SATALA ANTİK KENTİ

SATALA ANTİK KENTİ TARİHİ – Sadak Antik Kenti Hikayesi

Satala, Türkiye’de yer alan antik kenttir. Antik dönem coğrafyacılarına göre, Trapezus’tan Samosata’ya giden yolun Roma İmparatorluğu’nun sınırını aştığı Fırat’ın biraz kuzeyinde, dağlarla çevrili bir vadide yer alıyordu. Satala günümüzde Gümüşhane ilinin Kelkit ilçesinde Sadak köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Günümüzde olduğu gibi antik devirlerde de çok önemli bir ırmak olan İris(Yeşilırmak) Nehri’ni besleyen irili ufaklı birçok akarsudan birisi de Lykos(Kelkit Çayı) Irmağı’dır. Lykos Irmağı’nı oluşturan iki büyük koldan birisi Satala’nın yaklaşık 1km. doğusunda yer alan Sadak Çayı’dır. Sadak Çayı’nın karıştığı Lykos Irmağı’nın aktığı vadi, aynı zamanda Kappadokya’nın oldukça stratejik yol güzergâhlarından birisini oluşturmaktadır.

Tarih, toprak altında her insanın kaderini bir şekilde kaydeder. Kimileri bir daha gün yüzü görmeyecek şekilde kaybolup giderken, kimileri ise üstünü örten toprağın kaldırılmasını bekler. Satala Antik Kenti de, tarihin üstünü örttüğü toprağı kaldırmak için tarih ve arkeoloji tutkunlarının ziyaretini beklemektedir. Satala’yı gezerken görünen kısmını temaşa edecek, hikâyesini öğrenince buzdağının görünmeyen kısmının büyüklüğüne hayran kalacak, bir zamanlar mızraklarının uçlarını güneşle parlatan lejyon askerlerinin mezar taşları arasında adımlayacaksınız.

Antik kaynaklarda Satala hakkında geçen bahisler Roma İmparatorluk Dönemi’nden itibaren başlamaktadır. Bu aktarımların çok önemli bir bölümü ise Satala’da konuşlandırılmış Roma lejyonları, bilhassa da XV. Apollinaris Lejyonu ile ilgilidir. Suetonius’a göre (De Vita XII Caesarum Vesp., 8. 4)

Satala’ya ilk gönderilen lejyon, XVI. Flavia Firma lejyonudur. İmparator Vespasianus tarafından M.S. 70 civarında kurulan XVI. Flavia Firma Lejyonu Vespasianus tarafından Parthlara ve Kafkasya’daki düşman topluluklara engel olunması amacıyla Satala’ya gönderilmiştir. Cassius Dio (Rhomaika 68.19.2)

İmparator Traianus’un M.S. 114 yılında gerçekleştirilen Parth seferi için Satala’da bulunduğunu ve savaş hazırlıkları bizzat kendisinin yürüttüğünü belirtir. Claudius Ptolemaeus, (Geographia, 5.14.8) XVI. Flavia Firma Lejyonu’nun Samosata’ya kaydırıldığını belirtir. Satala’da XVI. Lejyon’dan boşalan karargâha XV. Apollinaris Lejyonu’nun konuşlandırıldığı görülmektedir.

Bu sit, daha aşağı Ermenistan’ın Vespasianus yönetimindeki ilhakı kadar eski bir yerleşimdir. Trajan 115’te burayı ziyaret etti ve Kafkasya ve Euxine’nin prenslerinin saygılarını kazandı. Burada Lejyon XV Apollinaris’i kuran ve 5. yüzyıla kadar kullanılacak büyük castra stativa’nın (daimi kampı) inşasını başlatan şüphesizdi oydu. Kasaba bu kampın etrafına yayılmış olmalı; Batlamyus zamanında, zaten önemliydi. 530’da Persler duvarlarının önünde yenildi. I. Justinianus orada daha güçlü tahkimatlar inşa ettirdi, fakat bunlar Satala’nın Persler tarafından 607-8’de ele geçirilmesini engellemedi.

Orta Çağ ve Osmanlı döneminde, Erzurum ile Sivas ya da Tokat arasında yer alan önemli doğu-batı yolu Satala’dan geçerdi; ancak o zamana kadar Satala önemli bir yerleşim olmaktan çıkmıştı.

Sadagh ya da Suddak isimlendirilen Satala, J. G. Taylor tarafından 1868 yılında ziyaret edilmiştir: Roma adak sunağında bulunan Domitianus’dan bahseden tahrip edilmiş Latince bir yazıtı kopyaladı; büyük bir figüratif mozaik parçası, bir şöminenin temeli olarak kullanılan “muhteşem bir örnek” buldu; köye dağılmış daha fazla ve daha büyük mozaik parçaları bulundu (hepsi köyü gören bir tepenin tepesinden kazılmıştır); ve Bizans
mezar yazıtlarının varlığını bildirmiştir. Taylor, Erzincan’daki hükümet binalarını inşa etmek için kesim taşlarının sahadan çıkarıldığını bildirir.

Sitenin ilk ayrıntılı araştırması, Trebizond’daki İngiliz vekil danışmanı Alfred Biliotti tarafından yapılmıştır. Satala Afroditi olarak bilinen parça da dahil olmak üzere, bronz heykel parçalarının bulunmasına bir cevap olarak, 1874 yılının Eylül ayında Satala’yı sitin bir tasviri ve harabelerin bir planı üretilmesi için ziyaret etti. Lightfoot, Biliotti’nin anlatımını “Satala’daki kalıntıların en doğru ve değerli açıklaması” olarak görür.

Sadagh’ın Taylor tarafından Satala’nın yeri olduğu varsayılsa da ve haritalarında Kiepert tarafından belirtildiği gibi, Satala olarak tespit edilen alan, iki İngiliz akademisyen, Vincent Yorke ve DG Hogarth, alanda Legio XV Apollinaris’in damgasını taşıyan fayansları bulduğu 1894’e kadar kesin olarak tanımlanmamıştır.

Yorke, 1894’te Satala’yı, çoğunlukla yeniden kullanılmış taş bloklardan inşa edilen yaklaşık 150 evden oluşan bir Türk köyü olarak tanımladı. Yorke, Biliotti’nin bir bazilika kilisesinin ve Taylor’un bir hamamın parçası olarak
tanımladığı 5 kemerli bir yapıyı su kemeri olarak tanımlanmıştır, 1990’lara kadar devam eden bir yanlış tanımlamadır.

Dikdörtgen lejyoner kalenin surlarının kalıntıları, çok yıkılmış olsa da, ayakta kalmıştır. Onların çizgisi, kalenin dört tarafının tamamında, 15.7 hektarlık bir alanı (çoğu lejyoner kaleden daha küçük) kapsar. Prokopius’a göre, Satala’nın tahkimatları I. Justinianus tarafından kapsamlı bir şekilde yeniden inşa edildiğinde, bu duvarlar muhtemelen MS 6. yüzyıla aittir, ancak yerlerde daha önceki duvarların temellerini yeniden
kullanılmıştır. Duvarların içinde küçük kalıntılar ve Biliotti’nin not ettiği harabe yapılar yıkıktır.

Lejyoner üssünün kuzey duvarının kuzeyinde bir sivil yerleşim yeri vardı, ancak herhangi bir önemli bina izi günümüze ulaşmamıştır. Bir dizi kemerden oluşan harap bir yapı, kalenin güneydoğusundan biraz uzaktadır. Biliotti bunu bir bazilika olarak nitelendirdi, ancak o zamandan beri, henüz tanımlanmamış bir alt şehre giden bir su kemerinin kalıntıları olarak görülüyordu. Bu teori artık eskimiş ve harabe bir bazilika kilisesi olarak yeniden onaylanmıştır. Lightfoot, Satala’nın koruyucu azizi St. Eugenius’a adanmış bir şehit kilisesi olabileceğini tahmin eder.

Antik Hellenistik bronz heykelin doğal boyutlarından daha büyük olan ünlü Satala Afroditi, 1872 yılında Sadak’ın dışında bir alanda bulundu. Şimdi British Museum’da sergilenmektedir.

Satala Antik Kenti’ne su sağlayan kalıntılar, Sadak Köyü’nün kuzeydoğusundaki alanda yer almaktadır. Yakın zamana kadar daha iyi durumda olan kalıntılardan günümüze sadece beş ayağı ile bir yarım daire kemeri ulaşabilmiştir.

Satala Antik Kenti’ndeki kazılarda 5 bin yıllık bulgulara rastlandı

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Gümüşhane Valiliği ve İl Özel İdaresi ile Kelkit Kaymakamlığı ve Kelkit Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilen kazı çalışmaları Bartın Üniversitesi Arkeoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü başkanlığında aynı üniversitenin akademisyenlerinden Doç. Dr. Şahin Yıldırım ve ekibi tarafından sürdürülüyor.

Kazı başkanı Doç.Dr. Şahin Yıldırım, bu yıl 3 ayrı açmada aynı anda çalıştıklarını ve iklim şartlarının uygun olması halinde bir ay daha çalışmayı, bu süreçte çok daha önemli verilere ulaşmayı düşündüklerini söyledi.

“Burada görmüş olduğunuz başlıklar, sütun başlıkları, sütunlar burada çok büyük ve kompleks bir yapının olduğunu bize göstermekte” Çalışan ekibin yanında yurtdışından bilimsel katkı aldıklarını ifade eden Yıldırım, “Kazı çalışmalarımız 15. Leyjon adıyla bildiğimiz Apollinaris lejyonunun üssü durumdaki Satala’daki kastrum yani ordugahta gerçekleştirilmekte” dedi.

Kazılarda tahmin etmedikleri, hiç ummadıkları şekilde kentin dip tarihine dair çok önemli verirler çıkardıklarını ifade eden Yıldırım, şunları söyledi: “Bu bölgede Neolitik Dönem henüz tespit edilmiş durumda değil ama Geç Kalkolitik Dönemden itibaren Satala ve çevresinin bir önemli yerleşim merkezi olarak bölgede varlığını gösterdiğini tespit etmiş olduk. Bu da şu ana kadarki yazılı kaynaklarda geçen şeyleri hem destekledi hem de çok yeni verilerin elde edilmesini ve bu bölgenin tarihi sürecinin değişmesine neden oldu.”

Sadak köyü sınırlarında bulunan Satala Antik Kenti’nde Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle yürütülen çalışmalar, 25 dönüm alanı kapsıyor.

Bartın Üniversitesi Arkeoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Şahin Yıldırım başkanlığında 2017’de başlayan çalışmalar, bu yıl 40 kişilik ekiple yürütülüyor.

Yıldırım, Satala’da antik dönemden daha öncesine ait yeni bulgulara ulaşıldığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Biz yine imparatorluk dönemine odaklanmıştık. Satala’nın en önemli dönemi olarak orayı değerlendiriyorduk. Çalışmalarımızı derinleştirdiğimizde Geç Tunç Çağı’na ait bulgular da ortaya çıkmaya başladı. Geç Tunç Çağı’na ait bölge için önemli bir mezar ortaya çıkardık. Bu mezarda Geç Tunç Çağı ile bağlantılı kaplar, cenin pozisyonunda gömülmüş bir birey ve onunla bağlantılı bulgular elimize geçmeye başladı. Satala’nın erken
dönemlerine dair burada yapılan yüzey araştırmaları ve yine bizim geçmiş yıllarda yapmış olduğumuz kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkan seramiklerimiz vardı. Erken Tunç Çağı’na, Geç Kalkolitik döneme tarihlendirilen bulgular mevcuttu. Bununla beraber bu yılki çalışmalarda Urartularla bağlantılı olduğunu düşündüğümüz bulgular elde ettik.”

Bölgede yoğun bir Urartu yerleşiminin olduğunu tespit ettiklerini, bu alanda tekrar kazı çalışması gerçekleştirileceğini anlatan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Roma İmparatorluk dönemindeki surlarla ilgili çok fazla bulgu yoktu. Genelde kapalıydı. Bu seneki çalışmalar sırasında surlara ait açmalar yaptık. Bu surlarla bağlantılı olarak Geç Antik Dönem olarak nitelendireceğimiz İmparator Justinianus dönemi yapılarıyla karşılaştık. Sur, Justinianus döneminde yeni baştan yapılmıştı. Bunlarla beraber Roma dönemi surlarına dair araştırmalarımız halen devam ediyor.”

Bernamegeh Türkçe

AYRICA BAKIN

ALİ RIZA AKSOY KİMDİR

Ali Rıza Aksoy, 1966 yılında Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Derviş Çimli Köyü’nde dünyaya geldi. Annesi …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!