SEYFİ QAZİ'Yİ ANLATTI

MAHMUD AĞA, BABASI SEYFİ QAZİ’Yİ ANLATTI

Kürt Cumhuriyeti Savaş Bakanı General Muhammed Hüseyin Han Seyfi Qazi’nin oğlu ve Kürt şair Seyfulquzat’ın torunu olan Mahmud Ağa 1946 yılında Tebriz’de dünyaya geldi. İlk ve orta eğitimini Tebriz’de tamamlayan Mahmut Ağa, 1968 senesinde Şahen Qasimzade ile evlenir. Mahmut Ağa evli ve üç çocuk sahibidir.

Halen Erbil’de yaşayan Mahmud Ağa, Rudaw’a verdiği röportajda 1946 Mahabad Kürdistan Cumhuriyetinde yaşananlara, açıklamalarıyla yeni bir boyut getirerek döneme ışık tutmakta.

Mahmud Ağa;  Mele Mustafa’nın babasına Sovyetlere gitme önerisinde bulunduğunu fakat babasının bunu red ederek “Gelemem, çünkü söz verdim. Ölene kadar Qazi’nin yanında kalacağım”  dediğini belirtmekte.

Sovyetler 9 Mayıs’ta İran topraklarından çekilince 17 Aralık’ta İran ordusu Mahabad’ı işgal ederek Mahabad Cumhuriyeti’ni yıkmıştı. 31 Mart 1947’de Cumhurbaşkanı Qazi Muhammed ve Savunma Bakanı Muhammed Hüseyin Han Seyfi Qazi, cumhuriyetin kurulduğu yer olan Çarçıra Meydanı’nda asılarak idam edilmişlerdi.

Rûdaw TV’de yayınlanan Kawa Emin’in sunduğu “Pencemor” programına konuk olan Mahmud Ağa’nın açıklamalarını sizlere sunuyoruz.

İlkin ailenizden bahsedelim. Dindar bir aileden geliyorsunuz öyle değil mi?

Ailemin tamamı babama kadar da din adamıydı, medrese okumuştu. Babamdan sonra artık aileden din adamı çıkmadı. Ancak okumuş bir aileyiz. Aramızdan şair, resam ve siyasetçiler çıktı. Ben de babam ve Mahabad Kürt Cumhuriyeti tarihini araştırdım. Babamla birlikte Peşmerge olanlara ve o dönemin bilginlerine sordum. Mesela o süreci iyi bilen Eyübi Ağa’ya tüm ayrıntıları sordum. Ailem hakkındaki bilgileri bu şekilde toplamayı başardım.

Dedeniz Seyfulquzat ünlü bir şairdi. Şahen Şah ile ilişkisi olduğu söyleniyor…

Dedem Seyfulquzat çok zenginmiş, geliri çokmuş. Ama her zamanda okuma arzusu içerisinde olanlara de yardım ediyormuş. Özellikle de yazar ve şarilere yardım etmiş. Ünlü şairler Hemin ve Hejdar da anılarında bundan bahseder. Ben İran Şahı Şah Pehlevi’nin dedeme gönderdiği davet mektubunu okudum. Oğlunun düğününe Tahran’a davet ediyor. “Seyfulquzat” ünvanını Şah Pahlevi dedeme vermiş. Ayrıca annemin bir akrabasına da “Seyfululema” ünvanı vermiş.

Dedeniz ne zaman vefat etti?

Mahabad Kürt Cumhuriyeti kurulmadan önce vefat etti.

Cumhuriyet kurulduğunda siz doğmuş muydunuz?

Cumhuriyet kurulduğunda ben 1 yada 2 aylık bebekmişim.

Babanızın Mahabat Kürt Cumhuriyeti’nin kuruluşunda yer almak istemediği belirtiliyor. Neden başlangıçta katılmak istemedi?

Dedemin çok zengin olduğunu söylemiştim. İki büyük kervana sahipmiş. Bu kervanlar Myandaw’dan Merah’a yük getirip götürüyormuş. Merah’tan Sablah’a (Mahabad), oradan Sayn Kala’ya ve Bokan’a kadar tüm ticaret yolları dedemin ve babamın denetimi altındaymış. Bu yoldaki kervanları hırsız ve çetelere karşı koruyorlarmış. Zenginliği nedeniyle babama da Şah Hüseyin diyorlarmış. Babam Kaçarlardan soylu bir ailenin kızıyla evlenmiş. Annem Azerice’nin dışında dil bilmiyormuş. Kimseyi de tanımadığı için babam “ölürsem çocuklarıma kim bakar” endişesi ile siyasete bulaşmıyormuş. Fakat dedem başından beri siyasi meseleler içinde yer almış. İran’ın tanınan siyasetçilerinden Hiyabani ile ilişkisi varmış. Gazetelerde siyasi şiirler yazmış.

Babanızın ticaret yollarını korumak için silahlı güçleri olduğunu söylediniz. Bu silahlı güçler devlete mi aitti?

Hayır. Onlar babamın adamlarıydı. Devlet belli bir ödenek veriydu fakat yolların güvenliği bu adamlardan soruluyordu. Çünkü o dönemde büyük hızsızlık şebekeleri ve çete grupları vardı. O zaman Erbabi Melikan adında anlı sanlı bir çete başı varmış, yol kesermiş.

Qazi Muhammed’in babanızı ikna edemediği söyleniyor. Kürt Cumhuriyeti’ne katılmak için babanızı kim ikna etti?

Duyduğum kadarıyla iki defa babamla görüşmeye gitmişler. Birinci defa ikna olmadığı için gelmemiş fakat ikinci defa şeyh ve din adamları da gitmişler, ikna etmişler.

Burhan şeyhlerinin bir rolü olmuş muydu?

Babam ve dedem Burhan şeyhlerine inanırdı. Hatta babam Haneka’dan geçerken sırtı Hanake’ya dönmesin diye yolu bitirene kadar geri geri gidermiş.

Anneniz babanızdan nasıl söz ederdi?

Annem babam için, “Kürtler içerisinde öyle yiğit yoktu” derdi. Babamın çok modern bir kişi olduğunu, evde tango yaptığını, ayrıca İngilizce, Türkçe, Rusça ve Farsça bildiğini söylerdi.

Babanız bir de Tebriz elçisiymiş. Tebriz’de kimin elçisiydi?

Kürdistan Cumhuriyeti’nin elçisiydi. Tebriz’de babamın sözü geçerdi. Dönemin Azerbaycan Milli Cumhuriyeti Başkanı Pişeweri ile iyi ilişkileri vardı. Pişeweri’nin idam etmek istediği çok kişiyi babamın hatrı için idam etmediği söylenir. Pişeweri babama değer verir sözünü dinlermiş.

Babanız Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nde Savaş Bakanı oldu. Kendisine neden bu bakanlığı verdiler?

Babam çok güçlü ve yiğit biriydi, çok sayıda iyi süvarisi ve adamı vardı. Bir süre Mahabad’daki bir süre de Bokan’daki peşmergelerin komutanlığını yaptı. Bu nedenle Savaş Bakanı görevi verildi.

Babanızın bir askerlik geçmişi var mıydı?

Daha sonra elime bir mektup ve resim geçti. Resimde babam çok genç görünüyor. Fotoğrafın üzerinde Rusça yazı var. Babam henüz çok gençken Rus askerlerle bir devre askerlik eğitimi görmüş.

Babanız arkasında herhangi bir yazılı belge bıraktı mı?

Evet, babam ardında çok belge ve yazı bıraktı. Oğlum şu an Kürt büyüklerini anlatan bir kitap yazıyor. O belgeler de bu kitapta yer alacak. Babamın Azeri bir kıza yazdığı şiirler, dedemin şiirlerinin hepsi oğlumun arşivindeydi. Fakat evlerine hırsız girdi ve para yerine bu belgelerin bazılarını çaldı.

Babanızın Azerilerle ilişkisi iyiymiş. Anneniz de Azeri. Bu ilişki nereden geliyor?

O dönem Azerbaycan gelişmiş bir bölgeydi, orada konsolosluklar ve temsilcilikler vardı. Babam da Azerbaycan’da çok kaldı, oraları gezmeyi çok severmiş. İlk eşi Kaçarlardan Merehan lideri Kelenteri’nin kızıdır. Dedemin de iki eşi vardı. Bunlardan biri Urmiyeli Azerilerden Veciye hanımdır. Diğeri ise Rubabe hanımdır ki o da Tebrizlidir. O dömem otel olmadığı için dedem Tebriz’de ev tutmuş, orada evlenmiş. Babamın Azerilerle iyi ilişkileri dedemden gelmedir.

Peşmerge isminin Kürt Cumhuriyeti’nde mesleği çaycılık olan bir kişi tarafından Qazi Muhammed’e önerildiği söyleniyor. Fakat siz farklı bir şekilde anlatıyorsunuz. Nedir bu hikayenin gerçeği?

Elbette sevmeyenlerimiz de var ve bu nedenle babama karşı olanlar onu küçük düşürmeye çalışıyorlar. Yani bir çaycının devlet toplantılarına katılarak böyle bir isim önermiş olması mantıklı mı sizce? Akıl karı mı bu? Ben Peşmerge kavramının gerçek hikayesini Ayüp Ağa’dan dinledim; zamanında babam ve Qazi Muhammed, Azerbaycan Milli Cumhuriyeti Başkanı Pişeweri ile bir anlaşma imzalamış. Anlaşmaya göre Mahabad’ta okullarda Kürtçe’nin yanında Azerice dersler de olacak, aynı şekilde Tebriz’de de Azerice’nin yanında Kürtçe dersler verilecek. Yine Merahe’ye kadar toprakların hakimiyeti Kürtlere, ondan ötesi de Azerilere kalacak. Pişeweri bir ordu kurarak İran’a karşı savaş başlattı, bazı bölgeleri de ele geçirdi. Anlaşmaya göre nerde savaş olursa Kürtler ve Azeriler birbirlerine yardım edecekti. Peşaweri’nin ordusu İran şahı ile savaşınca babam kendi adamlarını desteğe gönderdi. Babam birgün cephedeki adamlarını, daha doğrusu peşmergelerini ziyarete gidiyor ve durumu soruyor. Babamın peşmergeleri Pişeweri’nin ordusunu şikayet ediyor, “Azeriler 2-3 bin askerle saldıramıyor, korkuyolar. Biz az sayıda savaşçıyla saldırıyor, düşmanı bozguna uğratıyoruz ondan sonra Azeri askerler geliyor” diyorlar. Babam da “yani onlar sizi Peşmerge (ölüme önde gidenler) yapmış. Bundan sonra ben de size Peşmerge diyeceğim” diyor. Böylece o savaşçıların ismi Peşmerge oluyor ve sonra Mahabad’daki Kürt savaşçılara Peşmerge denildi.

Babanız hiçbir savaşa katıldı mı yoksa sadece orduya komutanlık mı etti?

Babam savaşlara bizzat katılmış. Sakız’daki bir savaşta rahmetli Mele Mustafa Barzani ile birlikteymiş. O savaşta Mele Mustafa babamın da generaliymiş, babamın birliğindeki peşmergeler şehit olmuş. Fakat Sakız’daki askeri karargahı kuşatmaya almışlar ve sonunda oradaki tüm askerleri de teslim almışlar.

Babanızın Mele Mustafa Barzani ile arasının iyi olmadığı söyleniyor. Bu doğru mu?

Hayır, bu doğru değil. Babamla Mele Mustafa Barzani hep birlikteymiş. Birlikte çektirdikleri birçok fotoğraf var. Mele Mustafa Barzani’nin peşmergelerinin masraflarını bizat babam karşılamış. Çünkü Kürdistan Cumhuriyeti’nin bir sermayesi yokmuş. Hiçbir devlet Mahabad Kürt Cumhruiyeti’ne maddi destek vermemiş. Kürt Cumhuriyeti’nin general ve üst düzey yetkililerinin sayısız mektubu var yanımızda, babamdan silah ve para desteği talep ediyorlar.

Mahabad çevresindeki aşiretlerin hem Kürt Cumhuriyeti ile hem de İran Şahlığı ile ilişkili oldukları söyleniyor. Bu bilgi doğru mu?

Evet doğru. Eğer aşiretlerin ihaneti olmasaydı İran Sablah’a gelemezdi. Bokan’daki Dimukri ağaları açıkça Pehlevi ile işbirliği içerisindeydiler.

Mahabad Kürt Cumhuriyeti yönetimi bunu biliyor muydu?

Hayır, malesef.

Babanız ve Qazi Muhammed birlikte Tahran’a gidiyorlar. Bu ziyaretin amacı nedir?

Babam ve Qazi, Tahran’da Şah ile görüşmüş ve bazı taleplerini aktarmışlar. Şah da Kürt kıyafetleri ile devlet dairelerine gidilmesi gibi bazı talepleri kabul emiş. Orada babama bir ev bile tahsis etmiş.

Diğer talepler neden kabul edilmedi? Neden idam tercih edildi?

Bazı talepler kabul edilmiş. İdam meselesinden de haberdarım. Şah, mermi patlatırlarsa bile idam etmeyin demiş. Şah’ın mektubunu getiren subayın ismi aklımda değil. O subay, Şah’ın Qazi Muhammed’i, babamı ve arkadaşlarını affettiğini ve bu konuda yazdığı bir mektubu Mahabad’daki rezmareye (yetkiliye) gönderdiğini söylüyor. Mektupta “bırakın evlerine gitsinler” diyor. Fakat yetkili mektubu alıp okuyor ve subaya, “sen bu gece karargaha gitme, bir otele misafirliğe git, yarın gel” diyor. Ertesi gün subay geri döndüğünde hepsinin idam edildiğini görüyor. Haklarında tutuklama kararı bile yok, Şah silahları bırakarak evlerine gidip oturmalarını istiyor. Onlar savaşmayıp silahlarını bırakmışlar zaten. İdamlardan önce Kürt yetkililer Kızıl Cami’de toplanmışlar, Mahabadlılar savaştan yana değilmiş. Sadece Salar Ağa savaşalım demiş. Mangur aşireti de savaş taraftarı değilmiş. Hükümetten söz de almışlar. İdam edilmelerin arkasında Mahabad’daki İranlı temsilci (rezmare) ile Sedri Qazi arasındaki çelişki var. Sedri Qazi o dönem İran Parlamentosu’nda Mahabad vekiliymiş. Orada rezmare ile zıtlaşmışlar ve o da, “Ölmezsem eğer idamınızı göreceğim” demiş.

Qazi Muhammed ve babanız neden o dönem Mele Mustafa Barzani ile Sovyetlere gitmediler?

O dönemde babam ve Qazi Muhammed silah bırakıyor, Mele Mustafa bırakmıyor. Mele Mustafa’yı da onlarla birlikte Tahran’a çağırıyorlar. Annem şöyle anlatırdı; Mele Mustafa evimize gelip babama, “hayat suyu da içseniz onlar eninde sonunda sizi öldürür. Gelin birlikte Sovyetlere gidelim” demiş. Babam da, “Ben Qazi Muhammed’i yalnız bırakamam. Söz verdim ölene kadar yanında olacağım, yeminimi çiğneyemem. Qazi gelirse ben de gelirim” diye yanıt vermiş.

Mele Mustafa Barzani bu konuyu Qazi Muhammed’le de konuşmuş mu?

Evet, konuşmuş. Qazi Muhammed de, “söz verdim, halkımı yalnız bırakmayacağım” demiş.

Peki ne ile yargılandılar?

Babam ve Qazi Muhammed’i yargılayan subay şöyle anlatıyor; “Bir ara kendime geldiğimde baktım ki Muhammed Hüseyin Han Seyfi Qazi bizi yargılıyor. Kimsiniz, nederen geldiniz? Diliniz, kültürünüz, kıyafetleriniz bizimkinden farklı. Buraya neden geldiniz? Neden bizi soruşturuyorsunuz?” En büyük suçlama İran ve Irak’a karşı savaşması için Mele Mustafa’ya silah ve mermi vermeleri ve Sovyet’e gidişlerine yardım etmeleri olmuş.

Babanızın idam edilmeden önce herhangi bir vasiyeti oldu mu?

Evet, anneme bir vasiyetname yazmış. Kime borçluysam ödeyin, kim para yardımı isterse verin ve çocuklarımı Avrupa’ya götür diyor. Ayrıca siyasi içerikli bir vasiyetnamesi de var.

Peki idam edilmeden önce herhangi bir talebi olmuş mu?

Evet, idam edilmeden önce “son talebiniz nedir?” diye sormuşlar. O da, “beni idam ettiğinizde gözlerim kapatmayın” demiş. Onu idam eden asker bunun nedenini kendisine sormuş. O da, “Bu benim son isteğim, kafalarınızın ayaklarımın dibinde olduğunu görmek istiyorum. Bizden ne kadar çok korktuğunuzu yukardan gözlerinize bakarak görmek istiyorum” demiş. O asker günlüğünde ayne şunu yazar; “Nice korkusuz yiğit delikanlıyı idama götürdük ve o an karşılarında dilsiz kaldık.” Babam Seyfi Qazi’yi astıkları urgan kopuyor. Babam kalkıp askerlere, “Şahınıza söyleyin, devletinizin ipi bu urgan gibi çürüktür” demiş.

Eski bir subay aracılığıyla Tahran’dan o döneme ait bazı belgeleri almak istemişsiniz. Neden başarısız oldunuz?

Evet, sora soruştura Çarçıra Meydanı’ndaki idam mangasının kumandanını bulduk. Oğlum kendisi ile konuştu. İdam edilenler ve Mele Mustafa Barzani hakkında yanında önemli belgeler olduğunu söyledi. Fakat belgeleri vermek için Tahran’a gelmemiz şart koştu. Üç ay sonra Tahran’a gittiğimizde verilen adresi bulduk. Bulduk bulmasına da o gün evde taziye vardı. Adam ölmüştü. Taziyeden sonra ailesi ile görüştük. Durumu anlattık. Bize, “Kumandan arşivinden bazı belgeleri ayırmıştı fakat kime vereceğini bize söylemedi” dediler ve bizimle paylaşmadılar.

Bernamegeh Türkçe

UYARI: Yazıların izinsiz kopyalanması ve Web Sitelerinde yayınlanması kesinlikle yasaktır. Hakkınızda yasal
işlemlerin başlatılabileceğini lütfen unutmayın!

AYRICA BAKIN

Şovenizmin tehlikeleri nelerdir?

Şovenizmin bir dizi tehlikesi vardır ve bunlar genellikle toplumlar arasındaki ilişkileri bozabilir, barışı tehdit edebilir …

error: LÜTFEN KOPYALAMAYIN OKUYUN!