TUHFETÜ’L-AHBÂB

ŞEYH UBEYDULLAH NEHRİ’NİN MESNEVİSİ: TUHFETÜ’L-AHBÂB

Mehmet Saki ÇAKIR*

Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde bulunan Nehrî Tekkesi, bölgenin dini ve siyasi
tarihinde önemli bir yer edinmiştir. Tekkenin kurumsallaşmasını sağlayan Seyyid Taha
Nehrî (v. 1853) Kürt coğrafyasına gönderdiği halifeler ile bölgede Nakşbendî-Halidîliği
yaymada öncülük etmiştir. Ondan sonra yerine geçen kardeşi Seyyid Salih (v. 1863-64) ise
ağabeyinin çizgisinde irşad faaliyetlerini yürütmüştür. Ancak Seyyid Salih’ten sonra
tekkeye postnîşîn olan Seyyid Taha’nın oğlu Şeyh Ubeydullah Nehrî (v. 1883) döneminde,
tekke siyasi bir hüviyet kazanmıştır. Dolayısıyla Şeyh Ubeydullah Nehrî, seleflerinden
farklı olarak tasavvufi yönünden çok siyasi düşünceleri ve kıyamlarıyla anılmaktadır.

Nitekim yerli ve yabancı araştırmacıların büyük çoğunluğu çalışmalarında onu bölgedeki
birtakım savaş ve isyanlarda rol alan siyasi bir lider olarak lanse etmektedir. Böylece Şeyh
Ubeydullah sadece irşad faaliyetleriyle anılan klasik bir Nakşbendî-Halidî şeyhinden uzak
bir figür olarak zihinlerde yer almıştır. Ne var ki Ubeydullah Nehrî’yi Tuhfetü’l-ahbâb adlı
eserinden tanımaya çalıştığımızda, onun da diğer Nakşbendî-Halidîler gibi fıkıh kurallarına
bağlı bir tasavvuf anlayışını benimsediğini ve hayatına bu şekilde yön verdiğini
görmekteyiz. Onu konu edinen çalışmalar, şeyhin bizzat yazmış olduğu bu eseri kaynak
olarak kullanmadığından bu tarafını eksik yansıtmışlardır. Bunun yanı sıra Şeyh
Ubeydullah’ın 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndaki (93 Harbi) komutanlığına dair
hatıralarını birinci kaynaktan öğrenmemizi sağlayan eser, şeyhin savaştaki pozisyonunu
doğru anlamak açısından da önem arz etmektedir. Zira Ubeydullah Nehrî’nin eserinde
verdiği malumatların yanı sıra fikirleri ve hatıraları dikkate alınmadan onun hakkında
yapılan çalışmalar sağlıklı sonuçlar vermeyebilir. Hülasa, Ubeydullah Nehrî’nin
Tuhfetü’l-ahbâb adlı eseri her şeyden önce onu, birçok tarih kitaplarında anlatıldığı gibi
savaşlar ve isyanlara katılan bir aşiret reisi profilinden farklı olarak bir sûfî olarak
göstermektedir. Dolayısıyla eser, şeyhin sûfî kimliğini ön plana çıkarıp tasavvufi
yaşantısına ışık tutmaktadır. Siyasi kararlar alırken dahi bu kimliğiyle tutarlı bir biçimde
hareket eden şeyh, örneğin 93 Harbi’ne katılma gerekçesini “halifeye itaat etme” olarak
ileri sürer.1

Tuhfetü’l-ahbâb, mesnevi tarzında yazılmış bir divan özelliğini taşımaktadır.
Bundan dolayı Mesnevî-i Şeyh Ubeydullah-ı Nehrî diye de adlandırılmaktadır. Farsça olan
eser Mevlânâ’nın Mesnevî’sine nazire olarak yazılmıştır. Bu manada Şeyh Ubeydullah,
Mesnevî’nin telifinde Mevlânâ’nın Hüsameddin Çelebî’sine mukabil olarak Ahmed diye
birinden bahseder.2 Muhtemelen bu şahıs Nehrî Medresesi müderrislerinden Molla Ahmed
b. Molla Nasır Herkî Katuna’dır (v. 1330/1911-12).3
Ubeydullah Nehrî, eseri müridlerine ithaf ettiğinden Tuhfetü’l-ahbâb (dostlara
hediye) diye isimlendirmiştir. Eser ile birçok futûhâtın gerçekleşeceğinden söz ederken hal
ve makamların da keşfedilmesine vesile olacağını belirtir. Daha sonra eserin telif edilme
sebebini, Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde anlatılan hakikatlerin bir nevi izah edilmesi olarak
açıklar.4

5997 beyitten ibaret olan eserin yazılış tarihi “ 5”عاشق روی خدا (Hak cemaline âşık)
cümlesiyle düşürülmüştür.6 Bu tarih, hicri 1292 (1875-76) yılına denk gelmektedir. Eser üç
yazma nüshanın karşılaştırılmasıyla Seyyid İslam Duagû tarafından hazırlanmış ve 1999
yılında Urumiye’de İntişârât-ı Hüseynî’den yayınlanmıştır. Araştırmalarımız neticesinde,
Duagû’nun kullandığı üç yazma nüshanın dışında iki nüshayla birlikte eserin beş yazma
nüshasının kopyası Mahabad’da Muhammed Abdalî’nin şahsi kütüphanesinde yer aldığı
tespit edilmiştir.
Ubeydullah Nehrî, eserine bir münâcâtla başlar ve eserin muhtelif yerlerinde
münâcâtlarda bulunur. Eserin konularına baktığımızda Nakşbendî tarikatındaki önemli
şahısların hayatları dikkat çeker. Bunlar arasında en çok Muhammed Bahâeddin Şâh-ı
Nakşbend’den (v. 1389) bahseder. Nitekim eserin büyük bölümünde onu methederek
hayatını işler. Nehrî, bu bilgileri muhtemelen bölgedeki Nakşbendî sûfîlerce önemsenen
Abdurrahman Câmî’nin Nefehât ve Ali b. Hüseyin’in Reşahât adlı eserlerinden almıştır.
Yine beyitlerinde zaman zaman Mevlânâ, Hâfız Şîrâzî ve Sadi Şîrâzî’den yaptığı
alıntılardan onun hâfızşinâs, mevlânâşinâs ve sadişinâs bir şair olduğu anlaşılmaktadır.
Eserdeki konular belli bir sistematiğe göre ele alınmamıştır. Elimizdeki mevcut baskıdaki
başlık sıralamasına göre konular tasnif edildiğinde genel olarak;
1. Şâh-ı Nakşbend hakkında birçok başlık dikkat çekmektedir. Şâh-ı
Nakşbend’in vilâdeti ve Hâce Muhammed Baba Semâsî’ye mürid olması, seyr u sülûkte
aştığı mertebeler ve müridlik döneminde karşılaştığı olaylar ile kerametler ayrı ayrı
başlıklar halinde ele alınmıştır. Bunlar içerisinde Hâce Abdülhâlık Gucdevânî’nin üveysî
tarikle ona olan telkinleri ve Şâh-ı Nakşbend’in “üveysî” diye anılması, Şâh-ı Nakşbend’in
mahv ve fena mertebelerinde müşahede ettiği haller, ulaştığı velayet mertebeleri ve onun
hayatında zikredilen birçok menkıbeler yer almaktadır. Yine Muhammed Bahâeddin’e
“şah” unvanının verilme nedeni de eserde konu edinen bir diğer önemli husustur. Bu
şekilde eserin nerdeyse üçte biri Şâh-ı Nakşbend’e ayrılmıştır. Buna göre Şâh-ı
Nakşbend’in hayatını nazmen işleyen bir eser olma özelliğini de taşımaktadır.7
2. Ubeydullah Nehrî, 93 Harbi’nde müridlerine komutanlık yaparak Osmanlı
tarafında Rusya’ya karşı savaşmış ve önemli sonuçlar elde etmiştir. Özelde şeyh
Ubeydullah’ın, genelde de Kürtlerin bu savaştaki pozisyonları ve etkileri tarihçiler arasında
tartışma konusu olmuştur. Şeyh Ubeydullah, en başından sonuna kadar savaşta
yaşadıklarını anlatarak bu konuda önemli bilgiler aktarmıştır. Dolayısıyla şeyhin savaştaki
hatıraları bu noktadaki tartışmalara yön vermek adına birincil kaynak niteliğindedir.8

3. Eserde ele alınan bir diğer husus hakkında çok az birincil kaynak olan Nehrî
şeyhleridir (Sâdât-ı Nehrî). Bu yönüyle eser özgün bilgiler içermektedir. Bu bilgiler ile
Nehrî şeyhleri hakkında yeni araştırma imkânı sunmaktadır. Ubeydullah Nehrî, bu
şeyhlerin hayatını önce kendinden başlayarak nazmen işlemiştir. Bu kapsamda kendi şeyhi
ve amcası Seyyid Salih Nehrî (v. 1863-64), babası Seyyid Taha Nehrî (v. 1853), babasının
amcası Seyyid Abdullah Şemdînî (v. 1819-20) hakkında önemli bilgiler vermektedir.
Burada onların hayatını aktarırken vefat tarihlerini ebced hesabına göre tarih düşmüştür.9
4. Kendi ailesinden olan şeyhleri (Sâdât-ı Nehrî) anlattıktan sonra Mevlânâ
Hâlid, Abdullah Dehlevi ve İmâm Rabbânî, Abdülhalık Gücdevânî gibi Nakşbendi
tarikatını temsil eden önemli şahıslardan da bahseden Nehrî, bunların vefat tarihlerini de
ebced tarihine göre düşürmüştür.10
5. Nakşbendî tarikatının Hz. Ebubekir ve Hz. Ali’ye ulaşan iki ayrı silsilesini
ele alırken bazı şeyhlerin hayatlarını anlatmış ve özelliklerine temas etmiştir.11
6. Eserde Hz. Peygamber’in, şemâil, savaş ve mucizelerini konu edinen bir
bölüm yer almaktadır. Bu kısımda Ubeydullah Nehrî, Veda Haccı’ndan da bahsetmiştir.12
7. Ubeydullah Nehrî, Cibrîl Hadisi’ni şerh etme mahiyetinde inanç esaslarını
zikretmiştir. Bu bölüme “Erkân-ı imân u İslâm” ismini vermiştir.13
8. Sonraki bölümlerde dört büyük halifeden (raşid halifeler) bahsetmiştir.
Burada sahabenin sohbet yoluyla yetişmesi ve eğitilmesi üzerinde durmuştur.14
9. Kitabın son bölümlerinde Nehrî, Nakşbendî tarikatının tasavvufi
özelliklerini ve tarikat esaslarını ele almıştır. Bu kapsamda tarikatta benimsenen cezbe
yolu ile sohbet yolunu uzun uzun izah etmiştir. Cezbe ve seyr u sülûkun keyfiyeti ile zikrin
âdâb ve mukaddimâtı hakkında malumatlar vermiştir.15
10. Ubeydullah Nehrî, Nakşbendî-Halidî ekolunun Seyyid Taha Nehrî koluna
mensup bir şeyh olarak; intisâb, nefy u isbât zikri, letâif, hatm-i hâcegân murâkabe, fenâbekâ
mertebeleri ve on bir temel esas (Kelimât-ı Kudsiyye) gibi tarikatın özelliklerini
beyan etmiştir. Nehrî kolunda bu gibi tarikat özelliklerinden bahseden eser pek
bulunmadığından eser bu yönüyle de özgün bilgiler içermektedir.16
16 Bkz. Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 306-342.

* Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, m.saki@hotmail.com

NOTLAR:

1 Ubeydullah Nehrî, Tuhfetu’l-ahbâb, (Yayına Haz. Seyyid İslam Duagû), İntişârât-ı Hüseynî, Urumiye, 1386
hş., s. 107-108.
2 Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 132. Şeyh Ubeydullah’ın buna dair beyti şöyledir:
أحمد بردار شمشیر از نیام فتح كن این داستان و این كلام
تیغ بردار وبكن فتح سخن كز فتوحات گشت روشن انجمن
Ahmed! Çıkar kılıcı kınından başlat bu hikâyeyi ve sözü!
Vur kılıcı ve sözleri fethet! Ki futûhattan halk aydınlansın!
Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde geçen beyit ise şöyledir:
ای ضیاء الحق حسام الدین بیار این سوم دفتر کھ سنت شد سھ بار
Ey Hakkın zıyâsı Hüsameddin getir! Bu üçüncü defterdir ki sünnet olan üç defadır. (Mesnevî, III. Defter, 1.
Beyit)
3 Sâdât-ı Nehrî’nin (Nehrî şeyhleri) çokça itimad ettiği âlimlerden Molla Ahmed’i Şeyh Ubeydullah önemli
yerlere elçi olarak da göndermiştir. Mirza Abdurrahim Vefâî Savicbulağî, Tuhfetü’l-mürîdîn, Hacı Şefi’
Hızırî Özel Aile Arşivi, Uşneviyye, vr. 45; Kadı Muhammed Hızırî, Târîh-i Meşâhîr-i Cihân-i İslâm, C. I,
İntişârât-ı Hüseynî, Urumiye, 1387 hş., s. 861-62.
4 Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 133. Buna dair beyit şöyledir:
علت غائ ز تالیف این کتاب مثنوی مولوی مستطاب
نزد مولانا جلال الدین ھمین کھ نشان بدھد ز شور عاشقین
Bu kitabı yazmanın nedeni, pâk olan Mesnevî-i Mevlevî’dir.
Mevlânâ’nın da işaret ettiği gibi âşıkların coşkusundan bahsetmektedir.
5 Ebced hesabına göre şöyledir: ayn (70) + elif (1) + şın (300) + kaf (100) + ra (200) + vav (6) + ya (10) +
hı (600) dal (4) + elif (1) =1292.
6 Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 133.

7 Bkz. Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 9-104.
8 Bkz. Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 106-132.

9 Bkz. Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 141-147.
10 Bkz. Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 147-189.
11 Bkz. Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 189-240
12 Bkz. Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 241-269.
13 Bkz. Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 269-276.
14 Bkz. Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 288-289.
15 Bkz. Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 289-306.

16 Bkz. Ubeydullah Nehrî, a.g.e., s. 306-342.

BERNAMEGEH

UYARI: Yazıların izinsiz kopyalanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Hakkınızda yasal işlemlerin başlatılabileceğini lütfen unutmayın!

AYRICA BAKIN

Sonequa Martin-Green Kimdir, Hayatı

Amerikalı kadın oyuncu ve yapımcı Sonequa Martin-Green, 21 Mart 1985 tarihinde Russellville’de dünyaya geldi. Daha …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!