Mem–û Zin destanında, Cizre beyi Mir Zeynuddin’in kız kardeşi Zin ile Divan katibinin oğlu olan Mem arasında geçen aşk öyküsü konu ediliyor. Erkek kıyafetinde gezmeye çıkan Zin‘in, Mem ile sokakta birbirleriyle karşılaşmasından sonra başlayan büyük ve kutsal aşk anlatılır.
Destanın geçtiği yer Şırnak’a bağlı Cizre ilçesidir. Destanlar şehri Cizre Dicle ırmağının sağ kıyısında deniz seviyesinden 400 m. kadar yüksekte kurulmuştur. Tarihsel rivayetlere göre Cizre’deki yerleşimlerin geçmişi Nuh Tufanı öncesine dayanır. Cumhuriyet döneminin başından itibaren Mardin iline bağlı bir ilçenin merkezi iken 16 Mayıs 1990’da Şırnak’a bağlanmıştır. 460 kilometrekarelik bir alan ile Şırnak ilinin en küçük ilçelerinden biridir.
Cizre’nin en eski ismi Kardu Rahipliği anlamına gelen “Kardu Gazarta” dir. Modern Kürt kelimesinin en eski yazılış biçimi Kardu’dur. Persler Gazarta ve Bazibda, Abbasiler onların Şehir Yöneticisi Omar olduğundan Djasirat-ibn ʿUmar (Cezire-i İbn-i Ömer) ve daha sonra Cizîra Botan ismi verilirdi. Akkoyunlular Cizre’ye Ceziretuşşeref derlerdi. Cezire Arapça’da “ada” anlamına gelir, çünkü Dicle nehri burada kıvrılır, bir su adası gibi bir alan oluşturur. Şehir 16. yüzyıldan itibaren günümüzde olduğu Cizre adıyla anılmaya başlamıştır.
Ehmede Xanî, Mem û Zin’i ‘Memê Alan Destanı”ından esinlenerek yazmıştır. Memê Alan destanı, ilk önce 1890 yılında, A. Socın (Sosen tarafından) Almanya’nın Petresburg, şehrinde toplanır. 1903 yılında Almanya’da A. Von Le Coq tarafından derlenir. 1906-1909 Oscar Mann tarafından Berlin’de, 1926 yılında Hugo Makas (Makaş) tarafından Leningrad’da derlenerek Avrupalı okuyuculara sunulur.
Ehmede Xanî, 5+5 hece ölçüsüyle Kurmanca lehçesi ile Mem û Zîn Mesnevisini yazmıştır. Ehmede Xanî, 2655 beyitten oluşan eseri, Cizre’de 1690-1695 yılları arasında efsaneden ve kendi fikirlerinden yola çıkarak meydana getirmiştir.
O dönemde yazılmış eserlerin Arapça ve Farsça’nın etkisi altında kaldığı görülmektedir. Mem û Zîn’de de bu etkiyi görmekteyiz. Xanî’nin, ‘Kurmancım, kûh-î kenarî ‘ (Kürdüm, dağlıyım, kenardanım) deyişi, sanırım birçok sorunun cevabı niteliğindedir. O kimse Kürtlerinde bir yazılı eseri olmadığını iddia etmesin diyerek bu eseri vücuda getirmiştir.
Bu eser, ilk olarak Ahmed Faîk tarafından (1143 hicri-1730 miladî) yılında Azeri Türkçesine çevrilmiştir. Sırrı Dadaşbilge, 1969 yılında nesre çevirip, beyitlerini sadeleştirmiştir. 42 yaprak 83 sayfadan meydana gelmiş bu çevirinin ilk sayfası zayidir. Faîk, Ehmedê Xanî’den 35 yıl sonra çeviri yapmıştır. İki ayrı yerden kendisinden bahsetmekte olan Faîk ayrıca gazellerin son beyitlerinde mahlaz kullanmıştır.
İkinci olarak Abdulaziz Halis Çıkıntaş 1906 yılında Türkçeye çevirmiştir. Fakat kitap bir türlü basılamaz. Arapça, Fransızca, Almanca, Rusça başta olmak üzere birçok dile çevrisi yapılmıştır. 1968 yılında M.Emin Bozarslan tarafından Türkçeye çevirilmiştir. Leyla ile Mecnun, Romeo ve Juliyet gibi Mem û Zîn’de dünyanın ölümsüz edebi eserleri arasında yerini almıştır. Bu aşk etrafında Xanî, çağın sosyal, kültürel, dini ve idari durumunu güçlü bir şekilde tasvir etmiş, bölge Botan bölgesi’nın törelerini, bayramlarını (Burada Newroz bayramının yeri oldukça önemli), bayramlarla birlikte av partilerini, kır eğlencelerini kısacası halkın bütün örf, adet ve yaşantısını hikaye etmiştir.
Mem û Zîn’in Hikayesi
Zîn, beyaz tenli, beyin can ciğeriydi. Bey onu çok severdi. Sitî ise esmer, selvi boylu biriydi. Tacdin, Beyin Divan Vezirinin oğluydu. Hikâyenin ana kahramanı Mem ise Tacdin’in manevi kardeşi ve dostuydu. Botan bölgesinde baharın müjdecisi olan Mart ayında (21 Mart Newroz), eğlence ve bayram günlerinde çoluk – çocuk bütün Cizre halkı kırlara çıkar süslenirlerdi.
İşte böyle bir günde Mem ile Tacdin kendilerine kızlar gibi süs verip ve kıyafet değiştirerek şenliğe katılırlar. Şenlik alanına vardıklarında erkek kıyafetli iki kişiyi görürler. (onlar Sitî ile Zîn’di) Onları görür görmez ikiside yere düşüp bayıldılar. Sitî ile Zîn bayan kıyafetli iki erkeği iyice süzerek onlar sezmeden kendi yüzeklerini onların parmaklarına geçirip oradan ayrılırlar. Mem ile Tacdin ayıldıklarında kendilerinin bezgin ve sersem onlduklarını görürler. Bu esnada Tacdin Mem’in parmağında, üzerinde Zîn yazılı mücevheri fark eder, Tacdin Mem’ın parmağına doğru elini uzatınca Mem de onun parmağında bulunan paha biçilmez ve üzerinde Sitî yazılmış olan yüzüğü görür. İkiside Sîti ve Zîn’in ne yapmış olduklarını anlarlar. Sitî ile Zîn dadıları olan Heyzebun’a anlatırlar. Dadıları bir hekim kılığına girerek hasta olan Mem ve Tacdin’in yanına varıp, Sitî ve Zîn’inde onlar gibi yandığını söyler ve yüzükleri geri ister. Tacdin yüzüğü geri verir. Fakat Mem ‘bununla yaşıyorum’ diyerek yüzüğü vermez.
Mem ile Tacdin kalkıp arkadaşlarına durumu anlatırlar. Bunun üzerine Tacdin için Cizre’nin önde gelenleri Cizre Bey’inden Sitî’yi Tacdine isterlerler.
Bey, Tacdin’e Sitî’yi verir. Böylece yedi gün yedi gece düğün yapılır. Aslen Botanlı olmayıp İran’ın bir köyünden (Merguverli) olan Beko, Bey’in kapıcısıdır.
Tacdin Beko’yu hiç sevmez. Bey’e kaç sefer bu adamın kapıcılığa layık olmadığı söyler fakat bey: ‘değirmenimiz onunla dönüyor. Köpekler de kapıcıdırlar’ der. Beko, Bey’in Zîn’i Mem’e vermemesi için ‘Efendim, Tacdin kendi tarafından Zîn’i Mem’e vermiş.’ Bunun üzerine kızan Bey, ‘and içerim ki; Zîn’i eş olarak Mem’e vermeyeceğim’ der. Bey’in ava çıktığı bir günde Mem Zîn’i görmek için bahçeye girer. Mem’i gören Zîn birden yıkılıverir
yere. Bu sırada Mem onu görmez gül ve reyhanları seyrederek şöyle der::
‘Ey gül! Gerçi sen de nazeninsin,
Sen nerde, Zin’in yüzünün rengi nerde?
Ey sünbül! Gerçi senin güzel kokan var,
Reyhan senin için kara yüzlü olmuş.
Fakat siz yarimin zülfine benzemezsiniz.
İkiniz de arsız ve herzecisiniz.
Ey bülbül! Gerçi sen de aşk adamısın,
Kırmızı gül mumunun pervanesisin.
Benim Zîn’im senin kırımızı gülünden daha şendir.
Benim bahtım da senin talihinden daha karadır.’
Mem bunu söyledikten sonra Zîn’i görür ve oda orada bayılır. Ava giden Bey, avdan dönünce Mem’i bir abaya sarılmış bir şekilde bahçede görür. Mem ‘Beyim, biliyorsunuz ben hastayım canım sıkıldı gezeyim derken sonra kendimi burda buldum’der. Bey’in yanında bulunan Tacdin abanın altında Zîn’in saçlarını görür, durumu anlayan Tacdin Bey’i ikna ederek divana doğru götürür. Daha sonra eve gidip Sitî ve çocuğunu evden çıkararak, evi ateşe verir. Böylece Mem ile Zîn’in kurtuluşu için Tacdin evini feda eder. Emsali görünmemiş bir dostluk örneğini sergiler. Beko’nun oyunlarıyla beyle satranç oynamaya ikna edilen Mem başlangıçta ilk üç oyunu alır. Beko Mem’in iyi oynadığını görünce Mem’in yönünü Zîn’e doğru çevirir. Zîn’i görüp
hayallere dalan Mem, Bey’e yenilir. Sevgilisinin Zîn olduğunu öğrenen bey Mem’in zindana atar. Bir seneye yakın zindanda kalan Mem, Zîn’in hasretine dayanamayıp ölür. Mem’in cenazesinin kaldırıldığı esnada Tacdin Beko’yu görüp öldürür.
Beko’nun öldüğünü gören Zîn, bakın hakkında ne düşünüyor:
‘Ey izz ve temkinli şah ve vezir!
Rica ediyorum inatetmeyiniz,
Bu fesat kaynağı hakkında.
Çünkü insanlar ve cinlerin Allahın,
Yer ve göklerin yaratıcısı,
Sevgiyi, sevgilileri verdiği gün,
O zaman buğzu da rakiblere verdi.
Biz kırmızı gülüz, o bizim için dikendir
Biz hazineyiz o bizim için yılandır.
Güller dikenlerin gagasıyla korunur,
Hazinelerde yılanlarla beslenir.
Eğer o olmasaydı aramızda engel,
Aşkımız da buzulur ve zail olurdu.’
Nasıl ki bir gülü diken, hazineyi de yılan koruyorsa, bizim de bekçimiz (köpeğimiz) Beko olacaktır. Diyen Zîn, Mem’in mezarının başında devamlı ağlayarak şöyle der:
‘Ey vücudumun ve canımın mülkümün sahibi,
Ben bahçeyim, sen de bahçıvan
Senin bahçen sahipsizdir
Sen olamazsan onlar neye yarar
Kaşlar, gözler, zülüfler neyedir.
Zülfümü tel tel çekeyim
Sonra yarim sen beni belki değişik görürsün
En iyi hepsi yerinde kalsın
Hakk’a emanetim teslim ediyim.’
Diyerek yapıştığı Mem’in mezar taşında canını verir. Bey, Zîn’i gömmek için Mem’in mezarını açtırarak Zîn’i sarktığı esnada şöyle seslenir:
‘Memo! Al sana yar! der.
Bernamegeh Türkçe
UYARI: Yazıların izinsiz kopyalanması ve Web Sitelerinde yayınlanması kesinlikle yasaktır. Hakkınızda yasal işlemlerin başlatılabileceğini lütfen unutmayın!











