DEMİRCİ KAWA

DEMİRCİ KAWA EFSANESİ

Demirci Kawa, acımasız ve zalim hükümdar Dehak’a başkaldıran, Kürt mitolojisinde yer alan bir kahramanın öyküsüdür. Hikâye, ilkin Fars şairi Firdevsî’nin eseri Şehnâme’de geçmiştir.

Efsane ayrıca Zerdüştlüğün kutsal kitabı Avesta’da ve antik dönem Fars mitolojisinde yarı şeytan bir Babil kralı olarak anlatılmıştır.

Kürtler’de Newroz Bayramı’nın dayandığı Demirci Kawa Efsanesi’nin birkaç değişik uyarlaması vardır. Bunlardan en çok anlatılan ikisi aşağıdaki gibidir:

Demirci Kawa Efsanesi’nin 1. Uyarlaması

1. Uyarlamaya bakılırsa Demirci Kawa efsanesi şöyledir; Bundan oldukça eski zamanlar öncesinde, daha yeryüzünde kimsenin olmadığı dönemlerde Zervan isminde tanrının iki oğlu olmuştur.

Birinin ismi Hürmüzdür, bolluk ve ışık saçan anlamındadır. Diğerininki ise Ehrimandır, fenalık ve kıtlık saçan anlamına gelir.

Ahura Mazda’nın kutsadığı topraklarda Hürmüz hep iyinin ve uygarlığın temsilcisi, Ehriman da onun tam karşıtı kötülüğün temsilcisidir. Hürmüz, dünyada kendisini temsil etmesi için Zerdüşt’ü gönderir ve yüreğini sevgi ile doldurur. Zerdüşt ise buna mukabil oğullarını ve kızlarını Hürmüz’e armağan eder.

Ehriman bu durumu kıskanır ve yüzyıllar sürecek olan iyilerle savaşına başlar. Tüm iyilere, Zerdüşt’ün soyuna ve iyiyi temsil eden her şeye Medya (Kuzeybatı İran) coğrafyasındaki hayatı çekilmez bir duruma getirir.

Ehriman ara sıra gökten ateşler yağdırır, ara sıra fırtınalar koparır ve iyilere hep zulüm eder.

En nihayetinde da içerisindeki nefreti ve fenalık zehrini zalim Kral Dehak’ın beynine akıtır ve onu bir bela olarak İran halkının üstüne salar. Dehak’ın bilmiş olduğu tek şey fenalık etmektir.

Zalim Dehak halkının kanını emerken beynindeki zehir bir ura dönüşür ve onu ölümcül bir hastalığın pençesine sürükler. Dehak acılar içinde kıvranarak yataklara düşer ve hastalığına hiçbir çare bulanamaz.

Doktorlar acılarının dinmesi, yarasının kapanması ve hastalığının iyileşmesi için yaraya genç ve çocukların beyinlerinin sürülmesi gerektiğini söylerler.

Böylece İran coğrafyasında aylarca hatta senelerce devam eden bir kırım başlar; her gün zorla ebeveynlerinden alınan iki gencin kafası kesilip beyinleri merhem olarak Dehak’ın yarasına sürülür. Halk biçare ve kuvvetsiz düşmüştür.

Gençler katledilirken sıra, daha önce bu biçimde 17 oğlunu yitirmiş olan Kawa adındaki demircinin en küçük oğluna gelmiştir.

Her gün ergenler Dehak’ın askerleri tarafınca başları kesilmek suretiyle götürülürken Kawa’nın aklına isyan fikri gelir ve bu isyan fikrini çevresinde güvendiği birkaç kişiye anlatır.

Demirci dükkanında demirden cenk malzemeleri olarak Gürz-ü Kember, Kér şeklinde araçlar yapar ve bir yandan da isyan için etrafındakileri eğitir. Örgütlediği hareketi yavaş yavaş yayılmaya başlar.

Mart ayının 20’sini 21’ine bağlayan gece zalim Dehak’a karşı direniş ve mücadele başlar. O gece kralın sarayı isyancılar tarafından ele geçirilir.

Bu direniş Dehak’ın egemenliğindeki tüm topraklarda sürer. Direnişçiler dağlarda ateş yakarak haberleşirler. Direnişin sonucunda Kawa’nın halk hareketi Dehak’ı ve yönetimini devirir. Sevinçle dağlara koşan halk bu ateşlerin çevresinde mutlu bir şekilde oynamaya başlar.

Bir öteki söylentiye göre de Kawa, 20 Mart’ı 21 Mart’a bağlayan gece sabaha kadar demir ocağının başında sabahlar ve oğlunu zalim Dehak’ın katlinden kurtarmak için çareler düşünürken imdadına göğün yedinci katındaki iyiliğin temsilcisi Hürmüz koşar.

Hürmüz, Ninova’lı Kawa’nın yüreğini sevgi ve umutla doldurur ve bileğine güç, aklına güç verir. Ona Zalim Dehak’tan kurtuluşun yolunu gösterir.

21 Mart sabahı, Kawa oğlunu kendi eliyle Dehak’a teslim etmek ister ve kötülüğün kalesi olan Dehak’ın sarayına gider. Oğlunu Dehak’ın huzuruna çıkarırken yanında getirmiş olduğu çekiciyle Dehak’ı öldürür. Dehak’ın cesedi Demirci Kawa’nın önüne düş ve kötülüğün gücü yok olur.

Kısa zamanda tüm Ninova ve bölge halkı isyan eder. Ateşler yakarak saraya yürürler. Kawa, demir ocağında çalışırken giydiği yeşil, sarı, kırmızı önlüğünü isyanın bayrağı, ocağındaki ateşi ise hürriyet sembolü olur. Ninova ateşler içinde yanarken kurtuluş coşkusu günlerce devam eder.

Dehak’tan kurtulanlar 21 Mart’ı özgürlüğün, barışın ve kurtuluşun bayramı olarak kutlar. Demirci Kawa; isyan kahramanı, Nevruz ise; direniş ve isyan günü olarak tarihe geçer.

Demirci Kawa Efsanesi’nin 2. Uyarlaması

Bir öteki Kawa efsanesine gore, 2500-2600 sene öncesinde Zuhak (Bazı kaynaklara bakılırsa Dehak) isminde Asurlu oldukça fakat oldukça zalim bir kralın tebasında yaşayan Kawa isminde bir demirci vardı.

Bu kral tam bir zalimdir ve efsaneye göre her iki omuzunda da birer yılan bulunmaktadır. Bu iki yılanı beslemek için her gün halktan iki çocuğu sarayına kurban olarak getirtip aşçılarına beyinlerini yılanlarına yemek olarak verdiriyordu.

Böylelikle bu zalim ve acımasız kral ilkbaharın gelmesini engellemektedir. En nihayetinde bu zulümden bıkan ve bir şeyler yapmak isteyen Armayel ve Garmayel isimli iki şahıs kralın sarayına aşçı olarak girmeyi başarırlar.

Kralın yılanlarını beslemek için beyinleri alınarak öldürülen çocuklardan birini öldürüp diğerinin ise gizlice saraydan kaçmasına yardımcı olurlar. Böylece yılanlara verdikleri koyun beyinleriyle her gün bir çocuğun kurtulmasını sağlamış olurlar.

İşte bu kaçanların Kürtlerin ataları olduğuna inanılır. Kaçan çocuklar Kawa isimli demirci tarafından direniş için eğitilerek bir ordu haline getirilirler.

Kawa’nın önderliğindeki bu ordu bir 20 Mart günü zalim kralın sarayına saldırır ve Kawa, kralı çekiç darbeleri ile öldürür.

Kawa etraftaki bütün tepelerde ateşler yakar ve yanındakilerle beraber bu mutlu zaferi kutlar. Kürt halkı zalim kraldan kurtulur ve ertesi gün ilkbahar gelir.

Bernamegeh Türkçe

AYRICA BAKIN

HÜSEYİN CEVAHİR KİMDİR

Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’nin önde gelenleri arasında yer alan ve THKP’nin iki kere düzenlenen Genel …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!