçmiştir.”

Gazetenin ilk sayının birinci sayfasında gazetenin hem künye bilgilerini hem de gazetenin kime açık oldugu ve fiyatı hakkında bilgi içeren şu metin yayınlanmıştır;

Cemiyet’in vasıta-i nesr-i efkârıdır.
Tarih-i tesisi: 1324 [1908] Cemiyet tarafından müntahab sahib-i imtiyaz ve müdir ve muharriri: Süleymaniyeli Tevfik
Sermuharriri: Diyabekirli Ahmet Cemil
Tasra için seneligi posta ücretiyle beraber 80 ve altı aylıgı 45 kurustur.
Nüshası 1 kuruştur.
Kürt erbab-ı fikir ve kalemine daima sahibelerimiz açıktır.
Dercolunmayan (yayınlanmayan) evrak ve âsâr (eserler) iade olunmaz.
İdarehanesi: Vezneciler’de Kürt Teavün ve Terakki Merkez-i Umumisi’dir.

Îlk sayıda şu yazılar yer almıştır:

Mukaddime; Süleymaniyeli M. Tevfık
Cemiyetin Beyannâmesi
Telhîs-i Siyasî; E. A.
Kürtler ve Kürdistan; Babanzade İsmail Hakkı
Osmanlı Amerikası ve Saadet-i Müstakbele-i Asâir; Diyarbekirli Ahmet Cemil
Askerlik; Süleymaniyeli Fethi
Mühim Bir Arîza; Reis-i Cemiyet Seyid Abdülkadir
Kürtler ve Secâat-i Akvam; Malatyalı Bedri
Lisânımız Kürtçe; Bediüzzaman Molla Said-i Kürdî’nin Nasâyihi
Ey Gelî Kurdan!; Seyyah Ahmet Sevki
Baban Kürtçesi; Meqsûdî Kirdewebûnewey Cem’îyet
Kürtçe Siirler; Süleymaniyeli Tevfik
Kürt Erbab-ı Fikir ve Kalemine Ricanâme
Haberler.

Gazetenin sadece dokuz sayı çıkması ve ardından cemiyetin kapatılmasıyla yayın hayatının bitmesi 1909’daki “31 Mart Vakası”nın hemen sonrasına denk gelmektedir. İttihatçıların bu tarihten sonra basındaki “özgürlük” ortamını hazmedemedikleri ve birçok gazetenin kapatılmasında veya yayınlanmasının engellenmesinde II. Abdulhamid’i
aratmadığı anlaşılacaktır. Maalesef aynı istibdat zihniyetinin attığı temeller günümüzde de basın camiası üzerinde, özellikle Kürt basını üzerinde bir hayalet gibi dolaşmaya hala devam ediyor.

En az dokuz sayısının çıktığını bilinen Kürt Teavün ve Terakki Gazetesi’nin bazı sayılarının yayım tarihleri şöyledir:
No Yayımlandığı Tarih

1. 22 Tesrin-i sânî 1324 (11 Aralık 1908)
5. 20 Kânun-ı evvel 1324 (2 Ocak 1909)
6. 27 Kânûn-ı evvel 1324/ (9 Ocak 1909)
7. 3 Kânûn-ı sânî 1324/ (16 Ocak 1909)
8. 10 Kânûn-ı sânî 1324/ (22 Ocak 1909] 9. 17 Kânûn-ı sânî 1324/ ( 29 Ocak 1909]

 

KAYNAKLAR

-Malmisanij, Kürt Teavün ve terakki Cemiyeti ve Gazetesi.

-Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler, c. I, Hürriyet Vakfı Yayınlan, İstanbul, 1984.

-KTTC Nizamnâmesi’nin kapağının kopyası için bak. Mehmet Bayrak, AçıkGizli/Resmi-Gayriresmi Kürdoloji belgeleri, Öz-Ge Yayınlan, Ankara.

-Osmanlıda Kürt Basını, Fethullah Kaya.

-Ayhan Işık, Kürt Teavün Terakki Cemiyeti.

-Seid Veroj, Kürt Basınında İlk Dönem.

-Osmanlı Dönemi Kürt Basın Tarihi, İlhan Kaya, Enver Yalçın, Gülşah Savaş Çakmakcı.

BERNAMEGEH

UYARI: Yazıların izinsiz kopyalanması ve Web Sitelerinde yayınlanması kesinlikle yasaktır. Hakkınızda yasal işlemlerin başlatılabileceğini lütfen unutmayın!

AYRICA BAKIN

Mardin Midyat Yeraltı Şehrinin Sırrı Nedir?

Midyat’ta mağarada başlayan kazı, devasa bir yer altı şehrine doğru ilerliyor. Mardin’in Midyat ilçesinde içinde …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!