RESOYÊ GOPALA

RESOYÊ GOPALA KİMDİR

”Reso, 1902 yılında Iğdır’ın Kerimbeyli köyünde dünyaya gelir. Serhat bölgesinin divan sahibi dengbejlerden Malazgirtli Ferzê’den çok etkilenir. 1930’lu yıllarda patlak veren Ağrı İsyanına katılır ve isyan bastırıldıktan sonra bir süre için Suriye’ye kaçmak zorunda kalır. Döndükten sonra artık Kürtler arasında sayılan ve sevilen biridir. Hayatının büyük bir bölümünü Erzurum-Muş ekseninde geçiren Reso, sonradan Adapazarı’na, oradan da Denizli’ye göçer. Buralarda açlık ve sefalet içinde yaşar. 1977’de köyüne geri döner ve üç yıl sonra da hayatını kaybeder. Reso’nun cenazesi, Muş’un Pag köyüne getirilip defnedilir.”

Dengbêj, Kürt sözlü edebiyatında kilam ve stran söyleyen sanatçıların adıdır. Dengbêj sözcüğünün kelime anlamı; deng ‘ses’, bêj ‘söyle’dir. Bu kelime, sözün ahenkle icra edilmesini sağlayan kişi anlamında kullanılmıştır. Dengbêjler genellikle köyden köye dolaşarak, hayatlarını söyledikleri destanlar, kılamlar, ilahiler ve hikayeler ile sürdürmektedirler. Bazıları erbane (tef), bılur (kaval) gibi çalgılarla söyleseler de, dengbêjlerin çoğu herhangi bir çalgı aleti kullanmadan, gırtlak gücüne dayanarak sanatlarını icra ederlerdi. Kahramanlıkların anlatıldığı ve ‘şer’ denilen sıtranlardan (şarkı) avcılığa, baharın güzelliği ‘kılam’lardan, düğün ve eğlencedeki mutluluktan, zaferlerin heyecanına kadar, hastalıktan kaynaklı acılardan, haksızlık ve birçok konu, değişik şekillerde sanatsal olarak sözlü Kürt edebiyatında yerini almıştır. Dengbêj kelime manası olarak sese biçim hayat, renk veren anlamındadır. Dengbejliğin en önemli temsil edildiği yer Serhad bölgesidir.

Dengbêjlik, sözlü Kürt edebiyatında bugüne kadar devam etmektedir. Sadece türkülerinin bir kısmı, notalarıyla beraber yazılı edebiyata dönüştürülebilmiştir. Türküler, dengbêjler sayesinde kendi özlerini koruyabilmişlerdir. Kürtler içerisinde bir çok dengbêj, bugüne kadar bu sözlü edebiyatı taşıyabilmişlerdir.Bu sözlü kültürü koruyan ve ona büyük katkılar sağlayan dengbêjlerden bir tanesi de dengbêj Resoyê Gopala’dır.Dengbêj Reso70 yıldan fazla dengbêjlik yapmış ve Kürt dengbêliğine önemli katkılarda bulunmuştur.

Serhad bölgesinde ses tek parça halinde ve nefesin sınırlarını zorlayacak şekildedir. Bunun en güzel örneklerini dengbêjlik geleneğinin en büyük temsilcileri olan Serhad bölgesi dengbêjerinden Reso, Şakiro ve Hüseyno’dur. Dengbej Reso ayriyetten  Şakiro’nun hocalığını yapmış aralarında öğrenci-hoca ilişkisi vardır.

Reso, 1902 yılında Iğdır’ın Kerimbeyli köyünde dünyaya gelir. Reso’nun babası Welo,  kardeşi Evdo ve akrabaları ile birlikte Rewan’dan, Elegez Dağının eteklerindeki Varansofk köyünden, günümüzde de Reso’nun akrabalarının yaşadığı Iğdır’ın Kerimbeyli köyüne göç ederler. Kerimbeyli’de 1902 yılında doğan Reso, toplam yedi kardeşler. Bunlar sırasıyla; Ahmed, Mıhemed, Reso, Hemîd, Usıv, Hezê ve Cewahir.

Büyük dengbêj Reso, Kürtler arasında şu isimler ile tanınır; Resoyê Gopala, Resoyê Mıhacır, Resoyê Qılîwelo ve Mîrê Dengbêjan.

Uzun yıllar Kerimbeyli’de yaşayan Reso, koyunları çok olduğundan, kendi koyunlarına çobanlık yapar. Koyunları otlatırken sık sık kılamlar söyleyerek bu yönü ile yavaş yavaş yöre halkının ilgisini çeker.
Daha sonraki yıllar da akrabalarından Esê Beko (Malgaz) ailesi Kerimbeyli’de kalmaya devam eder. Reso’nun ailesi ise, Erzurum taraflarına göç eder. Ailenin bir kısmı Hınıs, Mele Dawud köyüne yerleşir, bir kısmı da Muş taraflarına yerleşir. Reso’nun ailesi bir müddet Hınıs’ta kaldıktan sonra, babası Welo, Mele Dawud köyünde vefat eder. Mela Dawud köyünden olan dönemin büyük dengbêjlerinden Dengbêj Hecî Sîno, Evdalê Zeynıkê’nin elinde yetişmiş büyük bir dengbêjdir. Dengbêjlik alanın da Hecî Sîno’dan çok faydalanan Reso, artık Kürtler arasında çokça tanınır.

Bir müddet Mele Dawud köyünde kaldıktan sonra, o zaman Karayazı’ya bağlı olup, şuan Karaçoban’a bağlı olan  Gopala köyüne gidip yerleşirler. Dengbêj Reso, Gopala Köyü’ne geldiğinde 17-18 yaşlarındadır; burada uzun bir süre yaşayıp ve dengbêjliğiyle nam saldığı için Resoyê Gopala olarak da tanınmaktdır.

Reso, çocukluk yıllarında kilam söylemeye başlamıştır ve bu durum amcası Evdo’nun ilgisini çekmiştir. Amcasının bu ilgisini Araştırmacı Yazar Ahmed Aras şöyle anlatıyor: “Bir gün Gulêya File (Evdalê Zeynikê ile atışmasıyla tanınan kadın dengbêj) Iğdır’da bir cemaatte kilam söylerken, o gün Reso da amcasıyla birlikte oraya gider; amcası Gulê’ye der ki ‘ Hele bu çocuğu bir dinle, nasıl söylüyor’. Gulê, Reso’yu yanına oturtur ve ondan bir-iki kilam söylemesini ister. O zamanlar yaklaşık 80 yaşında olan Gulê, Reso’ya ‘Tamam yeter, kulağımın zarını patlattın’ der ve amcası Evdo’ya dönerek, Reso’ya iyi bakmalarını, ileride iyi bir dengbêj olacağını söyler.”

Reso, yerleştiği Muş’un (Kop) Bulanık ilçesine bağlı Xêrgis Köyü’nde, bölgenin nam yapmış dengbêjlerinden Ferzê Mılazgırê (Malazgirtli Ferzê) ile tanışır ve yanında eğitim görür. Ferzê’den etkilenen Reso, onun ve dengbêjlerin piri olarak bilinen Evdalê Zeynikê’nin kılamlarını seslendirmeye başlar. Bölgede artık tanınan bir dengbêj olmayı başaran Reso’nun namı günden güne yayılır.

Reso ve ailesi bir müddet Gopala köyünde kaldıktan sonra, oradan Muş Bulanık’ın Xerkıs köyüne göç ederler. Xerkıs köyü şeyhlerin köyüdür. Buradaki şeyhler, Reso’yu çok sevip, kendisini sahiplenirler.

Yaşadığı coğrafyanın sesi olmayı başarıp acıları, şevbêrkelerde (dengbêj divanları) sabahlara kadar dillendiren Reso, dönemin siyasal gelişmelerine de sessiz kalmaz. İhsan Nuri Paşa liderliğindeki Ağrı İsyanı’na 1930 yılında katıldığı bilinir. Kanlı bastırılan isyan sonrası Suriye’ye gitmek zorunda kalır. Reso, burada Ağrı İsyanı’yla ilgili çok sayıda klam besteleyerek direnişi dilden dile yaydı. Serhıldanı anlatan “Weylo weylo” klamıyla direnişin önde gelen önderlerinin cephelerde savaştığını ve hangi şartlar altında nasıl mücadele edildiğini anlatır.

Dokuz yıl ailesi ile birlikte Xoşgeli köyünde yaşadıktan sonra, Koxak köyünde yaşayan şeyhler, Reso’dan ailelerinin dengbêji olmasını isterler. Ve gidip Koxak (Dokuzpınar) köyüne yerleşip, orada dengbêjlik yapar. Koxak köyünden Şeyh Kıyasettin (Emre), 1958 yılında bir teyp alıp, Reso’nun dört-beş kasetini kayıt eder.

Daha sonra Koxak köyünden, Muş’un Şemerşêx (Yokuzbaşı) ve Melekork (Akçaarmut) köylerine gider. Bu iki köyde de uzun yıllar kalan Reso, 1967 yılında ailesi ile birlikte Piyong (Yemişen) köyüne gidip yerleşir.

Sesiyle dertlere çare olmaya çalışan ve toplumda büyük bir saygınlık kazanan bu dengbêjimiz, 1969’da başından geçen talihsiz bir olaydan sonra sesini kısmen yitirir ve eskisi gibi kilam söyleyemez. Reso’nun oğlu Abdulkerim Güner bu talihsiz olayı şöyle açıklar: “Babam bir dostunu ziyaret etmek için Riha’ya (Urfa) gidiyor ve birkaç gün burada bir dostunun yanında kalıyor. Dostu onu Pirsûs’un (Suruç) bir köyünde düğüne götürüyor. Bu köydeki düğünde, babamla birlikte 7 dengbêj kilam söylüyor, fakat bu diğer dengbêjler babamın karşısında duramayıp yeniliyorlar. Bu duruma hazmedemeyen dengbêjler kahveye kına katıp babama içiriyorlar. Babam bir iki gün sonra hastalanıyor, sesini yitirerek konuşamaz hale geliyor.”

Bu olaydan sonra Dengbêj Reso tedavi olmak için birçok hastane dolaşır ancak ses telleri ciddi biçimde zarar gördüğü için eski sesine kavuşamaz. Söze sesiyle can veren bir dengbêj için en büyük acı sesini yitmiş olmasıdır. Reso eski sesini yitirmiş olsa da kilamlarını söylemeye devam ederek acısını dindirmeye çalışır.

Bir müddet Piyong (Yemişen) kğyünde akrabalarının arasında kaldıktan sonra, buradan şeyhlerin köyü olan Gebolan köyüne gidip, 1973 yılına kadar onların yanında kalır. Buradaki şeyhler çok adaletli olduğundan, hak hukuk bilip, kimseye ellerini öptürmediklerinden, Reso onları çok sever ve Şeyh Cemal (Yetişkin) vefat ettiğin de, Reso onun için “menal menal” isimli kılamını yapar.
O dönem iki eşi ve kalabalık bir ailesi olan Reso, ailesinin geçimi için sürekli göç etmek zorunda kalmıştır. 1973 yılına kadar Gebolan köyünde kaldıktan sonra, oradanQeraxıl (Karaağıl) köyüne gidip, ailesi ile 1976 yılına kadar orada kalırlar.

Reso Daha çok Karayazı ve Hınıs taraflarında yaşamını sürdürmüş. Karayazı dolaylarındaki Gopala ve Qirinqali köylerinde yaşamıştır. Gençliğinde Mele Dawud köyünde sığır çobanı iken, aynı köyde yaşayan Dengbêj Sîno’dan kılam ve stranlar öğrenmiş. Sîno, Reso’nun ustasıdır yani. Bulunduğu her ortamda Evdalê Zeynê’nin kılamlarını söylerdi. 

1976 yılına kadar Serhad’ın bir çok köyünde kalan Reso, 1976 yılından sonra Serhad ülkesini terk edip, yabancı bir diyara, Manisa’ya göç eder. Dört yıl Manisa’da kalır.

Üç karısı olan Reso yani Resoyê Gopala veya Resoyê Qilîwelo da diğer bütün dengbêjler gibi ekonomik sıkıntılara boyun eğmiş, hayatının son demlerinde Türkiye metropollerinde, Denizli ve Manisa gibi şehirlerde açlık ve sefalet işinde yaşadı.

Reso, 1983 yılında feci bir şekilde hastalanır. Şeyh Kıyasettin Emre kendisini alıp Ankara’daki bir hastaneye götürür. Dengbêj Reso, yakalandığı kanser hastalığına  yenik düşer. Ankara’da 1983 yılında vefat eden Reso’nun cenazesi, Muş’un Pag köyüne getirilip defnedilir.

 

Şakıro üzerine bir kitap hazırlayan Güneş, Şakiro’nun, Adana dönüşünde 1966 yılında Muş’ta iki yıl kaldığını söylüyor. Güneş: “Bu sürede Reso’yu çok yakından tanıyor, büyüklüğünü görüyor. Ondan sonra hiç kimseye minnet etmeyen Şakiro, boyun eğmeyen Şakiro, kimseyi hocası olarak görmeyen Şakiro, Reso’yu doğalında hocası olduğunu ifşa ediyor. Hayatı boyuna Reso’yu minnetle anıyor. Çünkü Şakiro’nun 1966 yılları kasetlerine ulaştık. Çok önemli bir tarzı var kendine has, fakat Reso’nun etkisinden sonraki dönemle kıyasladığımızda arada çok önemli bir fark olduğunu gördük. Reso, dengbêj Şakiro’yu, dengbeş Şakiro yapan en önemli şeydir aynı zamanda. Reso’yu tanıdıktan sonra bütün tarzını gözden geçirmiş. Tarzına yeni bir geçiş vermiş. Hatta Şakiro, Reso’ya rest diyormuş. Bunu birçok kişiden dinledik. Şakiro’nun cebinde her zaman iki tane Reso kaseti varmış. Kendisi ile beraber gezdiriyormuş. Yatmadan önce de bunları mutlaka dinlermiş’ demektedir.

Dengbêjliğin yanında aynı zamanda güçlü bir destan anlatıcısı olan Reso, “Kulik û Kerr”, “Memê Alan”, “Cebelîkê Lawê Mîrê Hekkarîyê” ve “Sîyabend û Xecê” gibi birçok Kürt destan ve halk hikâyelerini ezbere bilir ve her birini kendisine özgü bir ezgiyle anlattığı halen halk arasında konuşulur.

Reso’nun halk arasında en çok bilinen eserlerinin isimleri ise şöyle: “Sıncale Talo, Nêçîrvano, Mir Beg, Hewara Xwadê, Ez Evdal’im yeman..Evdal & Séx Slé, Xalid Begê Hesenî û Keremê Qolaxasî, Gula Serhedê, Bişarê Çeto, Elîka Şerê Heseno, Têlîyê, Lo Dewran, Lo Miro, Dîlberê, Weylo Weylo, Sed Yeman, Qulıngo, Nemînîm, Şerê Bişarê Seydo.”

Aşağıda yazacağımız bu halk şarkısı da günümüzden 80 – 85 yıl kadar önce yaşanmış olaylara yakılmış ve bir değil birden fazla epizottan oluşmuştur. Reso, bu epik halk şarkısını         -ki günümüzden 70 yıl kadar önce yapıp söylemiştir-  söylerken sanki 20. yy.ın Homeros’udur; adeta bir meydan okumayla başlar halk şarkısına ve sonunda bir ağıtla bitirir.  “Şiddetin saltanatında doğmuş, birkaç yıl içinde görülmemiş derecede serpilip gelişmiş olan, yüzde yüz Taşra çıkışlı şövalye ruhu…” (4) Reso’nun destan kahramanlarında karşımıza sık sık çıkar. Epik şarkının kahramanlarını överken, Homeros’la, O’nun İlyada‘sındaki kahramanları övmesiyle örtüşüyor; Seyîdxan ve arkadaşlarını anlatırken, sanırsınız Troya Surları önündeki Ahay kahramanları Ahilleus, Odyseus, Ayas, Menelas’ı ya da Troya Surlarının gerisindeki Hektor’u anlatan Homeros’tur;  oysa Reso okul yüzü görmediği gibi Homeros‘un ya da “İlyada”‘nın adını bile duymamıştır. Buradaki aynı ortak paydada kesişebilmenin gizemini, epik ürünlerin doğasında aramak gerekir kanımızca. Şimdi şarkımıza geçebiliriz artık.

RESO  ve  “WEY  LO!”

(ŞERÊ  MALA  BİŞAR  Û  SEYDO)

Wey lo wey lo wey lo wey lo wey lo!…

Wey lo wey lo wey lo wey lo wey lo!…

Wey  lo  wey  lo  wey  lo  wey  lo  wey  lo!…

Ez nema me ji mêra ra

De lêxin bavê bavê min lêxin

Can fîdayê mala Bişar û Seydo hûn lêxin

Qûndaxê modolîya li erdê xin

Şefeqa sibê ra  li Qolordîya Qerekilîsê xin

Dûrbîna bavêjin şemlana vêxin

Eskerê Kemal giran e,  revê pêxin

Şûrê wan zabitan jê bistînin

Kopa şewitî da li çerxêxin

Esker gune ne

Çavê kozî û kulfetê wan  li rê ne

Jêkin serê yuzbaşîya û cendirma

Bigrin li cercelê xin

Bigrin li ber Qolordiya Qerekilîsê bi defê dawetê

Bi muzîqê ji wan bistînin bi eynadê  li boriyê xin

Wey  lo  wey  lo  wey  lo  wey  lo  wey  lo

Ax  wey  lo  wey  lo  wey  lo!

Ez nema li dunyayê

Nîdayî Beg, Fewzî Paşa, Qazî  Kemal nezan e

Digo:  “Bajonê pêşîya çar Kurdane”

Heyran were rûnê li ser têl û têlqirafane

Ez ji te ra bixûnim secera Kurdane:

Em ne çar Kurd in,  

Ev cerda Seyîdxan û Elîcan e

Dunyayê zulmê wan zulmekî giran e

Hicûmê wan li ser pişta hespane

Gullê wan tê merifa ji xeybane

Hewarî ya wan tê, merif dizane melaketê di asîman e

Şerê wan ne fenanê şerê Yezîd û Merwan e

Fenanê şerê dewra berê, Qehreman û Dêwan e

Were rûnê li serê têlan û têlqirafane

Ji te ra bixwînim sûretê têla

Ji êvar da bidim yek bi yek medhê mêran e:

Riza kî heye qisasê serê mêran e

Tewfîq, kaçaxê siyaseta serê çîyan e

Ji  qanûna me hemû dizane

Evdilhemîd şêrê bigulî, girtîye dewsa Elîcan e

Fesîhê Mihê fenanê pelekî ewrê li rûyê asîman e

Şêx Baran ji ocaxa mala Bûpê ye ji me dixwaze qîmê topan e

Feyzula birayê piçûk, ji me ra dibîne dawa Dewleta Alî Osman e

Evdilbaqî fenanê tamatîka  li ser milan e

Îro ji Bostankendê ji Seyîda dudu man e

Yek Tewfîq û yek Seyîdxan e

Seyîdxan jarîya maran e, teyyarê mêran e

Elî,  Hilo du bira ne

Her yek xwedanê donzde bûkan e

Elîyê Feqî Silê ji diya xwe da bûye nebûye karê wî nîşan e

Car heye li meydanê çok vedide ji te dikuje pêncî can e

Îro li meydanê engirî ye dibê:

“Min hê hilneda

Heyfa kuştiyê Çîyayê Mûşê şêrê bi gulî ka bavê Silêman e”

Wey lo wey lo wey  lo  wey  lo  wey lo

Ax wey lo wey lo wey lo!…

Ez nema me ji  mêra  ra

Dîdarê badikir:  “Besê, Têlo rebenê

Qazgolê diketim mîla şefeqê li  min lêda

Şerekî çêbûye li korta Milazgirê Melemistefê da

Esker nema li wilayetê Romê da

Temam hilşîyan ser berxê  mala Ûsivê Seydo

Torinê mala Hecî Axa seet di dudu û nîvê şevê da

Dengê tekbîr û selawatê  Mala Bişar û Seydo tê ji Melemistefê di herbê da

Ji  agirê devê tifingê van xweşmêra ji êvar da

Di Melemistefê da bilqvedide fena masîyê di behrê da”

Qolordî digo:Tewfîq û Feyzula, Evdilhemîd werin teslîm bin

Ezê efû ya we derxim ji dergê Stenbolê da.”

“Heyran şûnda here, min şerê ewil diranê te kişand

Şêrê Bi Gulî birîndar bû, di Çîyayê Kosedaxê da

Şerê ortê min diranê te kişand textê Qereyazîyê di Çepê da

Şerê  paşî îşev min xweş kirîye li Milazgirê di Melemistefê da

Eskerê bavê SulhedînKekê Meheme Reşîd

Sî û pênc sarê nazik û  nazenîn e,

Li ser qaşa zîn e

Gava çok vedide ocaxa te ji dunyayê diqelîne

Şûnda here tu merifekî xayînî, efû ya te ji min ra lazim nîne

Ez îro bala xwe didim alayî ya bavê Sulhedîn kekê Meheme Reşîd

Ji xeta şewitî tê,

Korayî çavê min da were,

Ez çibikim reîsê wan di nav da nîne

Min hînga zanîbû feleka me, ji me ra qerebêbext e

Me di xapîn e.”

Wey lo wey lo wey lo wey lo wey lo

Ax wey lo wey lo wey lo!…

Ez nema me ji mêra ra.

KAYNAKLAR:

-Jiyana Resoye Gopala, bernamegeh.org ve wikipedia.

-Redkili büyük dengbêj Reso, redkani.blogspot.

-Mahmut BEĞİK, DENGBÊJ RESOYÊ GOPALA.

-Abdurrahman Gümgüm/ Klasik Kürt edebiyatında halk şarkıları tahlilleri.

BERNAMEGEH

UYARI: Yazıların izinsiz kopyalanması ve Web Sitelerinde yayınlanması kesinlikle yasaktır. Hakkınızda yasal işlemlerin başlatılabileceğini lütfen unutmayın!

AYRICA BAKIN

HÜSEYİN CEVAHİR KİMDİR

Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’nin önde gelenleri arasında yer alan ve THKP’nin iki kere düzenlenen Genel …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!