Yeni Raporlar Işığında Dersim’in Yiğit Kahramanı Saan Bey

‘1933 yılı ortaları Çatışmaların yoğunlaştığı raporlarda görülüyor. Qoçanların Amutka karakolu baskını bu dönemde gerçekleşiyor. Bu baskında 9 asker esir alınıyor ve silahlarına el konuluyor. Yine aynı yılın Eylül ayına ait bir başka raporda Rayberi Seydaxa’ya ait Mezra ve Köylerin uçaklarla bombalandığı  aktarılıyor. Raporda bu olayla ilgili bilgi şöyle aktarılmakta; ”Bu sabah Raybere ait Hacılı (Xaçeli olmalı) Bali Mezrası köyleri Tayyarelerimiz tarafından bombalanmış. Bahtiyarlı Yusufun Beşpınardaki evi (konağı) yıkılmıştır….”

 

Düzgün Veroz

Dersim’de halk ona Saan Axa diye hitap eder, Türkler ise Şahin diyordu, Şahan Ağa olarakta bilinir. Ben yazımda Dersim halkının kullandığı Saan isimiyle hitap edecem. Dersim’in en genç, yiğit ve korkusuz kahramanı. Saan bey denince hemen gözümüzün  önüne bir sandalye’de oturmuş, sol ayağı  sağ dizinin üstündeyken verdiği asi pozu belirir. Tabi birde amcası Alişan beyle birlikte Hozat ortasında boylu boyunca uzanmış halde çekilmiş fotografı. Dersim soykırımı ile ilgili günümüze kadar ulaşan ne kadar resim ve fotoğraf varsa tümünün bir dili ve o dilde yüklü bir anlam vardır. Yok olmamış fotoğraflar ulaştığı zamana birşeyler anlatır. Bütün fotoğraflar ve özelikle katliam ve soykırım fotoğrafları böyledir.

Bunların Büyük anlamlar yüklü olduğunu düşünürüm. Acıların yaşandığı o anı, zamanı dondurur. insan bütün bu olaylardan kalma fotoğraflara bakarken Keşke Fotoğrafın çekildiği o anın bir saniye öncesi veya sonrası zaman gerçekten donsaydı da, sonrası yaşanmamış olsaydı. İşte zamanın hiç donmadığı yerlerden biride Dersim 1937 ve 1938’dir. O zamandan geriye kalan acı dolu anlar , Türk askeri ve istihbarat görevlileri tarafından çekilmiş fotoğraflardır. İşte bu fotoğraflardan biride yukarda sözünü ettiğim Dersim’in yiğit Kahramanı Saan bey ve Amcası Alişan beyin öldürüldükten sonra Hozat’ta çekilmiş fotoğrafıdır. (Dönemin yetkilileri tarafından fotoğrafın üstüne ”amcası Zeynel, Şahin” diye not düşülmüş.)

Saan beyle ile ilgili bütün anlatımlar, Dersim’in katili Abdullah Alpdoğan tarafından örgütlenip satın alınan üvey kardeşi Xidê Pirço (Pırço oğlu Hıdır) tarafından uykudayken öldürüldüğü ve başını  keserek, götürüp Hozat’taki Türk Devlet güçlerine teslim ettiği dile getirilir. Sonra yaptığı ihanetin ödülünü alıp Hozat’tan dönerken Saan beyin amcası Hasan Ağa tarafından öldürüldüğü ve aldığı paraların da ağzına konulduğu yönündedir.  Saan beyle ile ilgili Dersim tanıklarının bir çoğunun aktarımlarıda bu yöndedir.

 -Usiv (Yusuf) Bey ve 1933 Yılında 17’ci Fırkanın öncülüğünde Operasyon Hazırlığı

Kalleşçe katledilen ve Türkler tarafından başı kesilen Saan beyi anlatmadan önce Babası Usiv (Yusuf) beyden biraz söz etmek gerekiyor. 1930 Pülümür harekatı ve katliamından sonrada Türklerin operasyon ve saldırıları  sürekli devam etmiştir. 1932 ve 1933 yıllarına ait raporlarında çatışmaların merkezinde Laçinan aşireti, Baxtîyar aşireti ve  lideri Usiv (Yusuf) bey, Seyit Rıza ve yeğeni Rayberi Seydaxa’yı görüyoruz. Özelikle Laçinanlılar ve Baxdiyar aşiret lideri Usiv bey ve Rayberî Seydaxa (Rayberî Gop) Sürekli Türk Devletinin operasyonlarına karşı direniş ve çatışma halindedirler.

Türklerin, Dersim’de Kürtlere karşı ilk kez uçak kullanması 7 Ekim 1926 tarihinde Qoçan direneşinde gerçekleşmiştir. Sonra 1930 Pülümür’de yapılan askeri operasyonda da kullanılmıştır.  Hemen akabinde 1932 Dersimlilere gözdağı vermek için uçaklarla tatbikatlar yapıldığını raporlardan öğreniyoruz. Müşür Fevzi imzalı  6/4/1932 yılına ait raporda bu durum şöyle aktarılır; Diyarbekirdeki  Hava kuvvetleri tatbikat uçuşlarını Dersim mıntakası üzerinde yaparak mıntaka hakkındaki malûmatlarını ve aynı zamanda Dersimliler üzerindeki manevi tesirlerini tezyide çalışacak, icabında büyük mikyasta şakavet ve tecavüzlerin mütecasirlerinin derhal hava kuvvetlerile tedibi nazarı itibara alınacaktır” denilerek uçakların uçuşlar yapması isteniyor. 1932 yılına ait başka bir raporda ise “Van alayının Dersim mıntakasına gelmesi mühim tesir yapmıştır” deniyor. Yani Türklerin 1933 yılı için bir operasyon hazırlığı yapmış olduklarını raporlardan öğreniyoruz. Dersim aşiretleri ise yapılacak operasyon hazırlığına karşı birlikte hareket etmek için aralarında ki sorunları bir kenara bırakarak toplantılar yaptıkları raporlara yansıyor.

Bu görüşme ve toplantıların bilgisini alan Devlet, Aşiretlerin birlikte bir güç oluşturmaması için çeşitli önlemler devreye koyuyor. Seyit Rıza’nın oğlu Bava İbrahim’in öldürülmesi bunlardan biridir.  1932 yılı kışında Bava İbrahim’le Dersim Kürtlerinin bazı talepleri için görüşen Devlet, bir taraftanda 17’ci Fırkanın öncülüğünde oprasyon hazırlığı yapıyor. 1932 yılında tatbikat amaçlı uçurulan uçaklar 1933 yılında 17’ci Fırkanın öncülüğünde yapılan askeri operasyonlarda saldırılarda kullanılıyor. Özelikle saldırıların hedefinde Seyit Rıza, Baxtiyar aşiret lideri Usiv bey, Rayberi Seydaxa ve Laçinan aşireti vardır.

Baxtiyar aşiret lideri Usiv bey raporlara “Jandarma katili” diye not düşülmüş. 1933 yılına ait raporlarda özelikle çatışmaların Pilavtepe, Başpınar, Saribaba ve Kırmızı Mezra bölgelerinde yoğunlaştığı raporlardan anlıyoruz.  8 Eylul 1933 tarihli raporda Usiv beyle ilgili “Başpınar mihartepesinde yaşanan çatışmada öldürüldüğü haber alındığı Tevsikine çalışıyoruz” diye not ediliyor. Ayrıca aynı raporda Seyit Rıza’nın Usiv beye yardım gönderdiği şöyle not ediliyor; ”Seyit Rızanın yeğenlerinden Ali Şir oğlu Zeynel  kumandasında 80 kişi takviye için gönderildiği haber alınmıştır

1933 yılı ortaları Çatışmaların yoğunlaştığı raporlarda görülüyor. Qoçanların Amutka karakolu baskını bu dönemde gerçekleşiyor. Bu baskında 9 asker esir alınıyor ve silahlarına el konuluyor. Yine aynı yılın Eylül ayına ait bir başka raporda Rayberi Seydaxa’ya ait Mezra ve Köylerin uçaklarla bombalandığı  aktarılıyor. Raporda bu olayla ilgili bilgi şöyle aktarılmakta; ”Bu sabah Raybere ait Hacılı (Xaçeli olmalı) Bali Mezrası köyleri Tayyarelerimiz tarafından bombalanmış. Bahtiyarlı Yusufun Beşpınardaki evi (konağı) yıkılmıştır….” Direniş karşısında zorlanan Türk ordusu bir kaç tabur daha asker istediği raporlarda görülüyor. Bu aşiretlerin direnişi doğu Dersimdeki aşiretleride etkiliyor Mazgirt ve Nazmiye aşiretlerinin ”Zibel tepesinde toplanıp Kurban kesip silahlarının vermemek için ihittifak etmişler ve bu maksatla garbi Dersimlilerde yardım kararı vermişlerdi.” diye Mazgirt ve Nazmiye Kaymakamları tarafından rapor olarak bildiriliyor.

8/9/1933 yılına ait rapor madeler halinde hazırlanmış. Dördüncü maddesin de Baxdiyar aşiret lideri Usiv beyin en iyi üç adamının yaralandığı not edilmiş. Ayrıca raporun altıncı maddesin de ise Kırxan aşireti ve Pakirelilerin 60 kadar adamla Usiv bey ve adamlarını arkadan vurmak için teklifte bulundukları notu düşülmüş.

1933 tarihli raporun tamamı

Kolorduğun 9/9/933 raporu

1 – 8/9/933 harekatini yapan kıt’alar Sarısaltın civarında topanmışlar ve 4 kilometre şimalinde kuvvetli ileri karakol tertibatı almıştır.

2 – Henüz müsademe tahsilatı hakkında ileri kıt’alardan rapor alınmamıştır.

3 – Kıtâlarda sureti umumiyede zikre yoktur.

4 –  Eşkiyadan Bahtiyarlı Yusufun adamlarından ve en meşhur azılılardan Kamo oğlu Ahmet ve Serso Gülo ve Alibaba oğlu Ali Rizanın ağır surette yaradıkları mevsukan  haber alınmıştır. Daha başka yaralılarda mevcut olup mühimce miktarda yaralını  Hacilli köyünün 6 kilometre garbinede çökerek köyüne getirildiği  ve eşkiya đöküntülerinin oralara geldikleri Pakireli Süleyman ağa tarafandan haber verilmiştir.

5 – Kırmızı mezranın şarkı sırtlarında bulunan Artcı kıtalarımızdan keşif maksadile sokulan bir eşkiya gurubu üzerine artcılarımızın açtığı ateşle 3 çü öldürülmüştür.

6 – Kırganlı ve Pakireliler 60 kadar müsellâh adamla  eşkıyanın arkadan vurmak suretile arzı  hizmet etmek istemişlerse de kendilerine teşekkür edilmiş ve lüzum nasıl -olursa celp edilecekleri cevabı verilmiştir.

7 – Muti ve namuskar vatandaşların daima hürmet ve devietten teshilât görecekleri, hükûmet ve askerden korkmağa mahal olmayıp köylerinde işlerile meşgul olmaları vesayasını ihtiva  eden beyannameler, tayyareler ve diğer vasıtalarla atılmış Şarki Dersime de gönderilmiş ve her tarafrta hüsnü tesiri görülmüştür.

-Türklerin Artan Baskısı ve Saan Beyin Öne Çıkması

1933 yılı ve sonrasında  devlet çok yoğun bir biçimde baskı ve saldırılar düzenliyor. Bu baskı ve saldırılar sırasında Türk devletinin askeri güçleri Dersim’de halka karşı her türlü insanlık dışı yöntemi  kullanıyor. Köy yakmalar, baskı, işkence, kadın ve kızlara taciz, tecavüz olaylarının arttığı yıllar oluyor.  İşte Saan bey Türklerin yaptığı bu baskılar karşısında direniş kararı alarak öne çıkıyor. Baxtiyar aşiret lideri Usiv bey ve Gülizar hanımın oğlu olan Saan bey Harput’ta (Elazığ) orta derece okulunu okuyup köyüne geldiğinde Türklerin yaptıkları karşısında sessiz kalmayarak ve direnişe geçerek, küçük ama çok etkili  bir direniş grubu kuruyor.

Özeliklede Türk askerlerinin Dersim’de kadın ve kızlara yapmış olduğu taciz ve tecavüz girişimlerine karşı hesap sorarak mücadeleye başlar. Gencecik bir yaşta olan Saan bey ve Amcası artık halk arasında onur ve namusu temsil eden bir kahramandır. Alişan bey yeğeni Saan bey gibi yiğit bir insandır. Bütün sözlü anlatımlarda ”Saan bey ve amcası bir yerde mevzi almışlarsa Türk askeri gücünün başarı şansı yoktur.” derler Öylede olmuştur. Askeri alayları dize getiren Amca ve yeğeninin direnişi karşısında Türk askerleri çaresiz kalır.

Bu direniş karşısında başarısız olan Türkler daha büyük askeri birlikler kullanmaya başlar. Askeri Alaylar bile görevlendirilir. İşte askeri Alayın kullanıldığı çatışmalardan biride Sıncık Dağı (Koe Sincike) çatışmasıdır. Sözlü anlatımlarda üç gün üç gece sürdüğü aktarılır. Saan beyin Sincik dağında olduğu bilgisini ajanlardan öğrenen Türkler buraya bir Alay askerle oprasyon düzenler. Üç gün üç gece sonrası kayıp verip, dağılmış bir halde geri çekilmek zorunda kalırlar. İşte bu olay sonrası Dersim’de şu söz kullanılır. Saan  elayî ye devlete Tirk axme kerdî (Şahin Türk devletinin alayını dağıttı). Sincik direnişi sonrası bu söz, bir deyim gibi halkın dilinde Saan beyle birlikte kullanılır.

Yiğitliği ve kahrmanlığı yanında, Onurun sembolü olan Saan beyi, dönemin Türk basını olumsuz dil kullanarak karlamaya çalışır. Türk askerlerinin yaptıkları ahlaksızlığı Saan Beye malederek haber konusu yaparlar. Örneğin 29 Ağustos 1937 tarihli Kurun gazetesi Saan beyin öldürülme haberini verdiği yazının bir bölümünde “Şahin Elazığ orta mektebini okuduktan sonra Dersime gitmiş bir müddet babasının yanında yaşadıktan sonra etrafına topladığı birkaç serseri ile köyleri basmağa başladığı..”  gibi iddialarda bulunmuştur. Gazete aynı haberin bir başka yerinde ise; “Bugün imha edildiğini haber verdiğimiz Seyit Rızanın oğlu Şahin, Dersimin en azılı bir haydudu olduğu…” gibi ifadeler kullanmıştır. Gazete kötülemek amaçlı “Dersimin en azılı haydudu” ifadesini kullansa da siz onu en yiğit, korkusuz kahraman olarak okuyabilirsiniz.

-Saan Beye Karşı Saldırılar ve Pakireli Süleyman

Türk basını bu olumsuz dili kullanılırken devlet raporlarında ise Saan bey “Asi, karakol basan, Jandarma katili”  olarak kayıt altına alınmıştır. Saan beyin direnişi karşısında çaresiz kalan Devlet, dönem dönem kendisine bağlı oluşturduğu işbirlikçi kişi ve aşiretleride kullanmıştır. Bazende aşiretler arasındaki çelişkileri kullanarak sonuç almaya çalışmıştır. 27 Temmuz 1935 yılı tarihli bir raporunda şu bilgiler not edilmiştir; “Ovacık kazasına bağlı Maksut uşağından Aydının kumandasıda Şahin üzerine giden 150 kişilik kol ile Maksut uşağına yardıma giden aslen ve beyit uşağı ile Bahtiyar’lı  Süleyman’nin mürekkep kuvvetler bahtiyarli Şahinin köyünü muhasara ederek 48 saat müsademe yaptıkları ve bu müsademe sonunda  karaoğlan köyünde bir kadının yaralandığı ve 45 hayvanın telef edildiği.” Raporunun devamında, Saan beyin Karaoğlan köyüne saldırı için giden bu kuvvetlerin ” Şahine bir şey yapmağa muvaffak olamadıklarından geri dönerek köylerine dağıldıları” diye not edilmiştir.

Aynı tarihli bir başka raporda ise Pakireli Süleyman, bu saldırı gücünün içine Laçinanli Topal Yusufu’da dahil ettiği notunu görüyoruz. Pakireli Süleyman, Laçinanli Topal Yusuf’u ikna etmek için onunla “Kızılkilise civarında cemaat yaptıkları ve Topal Yusufa iki katır ile bir yük tuz veremek suretiyle” Saan beye karşı çatışmaya dahil ettiği rapor ediliyor. Yine 26 Temmuz 1935 tarihli bir başka raporda ise “Şahine yardım için Seyit Rıza tarafından Küllo oğlu Mirço kumandasında 15 kişilik bir kuvvet gönderildiği” ve raporda Demananlı “Hasan idaresinden 4 kişi” ve Nazmiyeden Zeynel Çavuşun Saan  beye yardıma geldikleri fakat bunların müsademe (Çatışma) bölgesine geçmedikleri not edilmiştir.

   Burada dikkat çekici nokta 1930 ve sonraki yıllarda ki bütün raporlarda Türk Devlet ajanı olarak çalıştığı rapor edilen Pakire’li Süleyman (bazı rapolarda Bexdiyarli Süleyman olarak not edilimiş) adlı kişinin durumudur. Neredeyse hiçbir sözlü anlatımda adı geçmiyor, Her çatışmada Türklerin yanında halka karşı saldırılarda yer alıyor. Türklerin Dersim’de güvendiği kişilerden biri. 20/ 05/ 1934 Yılında Şükrü Kaya tarafından Dersim Aşiretlerinin ve Seyit Rıza’nın durumana ilişkin ”Başvekâlet Yüksek Makamına” başlığıyla yazdığı raporda Pakireli Süleyman hakkında şu notu düşüyor. ” Bu Sene ise Kırganlılarla pakireli Süleymandan başka hükumet nufusunu tanıyan yoktur.” Dersim’de herşeyi gün gün, an an rapor ediyor. Silahlı grubuyla insanların önünü kesip onları öldürmesi yanında, Türklerin görevli memuru gibi insanları direnişten koparmak için görüşmeler yaparak rüşvet teklif ediyor. Raporlarda görüldüğü gibi Saan beye karşıda Türklerin yanında yer alıyor.

Saan bey 1937 yılında Türk devlet tarafından başlatılan soykırım oprasyonuna karşı hiç tereddüt etmeden Amcası Alişan beyle birlikte yerini alır. Bokır dağı ( Koe Bakir), karaoğlan ve Sıncık dağı (Koe Sincike) Saan bey ve grubunun direniş hattıdır. M. Kalman ”Belge ve Tanıklarıyla DERSİM DİRENİŞLERİ” kitabının 249’cu sayfasında direnişle ilgili şu bilgiyi veriri; ”Şahin bey Beş adamıyla birilikte Bogır dağı – Sosın Yaylası geçidini tutup aman vermedi”

Direnişcilerle ihanetcilerin netleştiği bir dönemdir, bu durumu raporlarda da çok somut bir biçimde karşımıza çıkıyor. Türkler 1937 yılına kadar kimi zaman askeri kimi zamanda işbirlikcileri devreye koyarak Saan beye karşı başarı elde etmeye çalıştığını görüyoruz, 1937 yılda yapılan soykırım operasyonuna karşı direnişte en çok korkulan savaşcıdır. Saan bey küçük grubuyla Türklere karşı gerilla savaş taktikleri uygular. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanı İsmail Hakkı Tekçe’nin Saan beyle ilgili üstlerine ilettiği raporunu Sayın M. Kalman aynı kitabın 304’cü sayfasında söyle aktarmış; ”Bölgemizde Şahin çetesinin imhasıda birinci derecede önemlidir. Bu hainin imhası için alınmış bazı tedbirlerimizde vardır…..’‘ Türklerin Saan bey ne kadar önme verdiğini kendi ifadelerinden öğreniyoruz. İsmail Hakkı Tekçe’nin, ”alınmış bazı tedbirlerimizde vardır” dan kastediği üvey kardeşi üzerinde devreye koydukları korkaklık ve ihanet tedbiridir.

-Xide Pirço’nun Görevlendirilmesi

Özelikle bu ihanet tedbirlerinin baş uygulayıcısı Abdullah Alpdoğan’dır. Devlet tarafından Dersim’de görevlendirildikten sonra nerdeyse bütün Aşiret liderleriyle görüşmüştür. Özelikle kendileri için tehlikeli gördüğü kişileri yetki, rüşvet ve çeşitli vaatlerde bulunarak öncelikle Dersim’den koparmak istemiştir. Bu görüşmeler sırasında öncelikle gözlerini boymak için özel hazırlanmış karşılama yöntemi, misafir ederken özel ziyafet hazırlama ve büyük miktarta Toprak ve arazi teklifleri, yetki ve makam teklifleri ile satın alamya çalışmıştır. Satın alamayınca en yakınındaki kişileri düşürerek onları öldürtme yöntemini kullanmıştır. İşte Saan beye karşıda böyle bir yönteme baş vurulmuştur. Soykırım operasyonu öncesi Abdullah Alpdoğan, Saan beyle görüşerek kendisine Elazığ sınırları içindeki Mornik’i vermeyi teklif ettiği biliniyor. Kendisiyle yapılan bu görüşmede direnişten koparılmayacağı anlaşılınca Xide Pirç kozu böylece devreye konuyor.

Dersim’de 1937 yılında Türk devletiyle Kürtler arasında eşit olmayan bir savaş yürütülüyordu. Kimyasal silahda dahil her türlü Askeri, teknik hazırlık yapılmıştı. Türklere karşı, direniş kararı alan aşiretler hem çatışıp hemde, çoluk çocuk ve kadınlarıda koruma gibi bir görevle karşı karşıyaydılar. İşte savaş bu şartlarda yürütülüyordu. Aylarca süren direniş sonrası Haziran ayında Saan beyin bulunduğu hatta direniş kırılınca Saan bey Seyit Rıza’nın yanına, Doğu Dersim’e geçer. Türkler askerleri ve  ajanlarıda sürekli Seyit Rıza’nın yerini öğrenmeye çalışır. Kendisinin daha önce öldürüleceğini düşünen Seyit Rıza, Saan beyi Koruma amaclı ayrılmalarının uygun olduğunu söyler, ve Saan bey, Amcası Alişan bey yanlarındaki adamlarla birlikte Seyit Rıza’nın yanından ayrılarak batı Dersim’e geçerler.

Dersim’in katili Abdullah Alpdoğan’ın örgütlediği Xide Pirço (Pırço oğlu Hıdır)’nun hain planını uygulayacağı zamandır artık. Saan beyin üvey kardeşi olan Xide Pirç, kaleş planını uygulamak için yanına aldığı Xide Lil ile birlikte tek yapması gereken doğru anı beklemektir. Bazı sözlü anltımlarda Xide Pirço’nun yanlız gittiği Xide Lile’nin zaten Saan beyin grubunun içinde olduğu dile getirilir. Tarih 28 Ağustos 1937’de Xidê Pirç, Saan beyle birlikte kaldıkları Baliqan bölgesinde Saan beyin uykuda olduğu bir sırada onu kalleşce öldürür. Birgün sonrada (bazı anlatımlarda aynı gün olduğuda dile getirilmekte) Amcası Alişan beyde Bespixar’da Pirçonun ortağı Xidê Lile tarafında öldürülür. Cesetler Hozat’ta Muhafız Alay komutanı İsmail Hakkı Tekçe’ye teslim edilir.

Sözlü anlatımların neredeyse tümünde Saan bey ve Amcasının öldürlüdükten sonra kesilen başları Muhafız Alay komutanı İsmail Hakkı Tekçe’ye teslim edildiği yönündedir. Fakat bu aktarımlarda bir yanlışlık veya eksiklik olduğu görülüyor. Bilindiği gibi Saan bey öldürüldükten sonra Amcası Alişan beyle Hozat’ta vücut bütünlüğü bozulmamış halede çekilmiş fotografı günümüze kadar ulaştı. O zaman soru şu; Xidê Pirç, Saan beyi öldürüp başını kesip Hozat’ta götürüp Türk devlet görevlisi İsmail Hakkı Tekçe’ye teslim ettiyse, sözünü ettiğimiz bu fotoğrafı kim çekti?

Fotograf: Hasan Saltık arşivi

Saan Bey ile ilgili Anlatımlarda Yanlış ve Doğrular

Saan bey ile ilgili anlatımlarda yanlış ve doğru olan noktalar var. Xidê Pirço’nun Saan beyi uykudayken öldürdüğü doğrudur. Özelikle Dersim’in Katili Abdullah Alpdoğan tarafından Xidê Pirço’nun satın alındığı ve bir ajan olarak Saan beyin Grubunun içine gönderildiği doğru. Yanlış olan nokta; Saan beyin başını kesen Xidê Pirç değildir. Türk askerleridir.

Xidê Pirç Saan beyi uykudayken öldürdükten sonra vücut bütünlüğü tam halde Xozat’ta İsmail Hakkı Tekçe’ye teslim ediyor. Yukardaki fotografta bunu çok net görebiliyoruz. Saan bey ve bir gün sonrada Xidê Lîle tarafından öldürülen Amcası Alişan beyin fotoğrafları çekildikten sonra Türk askerleri tarafından barbarca başı kesilir.

Tabi şöyle bir ihtimalde var, Türk askerleri Xidê Pirço’dan cesteleri teslim aldıktan sonra başlarını ona kestirmiş olabilirler. Türk askerleri Saan beyin kesik başıyla poz verip fotoğraf çektikten sonra Hozat’ta halka korku vermek için günlerce teşhir ederler. Türk askerlerinin Saan beyin kesik başı ile verdikleri pozun fotografıda günümüze kadar ulaştı. Saan beye saygı açısından bu fotografı kullanmayı uygun görmüyorum.

Bildiğiniz gibi bir süre önce Mahsuni Gül’ün FAM yayınlarından çıkan “Bir Askerin Günlüğünde Dersim 1938” adlı kitapta 1938’de Dersim’de askerlik yapmış bir askerin günlüğü deşifre edilmişti. Günlükte asker; “Hergün kafa kesiyorduk” diye itirafta bulunuyordu. Türk devletinin bugün eğitip  destek verdiği İŞİD dünyanın gözleri önünde yaptığı barbarlığı Türk Devleti 1937 ve 38’de Dersim’de Kürt halkına karşı barbarca uygulamıştır.

Saan beyin katili Xide Pirç görevini tamamlayıp Hozat’tan döndükten sonra Amcası Hasan bey (Kardeşi olduğuda dile getirilir) tarafından öldürüldüğü ve intikamının alındığı anlatılırdı. Fakat elimizde olan ve  Abdullah Alpdoğan tarafından yazılmış 1938 Tarihli bir belgede durumun böyle olmadığını öğreniyoruz. ”4’üncü U. Müfettişi Tunceli Vali ve kol Abdullah Alpdoğan” imzasıyla Elazığ’a gönderilen 22/4/ 1938 tarihli raporda Xide Pirçoyla ilgili bilgi aynen şöyle aktarılmakta.

”  Dahiliye Vekâletine

     Elazıg Müfettişlik

Daçatta bulunan Hozat’ın torot köyünden Alişan oğlu Veli ve pakire köyünden Haydar oğlu Hasan ile Ovacığ’ın Palikan Köyünden Huri oğlu Memo 21/4/938 günü Hozat’ın Çölekrek (Haritada yoktur Maden köyünden iki kilometre cenubundadır.) köyünde oturan ve Şahinle Şahinin amucası Alişanı öldürmekten ilgili bulunan Birco oğlu Hıdırşile kardeşi Memoyu bu kan davasından dolayı öldürmek maksadiyle bunların evini sarmış oldukları haberi üzerine Hozat’ın Torot karaoğlan ve dirik karakollarından tahrik edilen sabit Jandarma Müfrezeleri vaka mahalline varmışlar ve bu üç kişiyi mükerreran ateş teati etmek suretiyle  Maden şarkına sincik dağlarına doğru takip etmişlerse-de  karanlık bastıktan sonra izlerini kaybettiklerinden bu  müfrezeler gece karakollarına dönmüşlerdir

Sözlü anlatımlarda dile gelen Saan beyin ”amacası” veya ”kardeşi” Hasan bilgisinin yanlış olduğunu öğreniyoruz. Anlatımlarda dile gelen ”Hasan” Saan beyin amcası Haydar beyin oğlu Hasan’dır. Roporda belirtilen ”Alişan oğlu Veli” Saan beyin amacası Alişan beyin oğlu olduğunu öğrenyoruz.

-Son olarak

Saan bey ve Amcası Alişan beyin barbarca öldürülmeleri Özelikle Saan beyi oğlu gibi seven Seyit Rıza’yı Derinden etkiler. Dedem Hesê Keleş (Hasan Çorak) o anı şu sözlerle dile getirirdi; ”Eki xebere Saan Axa ama Seîy Rıza berba vat; Vax, vax şîkîya dîyaxê peşta ma şîkîya . Ez kotira bizane bî hen beno, mi kî bizane bî çire vatene meso. Mi vat desbe kî ezu miron, çuka bebextîne her roj beyê midi bî ” (Saan Ağanın öldürülme haber, gelince Seyit Rıza ağladı ve şöyle dedi; ‘Ah ah kırıldı belimizin direnci kırıldı. Ben bilseydim böyle olacak gitme derdim. Ben öyle sandım ki önce ben ölecem.çünkü ihanet hergün peşimdeydi.” Ve dedem devam ederdi; ”Saan Axa je koye bî. ha ju koye rijîya ha Saan Axa mirîya.”  (Saan Ağa dağ gibiydi, ha Saan axa ölmüş ha bir dağ yıkılmış.)

Gerçektende Alişer eşi Zarife hatun ve hemen arkasından Saan beyin barbarca öldürülmeleri Dersimlilerin içinde koca bir dağın yıkılması etkisi yapar. Adeta Kürt halkın Dersimdeki direnişin tılsımı kırılır. Ve bu olayı Dersim’in Dengibejlerinden annemin dayısı Hese Qaj’in (Hasan Tan) Saan Bey üstüne yaktığı ”Saane Mi” Ağıtının son bölümünde şöyle dile getirir;

”Ax de bîye bîye  Saane mi bîye / Ah oldu oldu Şahan’ım oldu

Saane mi ke merdo nemerdo (şiyo, nêşiyo) / Şahan’ım ölmüş ölmemiş (gitmiş gitmemiş)

Şîkîyo thilsimê Kirmancîyê / Kırılmış tılsımı Kürtlüğün

Pane pane Saane mi pane  / Sık Sık Şahan’ım sık (Pane: silah sıkmak veya patlatmak)

Eskere Misto korî amo ma qirkeno / Kör Musto’nun askerleri gelmiş bizi katlediyor

Cigera mi pane / Yüreğim sık

Eskere Misto Korî amo ma qirkeno / Kör Musto’nun askerleri gelmiş bizi katlediyor

Mecal ci mede pane /  Kuvvet  (Aman, fırast) verme  sık”

Saan Bey Kimdir?

Saan bey Dersim Bextiyar Aşiret lideri Usıv (Yusuf) beyin oğludur. Doğum tarihine ilişkin henüz resmi bir belge ortaya çıkmadı, Dersim’de öldürülen en genç Aşiret lideridir. *Sözlü anlatımlarda, öldürüldüğü zaman 21, 22 yaşlarında olduğu dile getirilir. Bu bilgiyi esas alırsak 1914 ve 1915 doğumlu olduğunu söyleyebiliriz. Saan bey eğitimli biridir, Öğrenimini Elazığ’da tamamlar. Kürtçe’nin her iki lehçesinde konuşan Saan beyin çok kibar, mütevazi ve güven veren kişiliği yanında gözü pek, korkusuz, çok cesur biridir. Askeri taktik konularında da çok yetenekli bir insandır. kalleşce katledildiği 28 Ağustos 1937 tarihine kadar yıllarca Türklere karşı Dersim’de çok başarılı Gerilla savaş taktikleri uygulamıştır.

Belgeler:

Belge 1) Baxtiyar aşiret lideri Usıv ( Yusuf) Beyin adamlarına saldırı raporu

Belge 2) Saan beye Maksut Aşiretinden Aydın tarafından yapılan saldırı rapor.

Belge 3) Xede Pirç ile ilgili 1938 yılında Abdullah Apdoğan tarafından yazılmış rapor.

*Dergi yayına hazırlandığı dönem Saan beyin doğum tarihiyle ilgili net bilgiye ulaştım 1917 doğumludur. 28 Ağustos 1937’de katledildiğinde 20 yaşındadır.

Not: Bu yazı Semah Dergisi’nin 2021 Aralık 54. Sayısında yayınlanmıştır.

Bernamegeh Türkçe / bernamegeh@gmail.com

AYRICA BAKIN

Sürrealizm nedir neyi amaçlar?

Sürrealizm, 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan ve bilinçaltının serbestçe ifade edilmesini amaçlayan bir sanat ve …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!