KÜRTÇE EDATLAR

GENEL BİLGİ

Kürtçe Hint-Avrupa dil ailesine bağlı Hint-İran dillerinin Kuzeybatı İran koluna girer. Kürt dilleri kolu altında Kurmançça (Kurmancî) veya Kuzey Kürtçesi, Soranice (Soranî) veya Orta Kürtçe ve Kelhurice veya Güney Kürtçesi olmak üzere üzerinde fikir birliği sağlanmış üç grup bulunmaktadır. Kurmanci lehçesi, en yaygın konuşulan Kürt lehçesidir. Yaklaşık 20 milyon kişi tarafından daha çok Türkiye, Suriye, Irak, İran ve Ermenistan’da konuşulmaktadır.

Kürt dili, Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alır. Dünya’daki en büyük dil grubu olan bu dil ailesi, Avrupa ve Hint olmak üzere iki kola ayrılır. Kürtçe de diğer Asya dilleri gibi bu ailenin Hint kolu içinde, İrani alt kolunda yer alır. İrani diller içinde ise Kürt dili Kuzeybatı İrani diller içinde yer almaktadır. Kürtçe eski İran dilleri içinde, Zerdüştlük dininin kutsal kitabı Avesta’nın yazıldığı Medçe ile ilişkilendirilmektedir. Kürtçe, Farsça, Belucice, Peştuca gibi dillerle akrabadır. Bu diller birçok yönden birbirine benzer. Tıpkı Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca gibi Latin kökenli dillerde olduğu gibi bu dillerde birçok ortak sözcük mevcuttur.

KÜRT DİLİNİN YAPISI
Kürt dili hem eklemeli hem de bükümlü (çekimli) bir dildir. Kürtçede sözcükler hem başa hem de sona ek alırlar. Bu yapıyla Türkçeden farklıdır. Türkçe sadece sondan eklemeli bir dildir. Kürtçede önek, en zengin biçimiyle fiillerde görülür. Bunu “girtin (tutmak, almak)” fiili üzerinde gösterebiliriz.

girtin (tutmak, almak…)
ve-girtin (kaplamak, germek)
ra-girtin (dayanmak)
hil-girtin (taşımak)
wer-girtin (almak, iktibas etmek)
da-girtin (doldurmak)

Kürtçede soneklere birçok örnek verilebilir.

guh (kulak) B guhar (küpe)
cot (çift) B cotyar (çiftçi)
reng (renk) B rengîn (renkli)

Büküm, dilbilimde sözcüklerin yapısında meydana gelen değişim olarak tanımlanır. Sözcüğün üstlendiği işleve göre pozisyonunu, sayısını ve cinsiyetini göstermek için sözcükte meydana gelen ses değişimi ve eklenen ekler bükümü gösterir. Kürtçede bu büküm hem sözcükteki ses değişimi yoluyla, hem de büküm ekleri yoluyla meydana gelir.

bajar (şehir), kanî (çeşme)
Ez diçim bajêr. (Şehre gidiyorum)
Ez ji kaniyê têm. (Çeşmeden geliyorum)

Dilbilimde fiil çekimlerinde oluşan değişimler de bir tür büküm olarak görülür. Kürtçede fiil çekimi yapılırken özellikle geçmiş zamanlar dışında bazı fiillerde çok belirgin ses değişimleri olur.

a-ê
guhartin (değiştirmek) ez diguhêrim (değiştiriyorum)
bijartin (seçmek) dibijêrim (seçiyorum)
ş-j
kuştin (öldürmek) dikujim (öldürüyorum)
biraştin (kızartmak) dibirêjim (kızartıyorum)
s-z
bihîstin (duymak) dibihîzim (duyuyorum)
guhastin (aktarmak) diguhêzim (aktarıyorum)

LEHÇELER:

1) Kurmancî (Kirdasî, Kurdmancî, Kurmanciya jorê)
2) Soranî (Kelhûrî, Babakurdî, Kurmanciya jêrê)
3) Zazakî (Kirmanckî, Dimilkî, Kirdkî)
4) Goranî (Hewramî)
5) Loranî (Lorî)

 

KÜRTÇEDE EDATLAR 1

Edatlar tek başlarına hiç bir şeyi karşılamayan kelimelerdir. Edatlar, ancak isim ve fiillerle birlikte kullanılırken bir mâna kazanan, bir şey ifade eden kelimelerdir. Edatlar isim ve fiillerden çok farklı olmakla beraber, bazı bakımlardan isimlere daha yakın sayılabilirler. Hatta aynı kelimenin bazan isim, bazan edat olarak kullanıldığı bile görülür.

 

Daçek (Edat)

Kürtçe’de edatlar..

1- di … de: (Daha çok Türkçedeki de ve da anlamını verir. Kürtçede ise ağırlıkla ‘bir şeyin içinde anlamında’ kullanılır. di … de edatı gözle görülmeyen durumlar için kullanılır.)

Örnek (Mînak)

di sandiqê de (sandıkta / sandığın içinde)

di binê kursiyê mezin de (büyük sandalyenin altında)

di erdê de (yerde / yerin içinde anlamında)

2- li: (Kürtçedeki bu edat da, Türkçedeki de ve da edatlarına benzer bir kullanıma sahiptir. Bu kullanım biçimi Kürtçedeki de … da kullanımından farklı olarak, daha çok ‘gözle görülür, açıkta’ anlamlarında kullanılır.)

Mînak:

li ber sandiqê (sandığın önünde [bakıldığında gözle görülmesi sözkonusudur.])

li ber kursî (sandalyenin önünde)

li erdê (yerde / yerin üstünde, gözle görülür.)

Bu iki edatın daha iyi anlaşılması için bir örnek daha verelim:

Pirtûk di erdê de ye. (Kitap yerdedir [yere gömülü, yerde saklı anlamında.])

Pirtûk li erdê ye. (Kitap yerdedir. [yerin üstünde, bakıldığında görülür anlamında])

3- ji: den / dan

Mînak:

ji Almanya (Almanya’dan)

ji Serhed (Serhad’tan)

ji Amed (Amed’ten)

4- bi: ile, vasıtasıyla anlamını verir.

Mînak:

Bi balafirê (uçak ile / uçak aracılığıyla / uçak vasıtasıyla)

Bi mamosteyê (öğretmen ile / öğretmen aracılığıyla / öğretmen vasıtasıyla)

Bi çakuçê (çekiç ile / çekiç aracılığıyla / çekiç vasıtasıyla)

5- bi … re: Burada ‘bi’ edatından farklı olarak kullanma; bir diğer tanımlamayla, ile, aracılığıyla, vasıtasıyla gibi durumlar olmayıp, sadece yanında veya beraber olma durumu vardır.

Mînak:

Bi bavê xwe re. (Babasıyla beraber. / Babasının yanında.)

Bi mamoste re. (Öğretmenle beraber. / Öğretmenin yanında.)

6- bê: Sözcüğe -siz, -sız, -meden, -meksizin anlamlarını katar.

Mînak:

Bê mal (evsiz)

Bê çûyîn (gitmeden)

Yukarıda verilen edatlar, Kürtçede sıklıkla kullanılan edatlardır. Bu edatlar ‘bi’‘bê’, ‘di’‘ji’‘li’ biçiminde ön edat olarak kullanılabilecekleri gibi ‘re’‘de’ gibi son edatlarla beraber, ya da ‘ber [yanında], ‘bin [alt]’, ‘ser [üst]’, ‘kêlek [yan]’, ‘jor [yukarı]’, ‘jêr [aşağı] gibi adlarla birlikte de kullanılırlar.

Mînak:

Mase li ber dîwêr e. (Mase duvarın yanındadır.)

Çente li bin masê ye. (Çanta masanın altındadır.)

Ew bê mal û  war in. (Onlar evsiz ve yurtsuz kalmışlar.)

Fêkî di dolabê de ye. (Meyveler dolaptadır. [Dolabın içindedir.])

Pêhînî 1 (Alıştırma 1)

…….. gundê we çend mal hene’

…….. gundê me 25 (bist û pênc) mal hene.

Pêşeng û Evîn …… ku ne’

Ew …… der in.

Pirtûk ……. sandiqê …… ye.

Pirtûk …….. ser sandiqê ye.

Pêhînî 2 (Alıştırma 2)

Mînak

Ev mase ……. darê mazî ye.

Ev mase ji darê mazî ye. (Bu masa meşe ağacından)

Ez …….. gundekî Diyarbekir im

Tu ……. ku yî’ (nerelisin)

Ez ……… Dêrsim im.

  • KÜRTÇEDE EDATLAR 2

Daçek-2 .

Geçtiğimiz ders işlediğimiz edatlar Kürtçede en yaygın kullanılan edat ve edat takımlarıdır. Bu edatların dışında, derslerimiz ilerledikçe diğer edatları, edat takımlarını, edat bükümleri ile oluşmuş yeni sözcükleri de örnekler vererek, cümleler içinde işleyeceğim. Tüm edatları ve edat takımlarını birlikte vermem durumunda, tümünü ezberlemek gibi hiç tasvip etmediğim bir durumla karşı karşıya kalmak mümkün. Bunun yerine, metin parçaları içinde ve yeri geldikçe sözcük anlamlarını belirterek işlemeyi daha yerinde görüyorum.

Dersleri işlerken önemsediğim bir durum ise okuma metinlerinin çevrilmesidir. Dikkat ederseniz, okuma metinlerinin devamındaki sözcük anlamlarını en geniş biçimiyle veriyorum. Bu metinleri bol bol okuyup, hatta mümkünse sesli okuyup daha sonra çevirmek için çabalayın. Bu hatırlatmaları yaptıktan sonra edatların genel kurallarını ve aldıkları takıları öğrenmeye devam edelim. Edatlar (daçek) daha çok addan önce yazılırlar. Elbet addan önce ve sonra gelen ‘di … de’, ‘bi … re’ ve ‘ji … re’ gibi edat takımları da var. Bu türden edat takımları ilgili adı aralarına alırlar. Ayrıca art edatlardan yalnız başına kullanılarak ismin ardına gelenler de var. (de, re, ve) Addan önce gelen edatlar, adların tekil-dişil durumlarda ‘ê’, tekil-eril durumlarda ‘î’, çoğul sözcüklerde ise ‘an’ takılarını almasını sağlarlar. Öte yandan eril-tekil tamlayan takısı olan ‘î’ takısı, çoğu kez kullanılmamaktadır. Bir diğer anlatımla, ‘î’ takısının kullanılmadığı tekil-eril takıların kullanımında, eğer belirlilik söz konusu olduğunda, bazen ‘î’ düşerek, bir ya da iki heceli sözcüklerdeki ‘a’ harfi ‘ê’ ye de dönüşebilmektedir. Bazı kullanımlarda ‘ê’ yerine ‘e’ de getirilmektedir.

Mînak:

ziman [dil] => ‘girîngiyên zimanî’ [dilin önemi] yerine ‘girîngiyên zimên’ de denilebilir. şivan [çoban] => ‘jiyana  şivanî’ [çobanın yaşamı] yerine ‘jiyana şivên’ de denilebilir. Eril-tekil durumlarda ‘î’ takısının atılmasının öznel durumları var. Çünkü çoğu durumlarda ‘Î’ takısı, sözcüğün anlamını da değiştirmektedir. Dilbilimciler, eril-tekil ‘î’ takısının sözcük karmaşasına yal açılmaması için bu nedenle zaman içinde atıldığını belirtirler.

Mînak: bajar => şehir / bajarî => şehirli gund => köy / gundî => köylü baş => iyi / başî => iyilik

Edatların kullanımı ile ilgili örnekler:

Bi kûrekî Eyşanê re diçe bazarê. (Eyşan’ın bir oğluyla pazara gidiyor.) Li pirtûkeke Azadî dinivîsîne. (Azad’ın bir kitabında yazıyor.) Di nameya xwendekaran de ye. (Öğrencilerin mektuplarında(var)dır.)

Okuma metnini okuyarak Türkçeye çevirin.

ZOZANÊ ME Em biharan diçin zozanan. Keç û bûkên gundê me xwe dixemilînîn. Ew li hespan siwardibin. Berê xwe didin waran. Kar dikeve ser milên herkesî. Şivan berê birên pez didin zozanan. Berxvan jî berxan hêdî hêdî ber bi waran dikişînin. Gundî tiştên xwe li ker û hespan bardikin. Ew derin waran. Barên xwe datînin. Jin konan vedigirin. Zilam jî çeper û holikan çêdikin. Roj dibe roja zarokan. Roja zozanan ji bo wan wekî cejn e. Ew dikevin nava mêrgên zozanan. Deste deste gul, sosin û beybûnan dibistînin. Dengê zarokan, kalîna berxan û orîna golikan li hev diqelibin, dibe şadî û dikeve nava waran. Ber bi nîvro gavan dewaran dajo nava waran. Zarok diçin çêlekan tînin û li ber konan girê didin. Jin, berê golikan berdidin bin mangan û dû re didoşin. Dema gavan diçe mala xwe, şivan jî pez tîne bêriyê. Bêrîvan eyaşîran dikin tûran. Tûran didin pişta xwe, elban davêjin milên xwe, diçin bêriyê û pez didoşin. Dema elban tijî dikin, tînin berdidin eyaşîran. Li pey dotinê berxvan berxan berdide nav pez. Berx makên xwe dibînin, dikevin bin û dimijin. Ev jiyan îro ji bo min wekî xewn e.

Wateya peyvên kurdî

bihar : ilkbahar

biharan : ilkbaharlar / ilkbaharda

çûn : gitmek

Em diçin. : Biz gidiyoruz.

zozan : Yayla

keç : kız

bûk : gelin

xwe : kendi / kendini

xemilandin : süslemek /bezemek

xwe xemilandin : kendini süslemek

Keç xwe dixemilînin. : Kızlar kendilerini süslüyorlar.

hesp : at siwar bûn : binmek

Li hespan siwardibin. : Atlara biniyorlar.

Li ereban siwardibin. : Arabalara biniyorlar.

berê xwe : yönünü

war / zozan : yayla (war, yüksek diyar anlamında da kullanılır)

dayin : vermek

didin : veriyorlar B

erê xwe didin waran. : Yönlerini yaylalara veriyorlar.

kar : iş

ketin : düşmek

dikeve : düşüyor

nakeve : düşmüyor

ser : üst

mil : omuz

kes : kişi

herkesî : her kese

şivan : çoban

bir : sürü

pez : koyun / küçük baş hayvan

birê pez : koyun sürüsü

berxvan : kuzu çobanı

berx : kuzu

hêdî hêdî : yavaş yavaş

ber bi : istikamete doğru (bir yöne doğru)

kişandin : çekmek

dikişîne : çekiyor

tişt : eşya / şey

tiştên xwe : eşyalarını / şeylerini

ker : eşek bar : yük

barkirin : yüklemek

birin : götürmek

dibin : götürüyorlar

danîn : indirmek

datînin : indiriyorlar

kon : kıldan dokuma çadır

vegirtin : germek/ çadır kurmak.

çeper : çeper

holik : kulube / yayla evi / evcik

çêkirin : yapmak

çêdikin : yapıyorlar

roj : gün

roja : günü

zarok : çocuk

ev : bu

ji bo : için

ji bo wan : onlar için

wekî : gibi

cejn : bayram

ew : o / onlar

pêşeroj : gelecek

nav : iç / içine

mêrg : çayır

deste : deste /buket

sosin : süsen (bir çeşit çicek)

beybûn : papatya

bistandin : dermek / sapıyla koparmak

dibistînin : deriyorlar

deng : ses

kalîn : meleme / melemek

orîn : böğürme böğürmek

golik : dana

nîvro : öğlen / gün ortası

gavan : sığırtmaç / büyükbaş hayvan çobanı

dewar : sığır

ajotin : sürmek

dajo : sürüyor

çêlek : inek

anîn : getirmek

tînin : getiriyorlar

li ber : önünde

girêdan : bağlamak (mastarlı biçimi) / bağladılar (çoğul çekimli hali)

girêdidin : bağlıyorlar

berê : önce

berdan : bırakmak (mastarlı biçimi) / bıraktılar (çoğul çekimli hali)

berdidin : bırakıyorlar

bin : alt

mange : inek

dûv re /dû re : sonra

dotin : sağmak

didoşin : sağıyorlar

mal : ev

Gavan diçe mala xwe. : Sığır çobanı evine gidiyor.

bêrî : koyun sağma yere

Şivan jî pez tîne bêriyê : Çoban da koyunları sağma yerine getiriyor.

bêrîvan : koyun sağan kadın

eyaşir : süt tulumu

tûr : kulplu yünden çanta /torba

pişt : sırt

Dide pişta xwe. : Sırtına alıyor / sırtına veriyor.

elb : ağaçtan kova

avêtin : atmak

davêje : atıyor

milê xwe : koluna

Davêje milê xwe. : koluna atıyor.

diçin : gidiyorlar

tijî : dolu

tijî kirin : doldurmak

tijî dikin : dolduruyorlar

li pey : ardından

mak : anne

dîtin : görmek / bulmak

dibînin : görüyorlar

mîtin : emmek

dimijin : emiyorlar

jiyan : yaşam / hayat

xewn : rüya

di bin darê de : ağacın altında

rûniştin : oturmak

rûdine : oturuyor

firavîn : öğle yemeği

xwarin : yemek (fiil anlamında)

dixwe : yiyor.

BERNAMEGEH

UYARI: Yazıların izinsiz kopyalanması ve Web Sitelerinde yayınlanması kesinlikle yasaktır. Hakkınızda yasal işlemlerin başlatılabileceğini lütfen unutmayın!

AYRICA BAKIN

TARIK AKAN KİMDİR

Tahsin Tarık Üregül veya sahne adıyla bilinen Tarık Akan, 3 Aralık 1949 tarihinde İstanbul’da dünyaya …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!