Şeyh Abdurrahman Aktepe

ŞÊX EVDIREHMANÊ AXTEPÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ – (Şeyh Abdurrahman Aktepe)

MUQADES AGIRÎ

Şêx Evdirehmanê Axtepî (Şeyh Abdurrahman Aktepe) – 1854 / 1910

Aslen Hakkarili olan Şeyh Abdurrahman Aktepe, 1854 yılında Diyarbakır’ın Çınar ilçesinin Aktepe köyünde doğmuştur. 

Şark medrese geleneğinden gelen ve bilgisini yazıya döken az sayıda alime rastlanmaktadır. Bu sayılı alimlerden birisi de Şeyh Abdurrahman Aktepe’dir. 

Mutasavvıf, şair ve bilgin Aktepe, Nakşibendi tarikatının ünlü şeyhlerinden Şeyh Hasan-ı Nurani’nin büyük oğludur. Babası vefat etiğinde henüz on üç yaşında idi. İlk feyzini ve ilmini, daha yedi yaşındayken, babasının Aktepe’deki medresesinde almaya başlamıştı. 

Babası öldükten sonra da, Ortadoğu’nun dini merkezlerindeki medreselerde tahsiline devam etmişti. Gerek tasavvufa ve gerekse İslami ilimlere çok değer vermiştir.

Arapça lisanı hakkındaki bilgilerini Şam’da gördüğü öğrenim ile daha da arttırmıştır. Bunun yanında felsefe, mantık, astronomi ve kimya öğrenmiştir.

Tahsilini tamamladıktan sonra Aktepe köyüne dönen Şeyh Abdurrahman, buradaki medresede öğrencilere dersler vermeye başladı.

Kardeşi Şeyh Mehmet Can da, Şam’daki tahsilini tamamlayıp bu köye geri dönünce, buradaki görevi ona devredip kendini ilme vermiştir. Diyarbakır, Aktepe, Dicle, Ergani, Palu’da yaşamını sürdürdü.

Zamanının büyük kısmını babasının bıraktığı kütüphanede geçirirdi. Sürekli araştırmalar yaparak kendisini geliştirdi.

Özellikle Şafii fıkhı konusunda çok iyi bilgiye sahip olunca devrin alimleri kendisinin görüşlerini almaya başladı. Geniş ufuklu, basiret sahibi, keskin zekalı olan Şeyh Abdurrahman, tasavvuf konusunda da seçkin insanlardan biriydi.

Nereye gitse vaaz ve irşadını dinlemek için geniş bir kalabalık çevresini sarardı. Gittiği her beldede insanlar tarafından coşkuyla karşılanırdı. Halk tarafından sevilen ve sayılan biriydi.

Şeyh Abdurrahman’ın şu anda mevcut olan 13 eseri var.

Şeyh Abdurrahman hazretleri, birçok eser kaleme almış, ancak bu eserlerden birçoğu çeşitli sebeplerden ötürü kaybolmuş, günümüze ulaşamamıştır.

Onun pek çok ilim dalında eser telif ettiğini görmekteyiz. Çoğu risale tarzında olan bu eserlerden Divân-ı Ruh (İlahi aşk, ve tasavvufi meseleler) Risaletu’l-Edeb ve’l-Âdab ile Risale-i Rabıta (tasavvufi meseleler),  Ravdu’n Naîm, Kitabu’l-İbriz (Kelam), Minhâcu’l-Usûl

(Fıkıh), Kitabu’s-Sarf ve’n-Nahv (Arap gramerine) dairdir.

Ayrıca tıp alanında Risale-i Tıp, mantık ve bazı felsefi konuları içeren Risale-i Mantık ile astronomi ve yerel takvime dair risaleleri bulunur.

Kifayetu’l Ewqat astronomi üzerinedir. Ceviz ağacının kabuklarından bir dünya küresi yapmıştır. Gezegenlerin isimlerini küre üzerine yerleştirmiştir. 

Namaz saatlerini göstermek amacıyla kullanılan Takvim’i de halen ailesi muhafaza etmektedir.

O birçok şiirinde Ruhi mahlasını kullanmıştır.

Aktepe’nin eserlerinden iki tanesi Kürtçe olup Kürt edebiyatı için önemli özelliklere sahiptir. Bunlardan biri

Dîwana Rûhî (RuhîDivanı), diğeri de Ravdu’n Naîm adlı eser olup Hz. Muhammed’in miracı ve hayatı hakkındadır.

Bu eser de Kürtçe’nin edebi bir şaheseridir.

Aktepe Kürt Edebiyatının önemli klasik şairlerinden biri olan Ahmedi Hani’den oldukça etkilenmiş ve Kürtçe şiirlerinde bu etkisini gösteren ibare ve beyitler kullanmıştır.

Ji van qesdê min nîne ‘erzê huner

Welê da li dunya bimînit eser

 

Ku Turk û Ecem qet nebên carekê

“Nehin Kurdî şa‘ir di misra‘ekê“

 

Bizanin ku şa‘ir ji Kurdan hene

Ji ‘uşşaqê Turk û Ecem zêde ne

 

Binêrin li şi‘ran heçî zaniye

Çi terkîbekî serfê kurmancî ye

 

Ji kurmanciya xwe me anî nîzam

Mu‘ella û şêrîn û efseh kelam

 

Ji tenzîmê kurdî sual û cewab

Me bînane nezmê hezaran kîtab

 

Welê îktîfa kir ji nezmê hemîn

Çiku kes nehin bêje min “aferîn“

Şeyh Abdurrahman Hazretleri, büyük bir bağlılıkla Resulullah’ın sünnet-i seniyyesine bağlıydı. Duruşunda, tavırlarında, sözlerinde, fiillerinde her türlü münasebetinde sünnet-i seniyyeden hiç ayrılmazdı. Harfiyen sünnete uymaya çalışırdı. Kendisini tanıyanlar onu bu özelliğiyle bilirdi.

Şehriyarê mesnedê lewlakî şahê enbiya

Ya Resûlellah dexîl im, ya Hebîbellah dexîl 

Bê ‘emel sifr il yed û pur zenb û ‘isyanê xetîrDê çisan biçme di heşrê pêşî Mewlayê kebî

Ayrılık ve hicran üzerine de yazmıştır. Aktepenin, divanındaki gazel tarzındaki şiirlerinde ayrılık ve hicran konularına da değinmiştir.   Aktepe, çoğu şiirde başkalarının mutlu halde sevgilisine ulaştığını ancak kendisinin  sevgilisinden ayrı kaldığını söyler.

Îd e îro bê qerar im ez ji feqda dêm-durrê

Bê hebib im, bê hebîb im, bê hebîb im, bê hebîb

 

Her kesek ba yarê xwod meşiyan di sehreyan Ii rê

Pur keîb im, pur keîb im, pur keîb im, pur keîb

 

Îd e keyf û şahî ye nêv xas û ‘amê xulxul e

Yekyekan aşiq li ser sorgul mîsalê bulbul e

 

Nîn e der qelbê me bestek, çunkî mecruh û kul e

Bê tebîb îm, bê tebîb im, bê tebîb im, bê tebîb

 

Îdeyan yarê xwe girtin çûne seyra gulşenan

Muntezir ba saxir û reyhan û werd û sosinan

 

Lê tenê mame di gel eşkan di kuncê, gulxenan

Bê nesîb im, bê nesîb im, bê nesîb im, bê nesîb

Büyük şairimiz, günlerini okumak ve yazmakla geçirirdi. Onun için  kendisini geliştirmek, ve ahlak kavramları çok önemli ve hayatiydi. Cehaleti ve kendini bilmezliği ise bu dizeleriyle dile getirir.

“Bila çil sal li zîndanan bimînim,

Her roj sed mar û dûpişkan bibînim,

Li hevraza barê aşan bikşînim,

Li berwara pevzkûvîyan biçerînim,

Zivistanan li ser avan bimînim,

Ne ku carek yekî ehmeq bibînim.”

“Kırk yıl zindanlarda kalayım,

Hergün yüzlerce yılan ve akrep göreyim,

Yokuşlarda değirmen yükü taşıyayım,

Dağ keçilerini otlatayım,

Zemheri kışta suların başında kalayım,

Ama tek bir ahmakla karşılaşmayayım.”

Yoksullara ve hastalara sahip çıkardı. Şeyh Abdurrahman Hazretleri, yoksullara her konuda yardım eder, hastaların ev işlerinde yardımcı olur, onların bakımını üstlenirdi.

Halk tarafından Hızır diye bilinir ve sevilirdi. Onun mütevazi kişiliği ve yardımseverliği birçok insanın islam dinine yönelmesine neden oldu.

Onun evi misafirlerle dolup taşardı. Onu ziyaret edenleri uzun süre ağırlardı.

Vefatı ve kabri

Yaşadığı dönemde büyük saygınlık kazanan  Şeyh Abdurrahman Hazretleri, 1910 yılında kalp krizi sonucu hakkın rahmetine kavuştu. Babası Şeyh Hasan-ı Nurani’nin yanına defnedildi.

Aktepe Köyü’nde Şeyh Abdurrahman Aktepe’nin türbesi her yılın 20 Mayıs günü binlerce kişinin akınına uğruyor.

Eserleri:

-Dîwana Ruhî

-Ravdu’n Naîm

-Kitabü’l Mantık

-Kitabü’s Sarf wen-Nahv

-Kitab’ül İbriz

-Keşfu’z Zulam fî Akaidi Farki’l İslam

-Astronomi ile ilgili yazılmış eser

-Kitabü’t Tıb

-Risale

-Minhac-ül Usûl

Kaynak: 

-https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Abdurrahman_Aktepe.

-Pertev Işık / “Aktepeli Şeyh Abdurrahman (Şeyh Abdurrahman Aktepî)” 

-Ramazan Pertev / “Aktepe Medresesi” (İhsan Işık, Diyarbakır Ansiklopedisi, 2013), İhsan Işık / Geçmişten Günümüze Diyarbakırlı İlim Adamları Yazarlar ve Sanatçılar (2014) 

Bernamegeh Türkçe

UYARI: Yazıların izinsiz kopyalanması ve Web Sitelerinde yayınlanması kesinlikle yasaktır. Hakkınızda yasal işlemlerin başlatılabileceğini lütfen unutmayın!

AYRICA BAKIN

Florence Pugh Kimdir Hayatı

Florence Pugh, 3 Ocak 1996 tarihinde Oxford, İngiltere’de dünyaya geldi. Tam ismi Florence Rose C.M. …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!