MESUT YILMAZ

MESUT YILMAZ KİMDİR

İlk defa 1983 Türkiye Genel Seçimleri’nde 17. Dönem ANAP Rize milletvekili olarak Meclis’e girdi. 1986-1990 yılları arasında dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından kurulan hükümetlerde Dışişleri Bakanı ve Kültür ve Turizm Bakanı oldu. ANAP Genel Başkanı Yıldırım Akbulut’un istifasının ardından 1991-2002 yılları arasında genel başkanlık yaptı.

Mesut Yılmaz, aslen Çataldere köyünden olan Hemşin asıllı bir ailede 6 Kasım 1947 tarihinde Beyoğlu’nda doğdu. Ortaöğretimine Avusturya Lisesinde başladı ve İstanbul Erkek Lisesinde bitirdi.

1971 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümünden mezun oldu. 1972-1974 yılları arasında Almanya’da Köln Üniversitesi İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesinde yüksek lisans çalışması yaptı. 1975-1983 yılları arasında kimya, tekstil ve ulaştırma sektörlerinde, çeşitli özel şirketlerde yönetici olarak görev aldı.

1983 yılının mayıs ayında kurulan Anavatan Partisi’nde kurucu üye ve Genel Başkan yardımcısı oldu. Aynı yıl Kasım ayında yapılan genel seçimde Rize milletvekili seçildi. Birinci Turgut Özal hükümetinde Bilgilendirmeden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na atandı ve hükümet sözcülüğü yaptı.

1986 yılında Kültür ve Turizm Bakanı oldu. Bu dönemde Türkiye-Federal Almanya ve Türkiye-Yugoslavya ekonomi karma komisyonlarının başkanlıklarını yürüttü. 1986 yılında ANAP içerisinde yaşanan Turgut Özal ile Bedrettin Dalan arasındaki ayrışmada Dalan tarafında olsa da Özal’ı karşısına almamıştır.

İkinci Özal hükümetinde Dışişleri Bakanlığı’na atanan Yılmaz, 1988 yılından sonra Avrupa Demokrasi Birliği genel başkan yardımcılığı yaptı. Yılmaz, Akbulut Hükûmeti’nde de üstlendiği bu görevden 20 Şubat 1990’da istifa etti.

ANAP Genel Başkanı Yıldırım Akbulut’un istifasının ardından 1991-2002 yılları arasında genel başkanlık yaptı. 1995 Genel Seçimleri’nin ardından kurulan koalisyon hükümetinde tekrar başbakan olarak görevlendirildi. 1991-1999 yılları arasında yaklaşık 2 yıl boyunca 3 kez başbakanlık yaptı.

15 Haziran 1991 tarihinde yapılan Anavatan Partisi Büyük Kongresi’nde genel başkanlığa seçildi. Kurduğu hükûmet 5 Temmuz 1991 günü TBMM Genel Kurulu’nda güvenoyu aldı. 20 Ekim 1991 günü yapılan genel seçimlerden sonra ana muhalefet partisi lideri olarak çalışmalarını sürdürdü.

24 Aralık 1995’te yapılan genel seçimler sonrası Anavatan Partisi ile Doğru Yol Partisi tarafından oluşturulan 53. Hükûmet’in başbakanı olarak görev yaptı.

Siyasi yaşamında Avrupa Birliği yanlısı politikalar yürüten, Avrupa Birliği ile ilişkilerin tam üyelik hedefi korunarak
geliştirilmesinin önemini sık sık dile getiren Mesut Yılmaz, 1996’da ANAP Genel Başkanlığı döneminde, ziyarette bulunduğu Budapeşte’de yumruklu saldırıya uğradı ve burnu kırıldı.

“Devleti mafyadan temizleyeceğim” diyen ilk başbakan olduğunu ifade eden Yılmaz, “Bu mesele benim meselem değil. Sizin meseleniz. Eğer ben bu meselenin üzerine gittim diye burnuma yumruk yemişsem, bu yumruk bana değil sizedir.” diyerek saldırıyı değerlendirdi.

3 Kasım 1996’daki Susurluk kazasının ardından ortaya atılan iddialar ve bağlantılar, Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı, Başbakanlık, emniyet ve adli makamlar ile sivil toplum kuruluşları arasında değişik boyutlarıyla araştırma konusu yapıldı.

Mesut Yılmaz’ın başbakan olmasından sonra Susurluk bağlantılı olayların araştırılması için tam yetkili olarak görevlendirdiği Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkan Vekili Kutlu Savaş, raporunu tamamlayarak Başbakanlık’a sundu.

Raporun bir kısmı bizzat Mesut Yılmaz tarafından kamuoyuna açıklandı. Yılmaz, hazırlattığı bu rapor nedeniyle sonraki yıllarda görülen bazı davalarda tanık oldu, raporun dava dosyalarına delil olarak girmesi istendi.

28 Şubat sürecinde mecliste muhalefet milletvekilleri azınlıkta olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından hükûmeti kurmakla görevlendirildi ve Demirel’in eski partisi DYP’den kendine yakın milletvekillerini istifa ettirerek onları Demokrat Türkiye Partisi adı altında toplayıp ANAP-DSP-DTP koalisyonuna (ANASOL-D hükûmeti, 55. Hükûmet) sokmasıyla 20 Haziran 1997’de üçüncü kez başbakan oldu.

25 Kasım 1998’de, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) kendisi ve devlet bakanı Güneş Taner için verdiği gensoru önergelerinin TBMM’de kabul edilmesinden sonra istifa etti. 18 Nisan 1999 tarihinde yapılan genel seçimlerde partisinin büyük oy kaybına rağmen DSP-MHP-ANAP koalisyonunda yer alarak Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı oldu.

3 Kasım 2002 seçimlerinde partisinin %5 oy oranı ile barajın altında kalmasından sonra görevinden istifa etti. Rize’den milletvekili seçilecek oy oranına ulaşmasına rağmen lideri olduğu ANAP %10’luk barajın altında kaldığından milletvekili seçilememiştir.

2000-2002 yılları arasında DSP-MHP-ANAP koalisyonunda devlet bakanı ve başbakan yardımcısı olarak yer aldı. Partisi 2002 Türkiye Genel Seçimleri’nde Meclis’e giremeyince istifa etti.

2007 Türkiye Genel Seçimleri’nde Rize’den bağımsız milletvekili olarak Meclis’e girdi. Bağımsız Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, ATV-Sabah’ın satışı ile ilgili olarak dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın bir kişiye ihaleye katılmama konusunda telkinde bulunduğunu iddia etti.

CHP’nin, ATV-Sabah’ın satışı ile ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensorunun görüşmelerinde sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan Yılmaz, POAŞ ihalesi ve sonrasında yaşanan gelişmeleri anlattı.

Daha önce kendisi hakkında yandaş medya oluşturmak amacıyla ihaleye fesat karıştırma suçu atıldığını, bu iddialarla ilgili 20 ve 21’inci Dönemde soruşturma komisyonu kurulduğunu ve Meclis Genel Kurulu’nun bir karar verdiğini vurgulayan Yılmaz, daha sonra AK Parti ve CHP’nin verdiği ortaklaşa önergeyle Yüce Divan’a sevkedildiğini söyledi.

Mesut Yılmaz, 15 Ocak 2009-2011 yılları arasında ANAP ve Doğru Yol Partisi’nin birleşmesi sonucu kurulan Demokrat Parti’de siyasi yaşamına devam eden Yılmaz, 2004 yılında Yüce Divan’da yargılandı. 13 Temmuz 2004 tarihinde TBMM tarafından, Güneş Taner ile birlikte “Türkbank ihalesi sürecinde malın satımında ve değerinde fesat oluşturacak ilişki ve görüşmelere girdikleri ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanunu’nun 205. maddesine uyduğu iddiasıyla” hakkında Yüce Divan’a sevk edildi.

Türkbank skandalı, 1998’de gerçekleşen ve aynı yıl başbakan Mesut Yılmaz ve kabinesinin düşmesine yol açan siyasi bir skandaldır. Olay, Türk Ticaret Bankası veya diğer adıyla Türkbank’ın özelleştirme sürecinde gerçekleştiği için bu adla anılmıştır.

Korkmaz Yiğit, 12 Kasım’da polise verdiği yazılı ifadede tüm bağlantılarını itiraf etti ve hukuka aykırı iş yaptığını kabul etti. Yiğit’in ifadesinin kamuoyunda yankı bulmasıyla konu siyasete de sıçradı. Skandala Başbakan Mesut Yılmaz ve ekonomiden sorumlu devlet bakanı Güneş Taner’in de karıştığı ortaya çıktı. Yiğit, bunu yapmaya kendisini Yılmaz ve Taner’in teşvik ettiğini, hatta bunun için kamu bankalarından kredi teklif ettiklerini iddia etti. Sonunda Yiğit, tutuklanmış ve hapse mahkum edilmiştir. Bir süre sonra tüm malvarlığını kaybetmiştir.

Skandala karışan başbakana karşı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde soruşturma komisyonu kuruldu. Yılmaz ifadeye çağrıldı ve kabinesi güven oyunu kaybederek 11 Ocak 1999’da düştü.

Meclis komisyonu çok sayıda gazeteciyi dinledikten sonra Yılmaz’ı ihaleye fesat karıştırmaktan suçlu bulan bir rapor hazırladı ancak 1999 genel seçimleri araya girince rapor gündemden düştü ve hasıraltı edildi. 2002 genel seçimleri sonrası hem AKP hem de CHP, Türkbank skandalının çözüme kavuşması için kamuoyu oluşturma yoluna gitti. 9 Aralık 2002’de mecliste Yılmaz ve Taner’i tekrar dinleyecek bir komisyon oluşturuldu. 25 Haziran 2004’te yayınlanan binlerce sayfalık rapor öncekiyle aynı kanıya varıyor ve iki ismin Yüce Divan’da yargılanmasını öneriyordu.

13 Temmuz 2004’te 447 milletvekilinden 429’unun oyunu alan rapor onaylandı. Ancak Yılmaz, Anayasa Mahkemesi’nde yargılanmak istedi. Anayasa Mahkemesi, bunu davanın iki sanık için ayrılması gerektiğini söyleyerek geri çevirse de 27 Ekim günü mecliste yapılan oylamada iki isim ayrı ayrı Anayasa Mahkemesi’ne gönderildi.

Anayasa Mahkemesi 23 Haziran 2006’da Mesut Yılmaz ve Güneş Taner’i Türk Ceza Kanunu’nun 205. maddesi uyarınca görev süreleri içinde ihaleye fesat karıştırmaktan suçlu buldu. Ancak cezaları ertelenmiştir.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, tutukluyken eski başbakan Mesut Yılmaz’ın ‘kumar oynadığı’ ve ‘dayak yediği’ görüntüleri elinde bulundurduğunu, bu sayede de Yılmaz’dan 5 milyon dolar alarak, serbest bırakıldığını öne sürdü. Peker’in iddialarına göre Yılmaz’la anlaşmak için iktidara yakın işadamı Mehmet Cengiz aracı olurken, gazeteci Ertuğrul Özkök de bu süreçte bu işten ‘prim almış’.

Ergenekon operasyonunda İP Genel Merkezi’ne yapılan baskında Mesut Yılmaz’la ilgili şok iddiaların yer aldığı belgelerin ele geçirildiği iddia edildi. Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı’nca hazırlandığı ileri sürülen rapora göre Yılmaz, Güneş Taner ve kardeşi Turgut Yılmaz ile birlikte birçok yolsuzluğa imza attığı öne sürüldü.

Mesut Yılmaz, Cumhuriyet tarihinde Yüce Divan’da yargılanan ilk başbakan oldu.

Yılmaz, 7022 sicil numaralı Galatasaray Spor Kulübü Divan Kurulu üyesiydi. Koyu bir Galatasaray taraftarı ve kongre üyesi olan Mesut Yılmaz, aktif siyasette bulunduğu dönemde çocuklarıyla sık sık sarı-kırmızılı takımın maçlarını takip ediyordu.

Almanca ve İngilizce bilen Mesut Yılmaz, 1976 yılında Berna Yılmaz ile evlendi. Yılmaz çiftinin Yavuz ve Hasan isimli iki çocuğu vardı. Oğlu Mehmet Yavuz, 2017 yılında evinde ölü bulunmuştu.

Yaklaşık 2 yıl boyunca akciğer kanseri sebebiyle tedavi gören Mesut Yılmaz, Mayıs 2020’de beyin sapında tümör saptandı. Tümör nedeniyle de ameliyata alınan Yılmaz’ın o tarihten itibaren tedavisi devam etti. 2 yıl boyunca kanserle mücadele eden 72 yaşındaki Yılmaz, gelişen tıbbi durumlar nedeniyle 30 Ekim 2020 tarihinde hayatını kaybetti.

Hakkında yazılmış kitaplar:

-Faruk Bildirici, Hanedanın Son Prensi (2007)
-Hakan Şanlıtürk, Maratoncunun Molası: Mesut Yıllardan Notlar (2004)

Bernamegeh Türkçe

AYRICA BAKIN

ALİ RIZA AKSOY KİMDİR

Ali Rıza Aksoy, 1966 yılında Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Derviş Çimli Köyü’nde dünyaya geldi. Annesi …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!