ZİYARET TEPE

ZİYARET TEPE HÖYÜĞÜ HİKAYESİ VE TARİHİ

Ziyaret Tepe Höyüğü, Diyarbakır ilinin Bismil ilçesi güneydoğusunda, Dicle ve Batman Çayı’nın birleşme noktasının 20 km. batısında, Dicle’nin güney kıyısında yer alan bir höyüktür.

Bölgedeki büyük höyüklerden biri olup, ovadan 22 metre yükseklikte 3 hektarlık bir alandır. Kuzey taraftaki höyüğün (akropol) üç tarafında uzanan “aşağı şehir” ise 29 hektarlık bir alana yayılmıştır. Diyarbakır Arkeoloji Müzesi tarafından Tepe Höyüğü adıyla tescil edilmiştir.

Bununla birlikte Tuşhan’ın esasen Ziyaret Tepe değil Üçtepe Höyük olduğu yönünde görüşler de vardır.

Eski adı Bahremki veya Tepe-yi Barava olan Tepe Beldesi tarihi Asurlulara dayanan eski yerleşim yerlerinin bulunduğu bir beldedir. Ziyaret Tepe’de kazı çalışmalarında, Asurluların Eyalet başkenti olduğu tespit edilmiştir. Eyaletin Adı Tushan idi. Tushan’a ilk yerleşimin beşbin yıl önceye dayanıyor.

M.Ö 900 yılında bölgeye yerleşen Asurluların M.Ö 610 yılına kadar hüküm sürüyor. ‘M.Ö 612 yılında Asur Başkenti Ninova, Babiller ve Medler tarafından istila edildikten kısa bir süre sonra burası da (Tushan) yıkılıyor. M.Ö 612 yılı ve M.S. 15. yüzyıla kadar şehir gibi bir yerleşim yoktu. Ufak tefek yerleşmeler vardı.

İlk kez 1980 yılında Kessler tarafından saptanan höyük, 1989 yılında Guillermo Algaze ve ekibi tarafından ODTÜ, TAÇDAM’ın “Ilısu ve Kargamış Baraj Gölleri Altında Kalacak Arkeolojik Kültür Varlıklarını Kurtarma Projesi” kapsamında araştırılmıştır.

Daha sonra Guillermo Algaze’nin de katıldığı, başkanlığını Timothy Matney’in yaptığı ekip, hem höyükte hem de aşağı şehirde geniş çaplı yüzey araştırmaları yapmıştır. 1989 yılında ise dört farklı alanda manyetik tarama yapılmıştır. Kazılara 2001 yılında Timothy Matney başkanlığında başlanmıştır.

Daha sonra Ziyaret Tepe Höyüğü’ndeki kazılar 2000 yılında başladı ve 12 sezon sürdü. Diyarbakır’ın 60 km doğusundaki Dicle nehri üzerinde yer alan kalıntılar, 30 metre yüksekliğinde bir merkezi höyük ile çevresinde 30 hektar civarında bir alt kasabanın kalıntılarından oluşuyor.

Prof. Timothy Matney tarafından yürütülen proje

Ohio, Akron Üniversitesi’nden Prof. Timothy Matney tarafından yürütülen proje, jeofizik incelemeler ve yüzey araştırmaları ile başladı. Höyükte yapılan çalışmalar sonunda 300 yıl boyunca gelişen büyük bir eyalet sermayesini gösteren yapısal ve eser kalıntıları ortaya çıkarıldı.

Söz konusu tabletin bulunduğu yönetim kompleksi yapısı, çivi yazısı tabletler için olağanüstü bir arşiv oluşturdu. Kompleksin odalarının zeminlerinde, parçalar halinde 27 çiviyazılı tablet bulundu. “Tabletlerin içeriklerinde tahıl hareketleri, köle ödünç listeleri, personel listeleri, insanların yeniden yerleşimi ve askeri memurların sayısı ve onların tarımsal varlıklarını gösteren listeler sayılabilir.”

Ancak tabletlerin çoğunda, uzaktaki çiftliklere teslimatlar, borçlar ve ödemeler gibi arpaların alım satım işlemleri yer alıyor. Bu tabletler, MÖ 614 ila MÖ 611 yılları arasına, yani Ninova’nın çöküşü dönemine tarihleniyor. Ninova, Dicle Nehri’nin doğu kıyısında bulunan ve bir dönem Asur imparatorluğunun başkentliğini yapan bir şehirdi.

2,500 yıl öncesine ait unutulmuş bir dil bulundu

Kültür Bakanlığı’nın desteklediği proje, Dr. Macginnis dışında, Akron Üniversitesi’nden Doç. Dr. Timothy Matney, Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu ve Mainz Üniversitesi’nden Dr. Dirk Wicke tarafından yürütülüyor.

Ziyaret Tepe’de yapılan kazılar sırasında birçok kil tablet çıkarılmış ancak bir tanesi hem tarihsel olarak hem de dilbilim açısından çok önemli bir yer teşkil ediyor.

Tablet, kazının yapıldığı höyükte bulunan sarayın alt kısmından çıkarılmış.

Macginnis, tablette ismi geçen 60 kadının Assur İmparatorluğu, Zağros dağları etrafındaki bölgeyi istila ettiğinde oradan getirilen ve sarayda çalıştırılan kadınlar olduğunu düşünüyor.

Tablet iki yıl önce çıkarılmasına rağmen şifresinin çözülmesi zaman almış.

Assurca çivi yazısının şifresinin yüzyıldan fazla bir süre önce çözüldüğünü dolayısıyla tabletin üzerindeki yazıların okunabildiğini belirten Macginnis, kadın adlarının bir iki tanesi dışında geri kalanının bölgede bilinen dillerle hiçbir benzerlik taşımadığını ve bilinmeyen bir dil olduğunu söylüyor.

Macginnis’e göre, iki yıl boyunca üzerinde çalıştıkları bu dil, hakkında herhangi bir bilginin mevcut olmadığı Assur İmparatorluğu’nun doğu bölgesine ait olabilir.

Çalışmalar bu dilin 2,500 yıl öncesine ait unutulmuş bir dil olduğunu gösteriyor.

Yerleşim, Yaşam ve Mimari

Orta Asur İmparatorluğu’nun Geç Tunç Çağı boyunca Yukarı Dicle yönünde genişlemesiyle Ziyaret Tepe’de iskan, ilk kez aşağı şehrin büyük bir bölümüne yayılarak neredeyse 32 hektarlık alana ulaşmış ve küçük de olsa bir kent haline gelmiştir. Bununla birlikte Erken Demir Çağı’nda yerleşim daralmıştır.

Aşağı şehir muhtemelen terk edilmiştir. Bölgede Geç Demir Çağı’na karşılık gelen Geç Asur Dönemi’nde ise yeniden bir “hızlı kentleşme” görülür. Geç Asur seramikleri MÖ 9. yüzyılda höyük ve tüm aşağı şehir surlarının içinde yayılmış durumdadır. Bu durum, MÖ 7. yüzyıl sonlarında Geç Asur İmparatorluğu’nun çöküşünde ya da hemen sonra son bulmuş görünmektedir.

Ziyaret Tepe’nin, Asur İmparatorluğu’nun Orta Asur (Geç Tunç Çağı) ve Geç Asur (Geç Demir Çağı) dönemlerinde (MÖ 1.300 – 600, Dicle kıyısındaki üç büyük sınır kentinden biri olduğu görülmektedir.

Bu bağlamda Asur kayıtlarında geçen Dicle bölgesinin merkezi garnizonlarından olan Tuşhan’ın Ziyaret Tepe olduğu düşünülmektedir.

Geç Asur Dönemi’nde eyalet başkenti olan Tuşhan, bazı kaynaklarda Tushu ya da Tusha olarak geçmektedir. Geç Asur Dönemi tabletlerinden Tuşhan Eyaletinin, MÖ 9.-7. yüzyıllarda imparatorluğun en önemli kuzey eyaleti olduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan Ziyaret Tepe kazılarında ele geçen 21 adet çivi yazılı kil tabletin bu durumu gösterdiği ileri sürülmektedir.

Mari kayıtlarında kentin adı, hem ülke anlamına gelen “kur”, hem de kent anlamında “uru” tanımlayıcılarıyla yazılmıştır. Ziyaret Tepe’de bulunan ve MÖ 620-610 yıllarına tarihlenen kil tabletler, kentin düzeni ve işleyişi ile ilgili konulardadır. Tabletlerden, Tuşhan’ın bir vergi toplama ve tahıl silosu işlevi gördüğü anlaşılmaktadır.

Höyüğün doğu yamacında, kerpiç bir platform üzerine 450 metrekarelik alanda inşa edilmiş bir yapı kalıntısı ortaya çıkarılmıştır. Geç Asur Dönemi’ne tarihlendirilen bir kamu binasıdır.

Orta Asur Dönemi yapısı olduğu anlaşılan oldukça büyük bir konut ayrıca ilginçtir. Parke döşeli bir sokaktan girilen konutun duvarları kırmızı kil kerpiçten 1,5 metre kalınlıkta inşa edilmiştir. Girişteki oda ya da avlu 5,5 metre derinlik ve en az 22 metre genişliktedir. Buradan geniş, parke döşeli bir avluya geçilmektedir. 12 x 13,5 metre boyutlarındaki bu avlu zeminini kaplayan mozaiklerin büyük bölümü iyi korunmuş durumdadır.

Ziyaret Tepe-Asur İmparatorluğu’nun Anadolu Sınırlarını Keşfederken” kitabı

“Diyarbakır ili Bismil İlçesi Tepe beldesinde bulunan, Ziyaret Tepe-Asur İmparatorluğu’nun Anadolu Sınırlarını Keşfederken” kitabının İngilizce çevirisi Londra’da tanıtımı yapıldı.

Kitabın 18 yıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu belirten Dori Kiss Kalafat, “Aslında bu Ilısu Barajı’ndan dolayı bir kurtarma kazısıydı. Kazı tamamlandıktan sonra kitap haline dönüştü. Kitabın özelliği şu, Ziyaret Tepe, Asur medeniyetinin en batı ucundaki Tuşhan kentinin hikâyesini anlatmakla beraber, aslında bir arkeolojik günlük. anlatıyor.” diye konuştu

Ziyaret Tepe, Ilısu barajı tehdidi altında

Kazı çalışmalarının devam ettiği bu bölgenin alt taraflarının Ilısu barajının tamamlanmasının ardından sular altında kalacak.

Kültür Bakanlığı’nın desteklediği proje, Dr. Macginnis dışında, Akron Üniversitesi’nden Doç. Dr. Timothy Matney, Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu ve Mainz Üniversitesi’nden Dr. Dirk Wicke tarafından yürütülüyor.

Türkiye’nin bu bölgede kazı yapmalarına izin verdiğini ve bunun çok mühim bir adım olduğunu belirten Macginnis, yıllardır sürdürdükleri çalışmada alanın büyük bir kısmını incelediklerini ama hala incelenecek çok şey olduğunu söylüyor.

Her ne kadar modern bilimsel teknikler kullanılsa da bu oldukça sınırlı ve muhtemelen alanın sadece yüzde biri kazılmış.

Macginnis’e göre Ziyaret Tepe büyük bir imparatorluğun önemli bir kenti; buradan başka tabletlerin çıkma olasılığı da oldukça yüksek.

Ilısu Barajı, binlerce insanı yerinden etmenin yanısıra bölgedeki tarihi kalıntıları yok edecek ve ekolojik dengeyi ciddi bir hasara uğratacak olması nedeniyle tepki görüyor.

2009 yılında Almanya, İsviçre ve Avusturya Ilısu barajının toplumsal ve çevresel sonuçları nedeniyle projeyi finanse etmeyi bırakacaklarını açıklamışlardı. Ancak baraj yapımı, yerel kredilerle sürdürülmeye devam ediliyor.

Ilısu Barajına karşı kampanya yapan gruplar, Hasankeyf ve Dicle Vadisini’nin UNESCO tarafından belirlenmiş 10 kriterin 9’unu doldurduğunu ve UNESCO Doğal ve Kültürel Miras listesine dâhil edilmesini talep ediyor.

Bernamegeh Türkçe

AYRICA BAKIN

Şovenizmin tehlikeleri nelerdir?

Şovenizmin bir dizi tehlikesi vardır ve bunlar genellikle toplumlar arasındaki ilişkileri bozabilir, barışı tehdit edebilir …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!